89 cesur rekortmen ve Kanatlı ailesi!

Türkiye ahir zamandan geçiyor. Gelir İdaresi Başkanlığı Türkiye’nin Gelir ve Kurumlar vergisinde 100 rekortmen listesini açıkladı. Ancak listede “isminin açıklanmasını istemiyor” ibaresinin çokluğuyla karşılaştık.

22 Ağustos 2025 07:20
A
a
Türkiye ahir zamandan geçiyor. 
Gelir İdaresi Başkanlığı Türkiye’nin Gelir ve Kurumlar vergisinde 100 rekortmen listesini açıkladı.
Ancak listede “isminin açıklanmasını istemiyor” ibaresinin çokluğuyla karşılaştık.
Gelir vergisinde yüzde 79 kişi, kurumlar vergisinde yüzde 32 kurum gibi yüksek oranlarla karşılaştık.
Oysa eski Türkiye’de kişiler ve kurumlar verdikleri yüksek vergilerle övünürlerdi.
Gelirler vergisi ilk 100 listesinde ünlü sanatçıların da yer aldığı “kalbur üstü kişilere” düzenlenen törenlerde plaketler verilir, bu durum kendileri için bir iftihar vesilesi olurdu.
Yeni Türkiye’de bu değişti.
Örnek vermek gerekirse…
2013 yılında 100 kişilik listede 35 kişi adını gizlerken, 2018’de bu sayı 62, 2020’de 67,  2021’de 74 2022’de 76, 2023’te 73, 2024’te 79 kişi gizli liste tercihiyle bu durum zirveye ulaştı.
Bu veriler, gizlilik eğiliminin yeni olmadığını ancak hızla yaygınlaştığını gösteriyor.
Hakkını teslim edelim Eskişehir’in büyük sanayicisi Kanatlı ailesi, Gelir vergisi rekortmenleri arasında yer aldı.
Bununla da kalmadı isimlerini gizleme ihtiyacı duymadı.
Eti Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı, 55, Eti Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Kanatlı Derbil de 96. sıradan listeye girdi.
Hatırlayalım, geçen yıl Eskişehir’de kurumlar vergisinde ETİ Gıda birinci, Gelir vergisi sıralamasında ise 2. olmuştu. Yine Kanatlı ailesinden Gülden Kanatlı Derbil de 3. Sırada kendine yer bulmuş, Defterdar tarafından plaketle ödüllendirilmişledi.
Muhtemelen bu yıl da benzer bir tabloyla karşılaşacağız.
Eskişehir’in yüz akı Kanatlı ailesi kendilerini gizleme ihtiyacı duymadı.
Kanatlı ailesine de bu yakışırdı zaten.
Konudan kopmadan devam edelim.
Eskiden vergi rekortmeni olmak büyük gurur kaynağıyken bugün neden insanlar kendilerini gizleme ihtiyacı duyuyor?
Bunun birkaç nedeni olabilir.
Gizliliğin arkasında güvenlik kaygısı, sosyal ve ekonomik baskılar, mahremiyet isteği, toplum içi itibar endişesi ve şeffaflığa duyulan güvensizlik sıralanabilir.
Ancak geldiğimiz noktada şunu söylemek mümkün:
Artık para kazananlar bununla gurur duymaktan, duyulmandan, bilinmesinden imtina ediyorlar.
Yeni Türkiye gerçeği bu.
Yazık.
 

Sarı sendikacılıkta zirve!

 Kamu çerçeve protokolünde savunma sanayi işçilerinin taleplerini, ağır ekonomik sorunlarını hükümete yaranmak için görmezden gelen TÜRK-İŞ Konfederasyonu ve Türk Harb-İş Sendikası Genel Merkezi sarı sendikacılıkta zirve yaptı.
Neden mi?
Nedenini Türk-İş’e bağlı Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak, şu sözlerle açıklıyor:
“Bizlerle görüşmeyen Genel Merkez yöneticilerimiz, üyelerimizin mağduriyetini ve taleplerini dinlemek yerine Ankara’dan üyelerimize ayar vermeye, fırça atmaya, hatta manipülasyon yaptığımızı iddia etmeye kadar varan suçlamalarda bulundular.
Ankara’dan bizlere ayar vermeye çalışmak, ‘Hükümetin verdiğiyle kanaat getirin’ demek sendikacılıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir yaklaşımdır. Bunları kabul etmemiz mümkün değil.
Taleplerimizi hükümete teslim edenlere, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay başta olmak üzere Türk Harb-İş Sendikası Genel Başkanı Alaattin Soydan’ı da üyelerin haklarını alamadıkları sürece acilen istifaya davet ediyoruz.”
Söylendiği gibi sendikaya üye işçilere “Hükümetin verdiğiyle kanaat getirin” diyorsa bir sendika başkanı, sarı sendikacılıkta zirve yapmış demektir.
Cesaretli çıkışı için Başkan Atak’ı tebrik ederim. Demek ki bıçak kemiğe dayanmış.
Savunma sanayi işçileri müzakerelerde vaat edilen, sözleşmede adım atılması beklenen birçok maddeden feragat edilmesine itiraz ediyor.
Sözleşmeler Yüksek Hakem Kurulu’nda imzalanmış değil. Yani halen savunma sanayi işçileri lehine bazı düzenlemeler yapılabilir.
Ancak gelinen noktada buna ilişkin bir gelişme olacağını sanmıyorum.
Başkan Hasan Atak’ın, işçinin içinde bulunduğu ekonomik açmaza ilişkin şu sözleri ise oldukça manidar:
“İşçilerin kredi kartları patlamış durumda. İnsanlar artık yıllık izinlerini aileleriyle farklı bir ilde geçiremez hale geldi. Hatta yıllık izinlerinde dahi ek iş yapmak zorunda kalıyorlar. Milyonlarca dolarlık uçakları yapan, milli mühimmatların yazılımını gerçekleştiren işçilerin geldiği durum budur.”
Öyle anlaşılıyor ki, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Türk Harb-İş Sendikası Genel Başkanı Alaattin Soydan, koltuklarını korumak için iktidarın gözünden düşmemeye çalışıyorlar.
Koltuklarını iktidara borçlu sendika başkanlarından işçiye ne fayda olur?
Kime ne hayır gelir.
Bilmeyenler için “sarı sendika”, işçiden çok işverenin menfaatlerini kollayan, sermaye çevreleri veya hükümetlere iş birliği içinde bulunarak işçi haklarının alınmasına yönelik hareketleri engelleyen ve kısıtlayan sendika anlamında kullanılır.
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi