15 Eylül’ün provası

CHP İstanbul 38. Olağan İl Kongresi'nin iptali için açılan davada mahkeme, İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetimin görevden uzaklaştırılması ve yerlerine geçici bir yönetim atanması yönünde ara kararını 2 Eylül'de açıkladı.

9 Eylül 2025 15:36
A
a
CHP İstanbul 38. Olağan İl Kongresi'nin iptali için açılan davada mahkeme, İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetimin görevden uzaklaştırılması ve yerlerine geçici bir yönetim atanması yönünde ara kararını 2 Eylül'de açıkladı.
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına göre İstanbul İl Başkanlığı'na Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap'tan oluşan bir heyet atandı.
Heyetteki bazı isimler bu görevi kabul etmediklerini açıkladı.
Ancak Gürsel Tekin bu görevi ifa edeceğini duyurdu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in "Bu mahkemenin verdiği hiçbir kararı tanımıyoruz, il başkanımız görevinin başındadır" sözüne rağmen kayyum olarak görevi üstlenmek konusunda ısrarcı olan Gürsel Tekin, CHP’ye ihanet etmekle suçlanıyor.
Üstelik, hakkında ihraç kararı veren CHP, Gürsel Tekin’i savunma yapması için partiye çağırmıştı.
Tüm bu gelişmeler 15 Eylül’de mutlak butlan yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden partinin başına geçmesinin yolunu açacak söz konusu dava öncesi yaşanıyor.
İl Başkanlığı binasını adeta ablukaya alan polis ekipleri bununla da yetinmeyip il binasına çıkan yolları  da kapattı. Bu satırları yazdığım sırada aralarında Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın da bulunduğu 60 CHP'li vekil binada nöbet tutuyordu.
Tüm bu yaşananlara topyekun baktığımızda, aslında 15 Eylül’de görülecek ve mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nu yeniden partinin genel başkanlığına getirmesi muhtemel CHP davası öncesi bir prova yapıldığı düşünülebilir.
Burada CHP’nin verdiği refleks, tepki ve eylemsellik 15 Eylül’deki CHP davasında verilecek mahkeme kararı etkiler mi bilinmez ama şu bir gerçek ki…
Tüm gücüyle yüklenen iktidar CHP’yi içeride birbirine düşürüp güçsüzleştirmeye çalışıyor.
İstenen şu:
Kendi içindeki kargaşalıklarla meşgul CHP, muhalefet etmekte zorlansın, çözülsün, mümkünse bölünsün.
Buna dur diyecek olan başta Kemal Kılıçdaroğlu olmalıdır.
Ağzından görevi kabul etmeyeceğine ilişkin tek bir cümle çıkmadı. Bu tutumuyla iktidar ile direkt olmasa da dolaylı bir işbirliği yaptığı izlenimi veriyor.
Gürsel Tekin için de aynısı söylemek mümkün.
İktidar ile CHP arasındaki bilek güreşi sürüyor. 
Bu oyunu ancak liderleri Özgür Özel’in arkasında kenetlenebilen CHP’liler bozabilir.
Gürsel Tekin vakasını 15 Eylül’ün provası olarak değerlendirmek hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

AKP ile yapılan işbirliğini bu parti asla unutmaz!

Başlıktaki ifade ESTV yayınına konuk olan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a ait.
Bunu CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanmayı kabul eden Gürsel Tekin için söyledi.
Başkan Kurt, Eskişehir’de yaşadığı benzer olaydan örnek vererek, olması gerekeni, hukuki süreci tane tane şöyle anlattı:
“Hukuk mahkemelerinde verilen tedbir kararları nasıl uygulanır? Bizim daha önceki dönemlerde yaptığımız bazı başvurularda kongre yapmak üzere atanan kayyumların nasıl göreve başladığını çok iyi biliyorum. Biz Eskişehir’de de yaptık. Kayyum atanan kişi gider il başkanına “Arkadaş kayyum olarak adandım. Defterleri ver, şu işimi halledelim ya da birlikte yapalım” der. 
Eğer il başkanı vermezse, o zaman icra dairesine başvurur, bunu onlar alır ve teslim eder. İcra dairesine de vermezlerse o zaman icra dairesi polisi çağırır ve evrakı onlar aracılığıyla alır.
Şimdi böyle bir süreç yaşanmadı. Dün akşamdan itibaren İstanbul İl Binasının etrafı ablukaya alınmış. Polise ne? İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın attığı twiti de gördüm. Mahkeme kararının engellendiğinden bahsediyor. Kim engellemiş?
Daha kayyum (Gürsel Tekin) mahkeme kararını uygulamak üzere harekete geçmemiş. ‘Ben bu kararı uygulayamıyorum? Bana yardım et’ dememiş. Yardım istenecek yer icra dairesidir. 
Gürsel Tekin’in talimatıyla İstanbul emniyeti ayağa kalkamaz. O binanın etrafı bir gün önceden sarılamaz. Partililere ‘İl binasına girmeniz yasak’ denemez. Partinin Genel Başkanı ve Yardımcısı İstanbul İl Başkanın da patronudur tüzüğümüze göre.
Örgütlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı partiye giremiyor. 
Gürsel Tekin kayyum olarak atandı diye CHP’nin tüzüğü değişmedi, siyasi partiler yasası değişmedi, kimse ona tabi değil. Ama gördük ki Bakanlık ve Gürsel Tekin CHP’nin tümünü ele geçirmiş gibi bir havada. 
Göründüğü kadarıyla, acımayacaklar, baskıcı bir düzen oluşturacaklar. Bunun çanak tutucusu da Gürsel Tekin’dir. Günsel Tekin doğru iş yapmıyor. Yaptığı CHP’yi kaosa sürüklemek ve buna yardım etmektir.
Doğalı şu olurdu:
Gürsel Tekin ‘Kayyum kararını kabul etmiyorum’ demeliydi.
Kemal Kılıçdaroğlu da böyle bir açıklama yapmalıydı. Kılıçdaroğlu’na ısrarla söyledik ama bekledi hala bekliyor sanki şöyle bir hava var ikisinde de. ‘Biz kayyum olarak göreve gelip partiyi tümüyle dizayn edeceğiz.’ 
Kayyumun görevi, gelip seçimi yapmak sonra da gitmektir. Kararı da doğru okursak il yönetimi ve disiplin kurulu görevlerini yapmak üzere bir görevlendirme var. Böyle bir kayyum atanmaz. Yani hukuk uygulanmadığı için ne olacağını bundan sonra Allah bilir.”
Başkan Kurt’un ez cümlesi:
“AKP ile yapılan işbirliğini bu parti asla ve asla unutmaz” oldu.
Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve 16 belediye başkanının yanı sıra pek çok belediye bürokratı tutuklu CHP, topyekun saldırı altındayken, kayyumu kabul etmenin partiye ihanet etmek olarak görülmesinden doğal bir şey olmasa gerek.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi