Eskişehir’de mahkeme koridorlarında beklemeden adalet mümkün!

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç Eskişehir’de mahkeme koridorlarında beklemeden adalet mümkün!
A
a

Eskişehir Uzlaştırmacılar Derneği, mağdur ve şüpheliyi mahkemeye taşımadan buluşturuyor, ceza adaletinde alternatif çözüm üretiyor.

Eskişehir Uzlaştırmacılar Derneği Başkanı Muharrem Akaydın, ES TV’de canlı yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programında gazeteciler Tarkan Demir ve Ayşegül Hümmet’in konuğu oldu. Akaydın, uzlaştırma sisteminin işleyişi, ceza adaletindeki yeri ve uzlaşma sağlanan dosyalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ÇÖZÜM YOLU ÜRETİYORUZ

Derneğin 2018 yılında, kentteki uzlaştırmacılar ile bir araya gelerek aynı çatı altında toplanmak amacıyla kurulduğunu dile getiren Akaydın, “Üyemiz 55 civarında. Ancak Eskişehir’de 510 uzlaştırmacı var. 150’ye yakın avukat, hakim, savcılarımız da var uzlaştırmacı olarak. Çeşitli meslek dallarından uzlaştırmacılarımız var. Son çıkan yasayla uzlaştırmacılık artık hukuk fakültesi mezunu olma şartı getiriyor. İllaki avukat olması gerekmiyor, hukuk fakültesi mezunu olması gerekiyor. Şu anda Adalet Bakanımızın da son günlerde açıkladığı bir şey var, uzlaşmaya yönelik. Hakikaten ceza adaleti yönünden, özellikle de mağdurlara kendi adaletini kendi yaratma düşüncesi, kendi adaletini kendi yaratma fırsatı veriyor. Bu vesileyle de mağdur ve sanık şüphelinin buluşarak müzakere etmelerinde, yargıya taşınmadan, mahkeme koridorlarında beklemeden, mesaisinden kalmadan alternatif bir çözüm yolu üretmiş oluyor” diye konuştu.

BARIŞA KATKI SUNUYORUZ

Akaydın, Ceza Muhakemeleri Kanunu’na göre şikayete bağlı birtakım suçların yargıya yoluna gidilmeden dava şartı koşulduğuna dikkat çekerek, “Dolayısıyla iki türlü uzlaşma var. Bir, soruşturma aşamasında uzlaştırma; uzlaşırlarsa dosya kapanıp gidiyor. Şayet uzlaşmazlar ise dava açılıyor, iddianame düzenleniyor ve yargı yoluna gidiliyor. Bir de soruşturma esnasında uzlaşma yapılmamış ise, atlanmış ise mahkeme evresinde uzlaşmaya gidiyor. Orada da mahkeme evresinde uzlaşma sağlanmışsa dava düşüyor. Mahkeme evresinde de kanun koyucu, bir fırsat vermiş. Yargı yoluna gidilirse Türkiye’de iki kişilik davanın mahkeme masrafı devlete yükü 35 bin TL. Dolayısıyla uzlaşma olunca bu ortadan kalkıyor hem devlet açısından hem de mağdur ve şüpheli açısından. Mağdur da onarıcı adaletin bir diğer özelliği de şu: Tazmin etme, eski hale getirme. Mala zarar verme suçu olabilir, eski hAle getirilebilir o veya yenisiyle alınabilir. Taksirle yaralamalar var, tehditler var, hakaretler var, basit yaralamalar var. Bu tür davalarda da mağdurun kendini ifade etme, suç işleyen karşısındaki şüpheli ile birbirlerini ifade etme, birbirlerini anlama gibi bir süreci de var. O yüzden biz toplumsal barışa katkı sunuyoruz uzlaşma kurumuyla” dedi.

TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDUK

Uzlaştırmanın diploması mekiği şeklinde ilerlediğini kaydeden Akaydın,  “Önce müştekiyle görüşüyoruz, yani zarar gören kişiyle. Taleplerini alıyoruz. Müştekinin taleplerini tekrardan şüpheliye iletiyoruz. Şüpheli de o taleplerden makul olanı kabul ediyor veyahut o da bir teklif sunuyor. Atıyorum mesela; bir trafik kazası olmuş, 100 bin TL para istiyor. Şüpheli de diyor ki; ‘Ben araştırdım beyefendi bunu, 50 bin TL verebilirim.’ Bunu biz tekrar mağdura iletiyoruz. Mağdur da ‘İşte 50 olmasın da 60 olsun’ diyor. Dolayısıyla o anda tekrar telefonla görüşebiliyoruz karşı tarafla, orada bağlıyoruz. Hakaret davaları çok geliyordu önceden. Hakaret suçları artık ön ödemeye alındı. Önceden hakaret suçları en ufak bir şeyde çok afaki paralar istiyorlardı. 2025 yılında biz Türkiye genelindeki istatistiklerde ‘basit yaralama’ ilk sırada, en çok uzlaşan. ‘Hakaret’ ikinci sırada en çok uzlaşan. ‘Tehdit’ üçüncü sırada. ‘Taksirle yaralama’ dördüncü sırada, yani trafik kazaları. 2024 yılında da Eskişehir uzlaştırmacıları Türkiye birincisi oldu, yüzde 83 uzlaştırma oranıyla” ifadelerini kullandı.

EN ÇOK TALEP MADDİ TAZMİNAT

Akaydın, hakaret davalarındaki uzlaşma sürecinde en çok karşılaştıkları ve talep edilen hususun maddi tazminat olduğunu aktararak,  “Avukat arkadaşlarımız bu konuda alınmasınlar ancak 2025 yılı itibarıyla hakaret davalarında maddi taleplerde belirginleşmiş rakamlar mevcuttur. Genellikle 25 bin TL talep edilmekte ve 15 bin TL tutarında uzlaşma sağlanmaktadır. Vekiller aracılığıyla yürütülen süreçlerde bu rakamın altına pek düşülmemektedir. Bu tutar, tarafların anlaşmasına göre tek seferde veya taksitler hâlinde ödenebilir. Ödeme planı uzlaştırma raporunda açıkça belirtilir. Örneğin; 15 Nisan’da 10 bin TL, 15 Mayıs’ta 10 bin TL ve 15 Haziran’da 5 bin TL ödeneceği şeklinde bir takvim oluşturulabilir. Taksitler tamamlandığında dekontlar Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Uzlaştırma Bürosuna teslim edilir. Bunun sonucunda dosya hakkında ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verilir veya mahkeme aşamasındaysa dosyanın düşmesine karar verilir” diye konuştu.

FARKLI YAPTIRIMLAR OLABİLİYOR

Uzlaştırma süreci içerisinde dikkat çeken cezalarında olduğunu söyleyen Akaydın, “Biz buna ‘edim’ diyoruz; yapma edimi, yerine getirme edimi veya yapmama edimi. Bunlar daha çok kadına karşı şiddet olaylarında başımıza gelen durumlardır. Yapmama edimi olarak, örneğin üç ay ile sekiz ay arasında bir süre belirleyebiliyoruz. Bu süre zarfında müştekiye yaklaşmaması, bir daha hakarette bulunmaması veya benzer bir olayda bulunmaması yönünde karar alıyoruz. Bu arada müştekinin kendi görüşünü de alarak bir yön gösterici, orta yol bulucu ve arabulucu niteliğinde oluyoruz. Biz onlara yön gösteriyoruz. Örneğin diyoruz ki; bir kitap seçelim, o kitabı okusun ve özetini çıkarıp size versin. Bu tip konular genelde akran zorbalığında oluyor. Okullarda bu durum çok başımıza geliyor. Akabinde ufak tefek yaralama suçlarında ve hakaretlerde de yaşanabiliyor. Paranın yanında bu tür edimler de olabiliyor; biz buna ‘çift edim’ diyoruz. Kitap okuma olabilir; İstiklal Marşı’nın ilk dört kıtasını veya ilk sekiz kıtasını ezberleyip okuması istenebiliyor. Tabii ki biz bunları okuduğuna dair tutanak tutup teslim ediyoruz” dedi.

İRADE BEYANI ŞART

Akaydın, süreç içerisinde en önemli şeyin tarafların bir irade beyanı ortaya koymaları olduğunu da belirterek, cümlelerini şöyle noktaladı: “Biz uzlaşmacıların sahada en çok karşılaştıkları sorunlardan bir tanesi şüpheli. Aslında müşteki uzlaşmayı kabul etmiş ve edimsiz uzlaşmayı kabul etmiş, herhangi bir şart koşmamış. Sadece şüpheli gelip imza atacak ve o davadan, o dosyadan kurtulacak ama görüşmeye gelmiyor, rapor imza atmaya gelmiyor. Dolayısıyla bu da kendisi açısından da bir sıkıntı doğuruyor. Neden? Dava açılmış oluyor veya devam eden davası devam etmiş oluyor. Dosyası düşecekken veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilecekken ya iddianame hazırlanıyor veya mahkeme devam ediyor. Hem yargı yükü hem de şüpheli şahsın kendisine de sıkıntı. Neden? Mesaisinden kalacak, mahkeme salonlarında bekleyecek, sırasını bekleyecek. Dolayısıyla biz diyoruz ki mahkemeyle uğraşma, uzlaş; mahkeme koridorlarında bekleme, uzlaş. Bu bizim kültürümüzde var” ifadelerini kullandı.
Kaynak : HABER MERKEZİ
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi