“Eskişehir harika bir şehir”

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç “Eskişehir harika bir şehir”
A
a

Türkiye’de tenis denince akla gelen ilk isim olan ve şu günlerde Eskişehir’de ATP Challenger turnuvasında mücadele eden Marsel İlhan…

Eskişehir’de düzenlenen ATP Challenger Eskişehir Cup’ta mücadele eden ünlü tenisçi Marsel İlhan, Eskişehir’e hayran kaldı. Türkiye’de tenis denilince akla gelen ilk isim olan Marsel, “ Eskişehir harika bir şehir. Üniversitesi çok modern. Bu şehirde birçok önemli turnuvalar yapılması gerekiyor” diyerek Eskişehir’e duyduğu hayranlığı dile getirdi. Marsel bu özel röportajda merak edilen sorulara cevap verdi
Öncelikle isminden başlamak istiyorum. Marsel ne demek?
Özel bir anlamı yok aslında, Fransa’da bir şehir ismi olan Marseille’den geliyor.
Tenis oynamaya ne zaman başladın?
6 yaşındayken Özbekistan’da tenis oynamaya başladım. Hobi olarak başladı tabi her şey. Bir süre sonra baktım, okulun dışında tüm vaktimi tenise veriyorum. Sonra yavaş yavaş küçük yaş gruplarında turnuvalara katılmaya başladım. İçimdeki tenis oynama duygusunu fark ettim. Okulu ikinci plana aldım, üniversite hayatını ve olabileceğim diğer bütün meslekleri bir kenara bırakıp, tenise adadım kendimi.
2006 yılında profesyonel oldun ve senin için yeni bir pencere açıldı. Ayrıca 1 yıl sonra büyük bir ivme yakaladın bunlar hakkında neler söyleyeceksin?
Tabi öncelikle hayat tarzım biraz daha değişti, sürekli seyahat ediyorum, 20 yaşından beri her hafta farklı bir yere gidiyorum. Mesela geçen hafta İstanbul’daydım, şimdi Eskişehir’deyim, gelecek hafta Kazakistan’a gideceğim. Tenis sayesinde çok insanla tanıştım, çevrem çok gelişti. Ve her şeyden önemlisi sürekli yarışıyorum, büyük bir heyecanın içerisindeyim bu heyecan benim için çok önemli. Ben de kendimden o kadar büyük bir başarı beklemiyordum, bir anda zıpladım. Bu Eskişehir’deki turnuva seviyesinde bir Challanger’da final oynadım, bir kaç tane Futures Turnuvası kazandım, sonra gerisi geldi.
Tenis tamamen iyilere karşı oynayarak gelişen bir oyun. Kiminle antrenman yapıyorsun?
Genelde ben şuanda yurt dışında yaşıyorum. O zamanlarda hep iyi oyuncularla idman yapmaya çalışıyorum. Ama Türkiye’de kaldığım sürede fitnessa yönelik çalışıyorum. Fizik ve kondisyonuma odaklanıyorum, üst seviyelere çıkmaya çabalıyorum çünkü her zaman güçlü olmam lazım. Bir yaşam koçum var, Taylandlı bir fitness antrenörüm var ve Erhan hoca var tabi. İnsanlar sadece kortta Marsel’i biliyor aslında büyük bir ekip var arka planda. Annem var her şeyden önce, sponsorlarım var bize destek olan iyi bir ekibim var kısaca.
 
 
 
Bir tenisçi olarak nasıl yaşıyorsun, normal insanlar gibi bir hayatın yok heralde?
Tüm gün idman yapıyorum diyebilirim. Öncelikle güne koşuyla başlıyorum artık buna bünyem alıştı başka türlü uyanıp, kendime gelemiyorum. Sabah 6’daki koşudan sonra kahvaltı yapıyorum. Fitness idmanıyla devam ediyorum. Saat 11’de korda çıkıyorum, genelde 2 saat çalışıyorum, sonra 2’nci idmanı saat akşam 5’te yapıyorum. Ben bu hayatı seviyorum, normale göre çok değişik gelebilir, kolay değil aynı zamanda güzel bir hayat. Biraz önce de söylediğim gibi sürekli seyahat ediyorum, yeni yerler görüyorum. Sevmeden bu şekilde yaşayamazsınız, bence zaten her insan, her branşta ne işini yapıyorsa yapsın, işini sevmeli.
Peki Eskişehir’i nasıl buldun, nasıl bir tenis ortamı var? Milli takımdaki genç oyuncular hakkında ne düşünüyorsun.
Eskişehir, çok güzel bir şehir, ilk kez geldim ama çok sevdim gerçekten. Üniversite’nin çok modern bir hali var, yeşil alanlar çok ve iç açıcı. Bu harika şehirde umarım farklı turnuvalar oynanmaya devam eder Bir çok genç yetenek var ama çok çalışmaları lazım. 1-2 yıl içerisinde bekleyip, göreceğiz. ATP sıralamasında ilk 100’leri zorlayacak bir isim söyleyebilmek zor şu anda bana göre.
Alt yapıda seni örnek alan birçok tenisçi var. Onlara ne söylemek istersin?
Kendilerini tamamen spora ve tenise versinler. Okulu bıraksınlar, okumasınlar demiyorum. Okul dışındaki tüm zamanlarını tenise ayırsınlar. Şunu da unutmamalılar; çoğu sporcunun eğitim hayatı kesintiye uğramıştır, eğitimle profesyonel sporu beraber yürütmek çok zordur. Bence sporda yapılan kariyer bir nevi akademik kariyer sayılabilir. Çünkü bir konuda kendinizi derinlemesine geliştirmiş oluyorsunuz. Bunun dışında inanmaları lazım, başaracaklarına tam olarak inanmıyorlarsa, o yola hiç girmesinler.
Tenis sonrası için ne düşünüyorsun? Senin gibi bir tecrübe bir tenis akademisi kurup ülkemizdeki genç sporculara öncülük etse kimse şaşırmaz sanırım. Var mı böyle bir düşüncen?
Evet, kesin olmamakla beraber öyle bir düşüncem var ama şuanda çok erken. En az 10 yıl daha oynamak istiyorum, 35 yaşıma kadar. Sonrası için olabilecek bir şey ama.
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi