Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER) Eskişehir Şube Başkanı Faik Alkan, ES TV ekranlarında yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programına konuk oldu. Gazeteciler Tarkan Demir ve Ayşegül Hümmet’in sorularını yanıtlayan Alkan, okullarda artan şiddet olaylarından akran zorbalığına, eğitimde önleyici tedbirlerin yetersizliğinden kamusal eğitimin sorunlarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Son zamanlarda okullarda artan şiddet vakalarına ilişkin konuşan Alkan, “Eğitim ve şiddet, aslında ikisinin iç içe olmaması gereken iki kavram. Eğitimde biz çağdaş uygarlık seviyesinin çok gerisinde kaldık. Artık eğitim bir umut olmaktan çıktı. Bizim çocuklarımız, bakın, umudunu başka bir ülkede arıyor. Bizim çocuklarımız umudu sokakta arıyor. Hem toplumsal gelişmeler, hem medya ayağı, hem aile ama en önemlisi de bunların altında ekonomi etkiliyor. Abisini, ablasını, komşusunu gören öğrenciler artık ‘Eğitimle nereye gidebiliriz?’ diyor. Geçen seneki Urfa ve Maraş saldırıları bir tsunami yarattı ve bir anda bu ana gündemimiz hâline geldi. Biz akran zorbalığını konuşuyorduk okullarda. Ama artık başka bir şeyle karşı karşıyayız. Buna popüler kültür diyen oldu, buna özenme diyen oldu, buna derin internet diyen oldu… Önleyici tedbirlerimiz ne yazık ki yok. Bizler toplum olarak, bakanlık olarak sınıfta kaldık” diye konuştu.
Sorunların çözümünde adli değil bilimsel yaklaşım olması gerektiğini savunan Alkan, “Bizim bilimsel yaklaşım tarzlarını önümüze koymamız lazım. Polisiye tedbirlerle bunu çözmemiz mümkün değil. Sosyolojik bir sorunumuz var. Mesela turnike sistemi çözüm değil ki. Bizim sorunumuz içeride, dışarıdan değil. Evet bekçilerimizi koydular. Şimdi İşgücü Uyum Programı üzerinden yeni bir bahçe hizmetlisi almaya başladılar. Bunlar müdahale etme yetkisine sahip değiller. Sadece vakayı, olayı gördüğünde müdüre bildirmekle yükümlü tutulmuşlar. Nitekim işte Turgutlu'da da gördük, ilk kaçan da oradaki güvenlikçi oldu. Yani bunlar çözüm değil. Önleyici tedbirlerimizi koymamız lazım” ifadelerini kullandı.
Çözümün sadece bakanlık nezdinde değil toplumun tümüyle çözülebileceğini dile getiren Alkan, “Bunun içerisinde sadece bakanlık olmaz. Türkiye toplumunun bir konsensüs olması lazım. Türkiye toplumu gerçekten öğrencilerimizi bir kumar, bahis sarmalı içerisine aldı. Kamusal eğitim olmazsa denetleme olmaz. Kamusal eğitim olmazsa her şey piyasa ölçütleri üzerine, parayla ölçülür. Eğitime en çok pay ayırdığımızı söylüyoruz, bütçede. Ama matematik istatistiklerimiz ortada. Bizim çocuklarımız çok antidepresan kullanıyor. Bizim çocuklarımızın gerçekten kaygıları çok büyük. Biz aslında eğitime yaklaşırken, okuldaki şiddette, okuldaki eksikliklerden bahsederken çocukları arka plana atıyoruz. Eğitimin öznesi öğrenci olmazsa sonuçları hep beraber toplum olarak toplarız. Cumhuriyet Türkiye'sinin son yıllarda en çok devamsızlık oranlarına sahibiz. Okula gitmek istemiyor öğrenciler. Büyüklerin yoksulluğu, çocukların temel sorunu hâline geldi. Aile bütçesine katkı vermek için sanayiye gidiyorlar” ifadelerinde bulundu.
Öğrencilerin ve öğretmenlerin mutlu olmadığına dikkat çeken Alkan, “Biz okullarımızı öyle bir indirgedik ki, okulları hayata hazırlayan yerler olmaktan çıkardık, sınava hazırlayan hâle geldik. Öğrenci mutlu değil. Öğrenci özne değil. Öğrenci okulun hiçbir yönetim sürecine katılmıyor. Öğretmen de mutlu değil. Ülkede kimse mutlu değil ki… Bunlar birbirini tetikleyen, zincirleme olan şeyler. Hiç olmadığı kadar CİMER şikâyetleri var öğretmene yönelik. Herkes artık şikâyet ediyor. Öğretmen bir hedef haline geldi. Emekli olan öğretmen sayısı da azaldı. Öğretmen 65 yaşı gelmesin diye dua ediyor, maaş düşmesin diye. 90'lı yıllarda başında bir öğretmen emekli olduğunda bir ev, bir araba alırdı. Şimdi mümkün mü?” dedi.
Eğitimin doğru planlanması gerektiğini de belirten Alkan, Eskişehir özelinde değerlendirmelerde bulundu. Alkan, “Doğurganlık oranı düştü diye gerçekten veryansın ediyorlar. Eskişehir'de de sisteme giren öğrenci sayısı her yıl yüzde 2 oranında azalıyor. Gerçekten azalıyor. Bu durum tekli öğretimin önünü açabilir. Açmalı. Ama planlama iyi yapılmalı. Eskişehir'de deprem riski nedeniyle yıkıldı birçok okulumuz. Yıkma kararı çıktı, deprem riski nedeniyle, doğru bir karardı ama bir okulu kazandırmak en az 4-5 eğitim dönemine tekabül ediyor. 3 üniversitemiz var ama üniversitemizin duvarları çevriliyor. Yani üniversitelerimize rahat rahat girip de insanlar kütüphaneye gidemiyor. Ortaöğretimde okulda kalma oranımız Türkiye'nin ortalamasının üstünde. Eskişehir'deki bir velinin ortalama yıl içerisinde harcadığı meblağ Türkiye'nin yine üstünde. Yani eğitime değer veren bir kentiz. Ama nicelik olarak” diye konuştu.
Eğitime ayrılan bütçenin önemli bir kısmının personel giderlerine ayrıldığını söyleyen Alkan, “Altyapı, okul binaları, yardımcı hizmetliler, diğer ekipman vs… Bunlarla ilgili yok.Bakanlığın ödeneği yeterli gelmiyor. Yani 300 bin lira isteniyorsa 80 bin lira gönderiyor. Denetlenerek iş güvenceli bir çalışma ortamı sağlanmış olmalıydı. Kamusal eğitim 80'li yıllardan itibaren deforme oldu, dağıtıldı, hedef gösterildi. ‘Ne iş yapıyor öğretmenler? Ne iş yapıyor okullardakiler?’ anlayışı egemen oldu. Şimdi veli toplantılarında öğrenciyi değil parayı konuşur olduk. Sorun çok ama çözüm yok. Bunun çözümünü ortaya koyacak olan siyasal müdahale yok. Önceden basın savcılıkları vardı. Basın üzerinden bir çıkan haber üzerine hemen soruşturma başlatıyorlardı. Bir tane soruşturma açılan okul müdürü duymadım ben” açıklamasında bulundu.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...