Görüşler
Zincir bozan
12 Eylül'ün hemen sonrasıydı...
Bir askeri araç merkeze doğru gidiyordu...
Elindeki telsizle bilgi veriyordu küçük rütbeli bir asker:
"Komutanım 9 kişiyi aldık..."
Tam o anda da aracın içinden biri kaçıyordu...
Aynı asker bağırıyor:
"Komutana 9 dedim, şu yoldaki simitçiyi de alın…”
Simitçi, son duruşmada hakimin ne karar verdiğini soran arkadaşına "Çok komikti" diyordu: "Koskoca adam, elindeki kalemi oynarken kırdı!"
………..
Gerçek bir darbeydi 12 Eylül...
Ama günümüzde olmayan darbelerin davalarını izliyoruz...
Kimbilir ne "kara-mizah"lar yaşandığını yıllar sonra göreceğiz...
"Olmayan darbeler!.."
"Basılmayan kitabın yazarları... “
"Terör örgütü kurduğu iddia edilen Genelkurmay Başkanı..."
"Nice generaller, askerler..."
"Gazeteciler..."
"Gezi Parkı eylemcileri..."
……….
Hele sonuncusu var ya...
Neler getirildi önümüze!
Polis şiddetinden kaçıp camiye sığınan gençlere yöneltilen suçlar...
"İçeride içki içtiler..."
"Kimbilir, daha neler yaptılar?"
Bir yazar, "grup seks yapmış olabileceklerini" bile vurguladı...
Doğru mu? Önemli değil ki!
"At çamuru izi kalsın!.."
…………
"Zincirbozan" filminde izlemiştik 9 kişiyi alan askeri...
Yine komutana bilgi veriyordu:
"Efendim, içlerinde Atatürk'ü tanımayanlar var, ne yapalım?”
Ne günler?
“Bugün olsa hepsi serbest bırakılırdı…”
Asker olsun, sivil olsun, yoktur birbirinden farkı darbelerin…
“Palalı serbest, karanfiller içeri!”
Ne demiş simitçi?
“Elindeki kalemi oynarken kırdı!”
Futbolla siyasetin akrabalığı!
" Böyle bir akrabalık yok mudur?" dersiniz...
Öyle bir var ki, çok eskilere dayanır...
"Belki de millattan önce!"
Öncelikle bir kulübe başkan olmak için medeni cesaret gerekir...
Çünkü gün gelir, tüm stad tepenize biner!
En son ve ağır örneklerini yakın geçmişte yaşadık...
"Aydın Begiter..."
"Yılmaz Sezer..."
"Halil Ünal...
Nelerduydular, neler gördüler?
Örneğin Yılmaz Sezer...
Kulüp birinci lige çıkmak için şampiyonluğa oynuyor...
Sezer de aynı günlerde DYP’den Belediye Başkanı adayı...
Süleymaniye Sirkeci ile oynuyoruz, takım 3-0 galip, yıkılıyor tribünler, 4-0 oluyor yine
aynı!
“Yönetim istifa, Sezer istifa!..”
Ama adı gibi yılmıyor Sezer ve takımı birinci lige çıkarıyor...
Ne var ki, o günden sonra da Eskişehir'den taşınıyor...
Ama inanıyoruz ki, hala yüreği "Esklşehirspor" için atıyor...
"Halil Ünal" da son örnekti...
Öyle ya da böyle yıllardır kulübe hizmet etti... Ödülünü de aldı!
Şimdi sıra "Mesut Hoşcan" ve ekibinde...
Dikkat edin, sadece "Mesut Bey" için "ekibi" sözcüğünü kullandık... Çünkü öncekiler "tek adam" gibiydiler... Hoşcan'ın bu farkı da önemli...
Aynı düşüncesini uygulamasında da sürdürürse başarılı olur Hoşcan...
"Futbolla siyaset akrabalığına gelince..."
Yeter ki..
"Ekip, mekip" diye fazla karıştırılmasın!
Günün Sorusu
28 Şubat'ta işten atılanlar işlerine geri dönecekmiş...
AKP iktidarında işten atılanlar ne zaman dönecek?
Günün İncisi
Vicdan, başkalarının size söyleyeceklerini önceden size fısıldayan duygudur.
J. H. Temple
Günün Sözü
Dünyada taklit edilemeyen tek şey cesarettir.
Napolyon
Gerilim
Mısır darbesini 28 Şubat’a benzeten Davutoğlu, bize de o günlerdeki Çevik Bir’in ünlü sözünü anımsattı:
"Demokrasiye balans ayarı
Günün Şiiri
Bulut Sevinci
Ne zaman üstümüzde bir bulut olsa
Büyür sevinçlerimiz gülüşlerimiz büyür
Bir bulut nedir ki Anadolu’da
Güneyde bulutsuzluktan insanlar ölür
Gün ışırken ölü ekinler üstüne
Aç-susuzluğumuza güler deve dikenleri
Bir çocuk görür avuçları üstünde
Görür duraksız gelin gibi mavileri
Durur sonra bilmeden sessiz bir duaya
Üstünde kocaman bir güneş durur
Düşünür yıllarca "He" demek nedir ağaya
Açlık güneyde bir gün kudurur
Büyürken çaresizliğimizin sevinci
Ağa gülüşlerinde isyanlar başlar
Kargalar olur üstümüzde, bir dilim ekmek gibi
Bir bulut sevinci durur...
Hüseyin Ülkü (Varlık-1966)
Futbolda yabancı tartışması
Futbolumuzda yoğun bir tartışma hala sürüyor... Yabancı futbolcu oynatma kuralı "6-0-4" mü olsun yoksa "6-2-2" mi?
Yani takımlar sahaya 6 yabancı ile mi çıksın, 8 yabancı ile mi? Bir yandan da "U-20" yani 20 yaş altı dünya futbol şampiyonasının finaline kadar gelindi.
Türk gençleri saha ve seyirci avantajına rağmen, elemelerde havlu attılar. Şu Uruguay’a bakın, nüfusu sadece 4 milyon... Türkiye 75 milyon... Herkes deli gibi futbol aşığı… Ama neden futbolcu yetişmiyor?
Yabancı tartışması yerine, bu sorunun üzerinde dursak daha doğru bir iş yapmış olmaz mıyız?
Günü Olayı
AKP’li Mehmet Metiner "10. Yıl Marşı faşist bir marş" diyor.
Metiner meydanlara bir çıksa da partisinin "cop, gaz bombası, tazyikli su, pala ve tabancayla" yazdığı "AKP’nin 10. yıl marşını" bir dinlese...
Günün Biberi
Kırkpınar'ın kapanış töreninde Türk bayrağı "şeref tribünü" önünden taşınırken vali ve bakanlar ayağa kalkmadığına göre "duran insanlardan" sonra "oturan İnsanlar" protestosu başladı..
Akif Kökçe
Geyik muhabbeti
İki genç koyu geyik muhabbetine girip iddialaşmışlar...
Biri ötekine tavandaki ampulü çıkarıp ağzına tamamen sığdırabileceğini söylemiş. Öteki de " yapamazsın" diye tutturunca, bahse girmişler…
İddiacı delikanlı dediğini yapmış ve ampulü metal kısmına kadar ağzına sığdırmış, ama dışarı çıkarmaya kalkınca başaramamış. Zorlarsa kırılacağından ve dilini damağını keseceğinden korkup arkadaşıyla birlikte bir taksiye atlayıp hastanenin yolunu tutmuşlar. Taksici garipliği sezince "Ya arkadaşlar bunun için hastaneye gerek yok, bir deneyelim çıkarırız" diye tutturmuş. Gençler itiraz edip "bizi acele götür" diye ısrar etmişler. Taksici de denileni yapmış.
Gençler acilde, uzman hekim için bir odada beklemeye alınmış... Aradan on beş dakika geçmiş, kapı açılmış re taksici görünmüş...
Ağzında bir ampul, "agh-ugh" diye inliyor!
Geminin sahipleri
Temel ye Dursun büyük bir gemi ile seyahate çıkarlar. Kamaralarında yatarlarken bir fırtına çıkar. Gemi battı batacak. Temel oldukça sakin bir şekilde yatağına uzanırken Dursun feryadı basar:
"Batiyruuuuz haçan!"
Bunu duyan Temel, "Ne ağliysun?" der:
"Geminin sahibu değuluz ya!"