Yılmaz Hoca, Ahmet Ataç’ı Neden Sevmiyor?

Yılmaz Hoca, Ahmet Ataç’ı Neden Sevmiyor?

26 Eylül 2014 08:34
A
a
Aslında yerel seçimler öncesinde başladı bu başlıklı söylenti; Yılmaz Hoca, Ahmet Ataç’ı Neden Sevmiyor? Hatta “Kazım Kurt’u daha çok seviyor” diyerek buna ekleme yapanlar da oldu. Seçimler boyunca kimi zaman Ataç’la, kimi zaman Kurt’la, kimi zaman da ikisi ile birlikte kameralara görüntü verdi Sayın Yılmaz Büyükerşen. Peki, neden bu denli önemliydi onu ya da diğerini daha çok sevmesi, benimsemesi? Adı geçen kişilerden çok, neden o kişilerin yakın çevresindekileri ilgilendiriyordu? Birincisi, Büyükerşen bu kentte partiler üstü isim bu kesin! Bu gerçeği birileri kabul etmezse etmesin beni hiç ilgilendirmez ama hangi partiden aday olursa olsun gücünden bir şey kaybetmeyeceğini kanıtladı bir kez daha. Partinin üzerinde isim demek, partinin üzerinde bir inisiyatif kullanma hakkı elde etmektir zaten. Yani genel merkeze “o isim olmaz bu olsun” diyerek değiştirme hakkı vermez bu özel yanı. Bunun için de genel merkezin isimler konusunda ilk danışacağı isim Büyükerşen’dir. Ahmet Ataç son seçim itibarı ile yüksek bir oy alarak rüştünü kanıtladı. Yerel yöneticilikte sergilediği başarılı bir geçmişin ödülü olarak rakiplerini ezdi geçti tabir caiz ise. Bildiğim kadarı ile de, her fırsatta Yılmaz Büyükerşen benim için özel isimdir, kendileri Büyükşehir Belediye Başkanlığından ayrıldığında adayım” diyecek kadar net bir insandır. İnsanın kendini bir yere layık görmesi cesareti ve birikimleri doğrultusunda olur, işin doğası da budur. Kazım Kurt seçimler öncesi tüm açıklamalarında “Tepebaşı Belediyesi bu işi nasıl başarmışsa, Ahmet Ataç bu ilçeyi nasıl 24 saat yaşayan bir yerleşim birimi yapmışsa benim için güzel bir örnektir. Ben de bunu Odunpazarında başarırım” diyecek kadar gani gönüllü ve sevilen bir Eskişehir çocuğudur. İçinde hasetlik fesatlık olan biri böyle bir açıklamayı zaten yapmaz! Daha dünkü açıklamasında bir ekleme daha yapıyor Kazım Kurt; İnşallah bir yerlere aday olmak zorunda kalmayız diyerek… İyi de bu yaveleri üretenler kimlerdir o zaman; Yılmaz Hoca, Ahmet Ataç’ı neden sevmiyor da Kazım Kurt’u seviyor? Valla bu lakırdıların sahipleri ne Ataç ne de Kurt! Onlardan daha ziyade onların yakın çevrelerindekiler iddia ediyorum. Şimdi İstanbul’da olmak var ya anasını satayım şiirinde olduğu gibi, ekip olarak Büyükşehir’de olmak var ya anasını satayım diyenlerdir!
İyi de Sayın Büyükerşen neden kameralar veya objektifler önünde böylesi zırvalara iki cümle ile yanıt vermez ki? Kendisi bu kentte çok önemli bir liderdir ve insanların gözünün içine bakarak yaptığı her açıklama laf ebelerine atılan bir tokattır! Liderler düşüncelerini yakın çevreleri aracılığı ile değil, tıpkı Mustafa Kemal’in yaptığı gibi halkına direkt ileten özel kişilerdir. “Kardeşim, genel seçimlerde milletvekili olacağımla ve bu sayede mahkemelerden kurtulacağımla ilgili angusların bile inanmayacağı söylentiler var. Bunların hepsi de bu lakırdıları edenler kadar ipsiz soysuz söylentilerdir. Benim adım Yılmaz, benim yılmayacağımı tüm Eskişehirliler bilir” demeliydi şu ana kadar. Ataç’ta, Kurt’ta benim için özeldir, ekip ruhunun yansımalarıdır demeliydi. Hatta ve hatta Yılmaz hocamda eksik olan bir özellik ki; kendi başarılarını sürdürecek, kendinden sonra bu kente sahip çıkarak bu geleneksel gelişime öncülük edeceklere el vermeliydi. Onları topluma lanse ederek özgüvenlerine katkıda bulunmalıydı. Mustafa Kemal 57 yıllık kısacık bir ömre destan sığdırmış bir liderdir. Belki de kısa ömürden ötürü Cumhuriyet değerlerini yeşertecek ekip kurmakta zorlandı. Kendinden sonra gelenler bir bir teslim etti Cumhuriyetin kalelerini! Allah ömür versin Yılmaz Hocam güzel ve uzun bir ömür sürdürmekte. Demem o ki iyi bir ekibin dışında el vereceği lider özellikli insanları de yüreklendirebilir. İyi bir ekipte şarlatanlara, ideoloji yoksunu şirinoğlanlara da yer kalmaz hani… İnsanlar bu kentte aylarca Kalabak Suyu lakırdısı ettiler. Hep güldüm buruk biçimde. İşin aslını kısacık bir sohbet de olsa Yılmaz Hocam açıklamıştı. Bu haklı ve bilimsel açıklamaları kameralar önünde yapmış olsaydı, yemin ederim konu bulmakta sıkıntı çeken köşe yazarları 4 ay boyunca malzeme olarak kullanamayacaklardı. İşte size basit bir örnek! Bu kentte bu üç isim gerçekten halk tarafından sevilen ve inanılan isimlerdir. CHP’ye değil, çoğu insan bu isimlere oy vermiştir. Nereden biliyorsun diyen varsa yanıtlayayım; KENDİMDEN!

Bu Gençler Nereye Bakıyor?
Fotoğraftaki gençlerin yüzlerini özellikle mozaikledim tanınmasınlar diyerek. Çünkü yaşları henüz 18 bile değil. Şehrin göbeğinde hala ayakta kalmaya direnen birkaç kavak, birkaç söğüt ağacının oluşturduğu gölgelik bir alan burası. Ve bu yere yakın bir yol üzerinden yüzlerce insan geçip gidiyor. Geçip gidiyor ama kimseler ne olup bittiğinin farkında değil bu yerde. Halk dilinde zula diye tanımlanan bir yer burası. Bizim tanıklık ettiğimiz anda kameramızı fark ettiler ve ayağa kalkmakta zorlanarak kendilerinde “niye çekiyorsun” türünden meydanlarını okudular. Ülkemizi adeta istila eden bir sentetik uyuşturucu belasının gündemde olduğu şu günlerde biz görevimizi yapmaya devam ediyoruz. Bir genç daha ölmesin ecelsiz diyerek…

OZANCA
İçi yalan dışı yalan
Her bakışı bin bir plan
Gül boyanmış karayılan
Abur cubur Abdullah… Aşık Mahzuni Şerif
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi