Yavuz Bingöl’ü Nasıl Bilirsiniz!

Yavuz Bingöl’ü Nasıl Bilirsiniz!

25 Temmuz 2014 09:37
A
a
1991 yılının 8 Temmuzuydu, Polatlı İstiklal Ortaokulunda öğretmen iken İzmir’e tayin olmuştum. Yeni bir sayfa açmaktı denilebilir benim bu ani göçüm için. Bir yıl sonra hızla çevre edinmeye başlamıştım orada da. 1992 sonbaharı ile birlikte İzmir’in en gözde barlarından olan “Acil Bar”da sahne almaya başladım öğretmenliğimin yanı sıra. Adından da anlaşılacağı gibi doktorlara ait bir lokaldi ve kentin entelektüel birikimleri, sanatçıları burada nefeslenirlerdi. Tek bağlamamla uzun aylar sahne aldıktan sonra gitarı da ekleyerek ikili olarak sürdürdüm programlarımı. Saygılı, ölçülü dinleyiciler(müşteriler)benden, ben onlardan haz duydum o mekânda daima. Suya Türkü gurubu dağılmıştı ama hala dillerdeydi, gündemdeydi İzmir’de. Sanatçı Hasan Yükselir kardeşimle(gurubun kurucusu)ilerleyen zamanlarda tanıştık. Onların boşluğunu dolduramasam da kendime has sesim ve tavrımla yeni kitlelerle buluşmuştum. Beni bazen dinlemeye gelenler arasında genç birileri de vardı. Örneğin Ege Üniversitesinde okuyan Hüseyin Turan kardeşim, örneğin Laçin gurubunun diğer elemanlarından Teoman vs. Bir de Nihat Aydın diye bir kardeşim(artık aramızda yok, rahmete kavuştu)vardı. Umuda Ezgi adında guruplarının olduğunu ve partnerinin de Yavuz Bingöl olduğunu anlatmıştı sohbetimizde. Yavuz’u hiç hatırlamıyorum o yıllardan. Bildiğim bir konu Âşık Şahsenem Bacı ismiyle tanıdığımız halk ozanının oğluydu Yavuz. Nihat Aydın 12 Eylül faşist darbesinin mağdurlarından olup hapishane deneyimi olan biriydi ve çıkışında Yavuz’la kurmuşlardı Umuda Ezgi gurubunu. Ne zaman ki Yavuz ben artık solo albüm yapacağım deyip aranjör Mete Artun ile ilk albümünü yaptı, ben o zaman duydum onun ismini. Çünkü Mete Artun Polatlıda öğretmenlik yaptığım yıllarda tanıştığım ve Ankara’nın en tanınan aranjörlerinden olan arkadaşımdı. Yavuz’un ilk solo albümü patladı tabir caiz ise piyasada. Tüm Türkiye tanıdı onu, hayranlık duydu. Kaçıncı albümü bilmiyorum ama “Nisan yağmuru” adlı albümünde “Annem” adlı bestemi de seslendirdi. Yavuz’la bire bir tanışmış, birkaç konseri ön sıralardan izlemiştim daveti üzerine. Ne yazık ki bir olay ilişkimizin bozulmasına, bitmesine neden oldu. Yeni albümünün tanıtımı için, Show TV’de Okan Karacan ve Tuba Önal’ın sundukları bir programdaydı. Bestem olan “Annem” şarkısını söylerken sunucu kız Tuba duygulanıp ağlamaya başladı. Şarkının bitiminde gözyaşları içerisinde Yavuz’a bu şarkıyı anneniz için mi bestelediniz dedi. Yavuz’un yanıtı ise “bütün anneler için” olmuştu. O an iş yerindeki televizyondan Yavuzu hayranlıkla izleyen hayat arkadaşım ve yanındaki onlarca mesai arkadaşı, Ankara’daki rahmetlik annem ve kız kardeşlerim, arkadaşlarım donakalmışlar sonradan öğrendim. Ben de evde televizyonu bir başıma izlerken adeta sopa yutmuş gibi oluvermiştim anımsıyorum. Eşim aradı anında beni ve “ne diyor ya bu adam, beste sanki kendisininmiş havası veriyor adeta” dedi. Konuşmayacak mısın diye sorduğunda da “asla” yanıtını verip, nasıl olsa albüm kapağında bu bestenin kime ait olduğu yazıyor dedim. Yârim inatçıdır, sen söylemezsen ben söylerim dedi. Aramış ve Yavuz ile epeyce dalaşmışlar telefonda. Sonuçta hırsını alamayan Yavuz, “senin eşinin kıçı kırık bestesine muhtaç değilim” diyerek sinkaflı bir finalle eşimin yüzüne kapatmış telefonu. Durumu öğrendiğimde müthiş öfkelendim, önce eşime söylemem gerekenleri sıraladım. Sonra da telefona sarılarak Yavuz Bingöl’ü aradım. Telefonlarımı inatla açmıyordu ve tahmin ediyordu olacakları. Mesaj yazdım “Yavuz seve seve açacaksın nasıl olsa, iyisi mi şimdiden aç” dedim. Açtı ve “abi, dünya üzerime geliyor Allah’ını seversen sen bari anla beni. Az sonra yengeyi arayıp özür dileyeceğim, gelme üstüme” oldu sözleri. Sadece şunu söyledim bu durum üzerine kendisine; “tamam özür dilemen de mertlikten ve insanlıktandır başım üstüne de, yârim için söylediklerini yârin için söylediklerim olarak içine sindir…” Özür dilemiş az sonra arayarak eşimden ve onunla aramı bozdun, arkadaşlığımızı bitirdin” demiş. Eşimin yanıtı da şu olmuş; “Ne arkadaşı, ne ilişkisi be! Şinasi duruşu hiç değişmeyen bir adam nereden arkadaşın oluyor…” Gerçekten de bir merhabamız bile olmadı ondan sonra. Yavuz’un İzmir’de adının verildiği bir sokak vardı. Dün öğrendim haberlerde ki adı kaldırılmış, o sokağa Berkin Elvan Sokağı denmiş. Keşke Yavuz’un adı o sokakta kalsaydı, keşke Yavuz’a sevgi duyan milyonlar yüreklerine hala o sevgiyi besleselerdi. Keşke Yavuz bu sevginin farkına varıp yetinseydi, halkın sanatçısı olmayı sürdürseydi. Sesi güzel, sazı güzel, fiziği güzel bu insan milyonların sevgisiyle yetinip, milyon tercihi yapmasaydı. Keşke Yavuz hep Bingöl olarak kalsaydı. Milyonlar içinde yapayalnız kalmasaydı…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi