Yaşanabilir iller sıralamasında Eskişehir!

Şinasi Kula yazdı

25 Ocak 2016 22:53
A
a
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), illerde konut, çalışma hayatı, gelir ve servet, sağlık, eğitim, çevre, güvenlik, sivil katılım, altyapı hizmetlerine erişim, sosyal yaşam ve yaşam memnuniyetini baz alarak yaptığı araştırmada illerin yaşam endeksini çıkardı.

Eskişehir, komşu illerden Afyon ve Kütahya’nın altında yer aldığı sıralamada işte Türkiye’nin en yaşanabilir iller sıralaması:

1. Isparta 2. Sakarya 3. Bolu 4. Kütahya 5. İstanbul 6. Uşak 7. Balıkesir 8. Artvin 9. Kırıkkale 10. Afyon 11. Sinop 12. Karabük

13.Bilecik 14. Rize 15. Eskişehir…

Seksen bir vilayeti de sıralamaya gerek görmedim çünkü bizleri ilgilendiren kısım Eskişehir ile olan kısımdır. Eski adı Devlet İstatistik Enstitüsü olup şimdilerde TÜİK diye adlandırılan bu kurumun güvenilirliği konusunda ben de kamuoyu ile aynı nakıs düşünceleri taşıyanlardanım. Tefe, Tüfe derken halkın tasasının hesaplanmasını kendi olağanüstü yöntemleri ile değerlendiren bu güzide kurum (!) sayesinde hayat pahalılığı ya da enflasyon canavarı denen baş belasını on küsur yıldır başımızdan defetmiş durumdayız hamdüsenalar olsun!

Pinpon topu, don lastiği, gaz lambası fitili, elmas yüzük gibi hayatımızda büyük önem taşıyan doneleri baz alarak enflasyonu ölçüp; halkı ne kadarının etkilediğini büyük uğraşlar sonucu araştıran bu kurum gerçekten de önemli bir araştırma daha yaptı saygın okurlar…

Türkiye’de yaşanabilir iller sıralamasını büyük uğraşlar ve özveriler sonunda hazırladı ve kamuoyu ile paylaştı geçtiğimiz günlerde. En yaşanabilir il Isparta! Eskişehir’de adım başı gördüğümüz 43 plakalı Kütahya ve 11 plakalı Bilecik dahi Eskişehir’in üstünde yaşanabilir iller sıralamasında! Hani “Nüfusu neredeyse kırk bini bulan Emirdağlı dostlarımız neden yaşanabilir iller sıralamasında Eskişehir’den daha üst sıralardaki Afyon’u değil de bu kenti tercih ediyor o halde” diyerek TÜİK’e sormazlar mı ne dersiniz? Ya da TÜİK’li kardeşlerimiz, onların Eskişehir’imize günübirlik ziyarete geldiğini mi düşünmekteler?

Haydi, bunları bir kenara bırakın! İstanbul için ne demeli peki? Yaşanabilir iller sıralamasında bu kayıp megapol beşinci sırada. İşte şimdi gülün nerenizle gülecekseniz! Dakika başı sıra dışı olayların yaşandığı, insanların trafikte ruh sağlıklarını yitirdikleri, birbirlerine merhaba etmekten korktukları ve memurun adeta sürgün yeri olarak saydığı o kayıp İstanbul, yaşanabilir kentler sıralamasında beşinci sırada!

Don lastiği gibi çek nereye çekersen.

Pingpong topu gibi zıplat zıplatabildiğin kadar.

Gaz lambası fitili gibi ateşle ateşleyebildiğin kadar.

Kısacası fıkra gibi gül gülebildiğin kadar…

Birileri de kefal gibi zıplamış bu habere.

“Oh, nihayet Eskişehir’e tezek atacak bir haber bulduk” diyerek.

İyi de haber değil ki bu gözüm, Aziz Nesin’in öykülerinden daha komik bir öykü sadece…

 

 

SİZİN SESİNİZ

 

Cehalet ve Cesaret…

 

Bir ya da birkaç harf kelimenin anlamını nasıl da değiştirebiliyor değil mi? Nereden nereye değişiveriyor anlamları. Mevlâna Celaleddin Rûmi’nin şu anlamlı sözünü anımsatmak isterim izninizle…

Bildiklerini anlat, ama akıl vermeye kalkma. Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma. Sessiz kalmak, bir şey bilmediğin anlamına gelmez, çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez. Herkesi kendine eşit gör, her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmek de korkaklıktır. Cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir…

Ne güzel ve ne anlamlı; hele ki cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir bölümü mesajın en özel yanı…

Cesaretin gücünü cehaletten aldığı toplumlara bir bakar mısınız? Örneğin Ortadoğu’ya gönül gözünüzle bir bakar mısınız lütfen? Herkesin bildiği (!) hem de en iyisini-en doğrusunu bildiğini sandığı bu coğrafyadan akan kan Anadolu insanına sirayet etti dostlarım. O kan kokusu ki artık genzimizde, midemizi bulandıracak biçimde hissedebiliyoruz hem de. İlim, bilim, laboratuar, sanat, spor, ulus bilinci gibi kavramlar bu toprakları terk edeli oluk oluk kardeşkanı akmıyor mu ne dersiniz? Ve bu topraklardaki insanlar en iyi ben bilirim edaları içerisinde ve “tekbiiiiirr” naraları eşliğinde kardeşinin gırtlağını kesmeyi cesaretten saymıyor mu? Cesaretini cehaletten alan toplumların genel yazgısıdır bu. Mevlana gibi, Yunus gibi sevgi çiçeklerinden, bilgelerinden mahrum coğrafyaların kara yazgısıdır bu işte…

Zira cesaret akıldan gelirse cesarettir…

 

 

OZANCA

 

Dünya üç beş bilgisizin elinde

Sanırlar ki tüm bilgi kendilerinde

Üzülme eşek eşeği beğenir

Bir hayır var sana kötü demelerinde…

 

Niceleri geldi, neler istediler,

Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.

Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?

O gidenler de hep senin gibiydiler…

                                     Ömer HAYYAM

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi