Geçen hafta içinde internette gezinirken bir blogda (*) aşağıdaki yazıya rastladım. Yazının altında Prof.Dr.Erol Erçağ meslektaşımın ismi vardı. Kendisi ile temasa geçtim, yazının kendisine ait olmadığını, ama kendisinin de yazıyı bir dönem paylaştığını ve yazının bir şekilde kendisine mal olduğunu, yazıyı yazan kişiye teşekkür ettiğini ifade etti. Ben de yazara teşekkür ederek, bazı bölümlerini sizinle paylaşmak istedim…
“Amerika'nın son alışveriş trendi, alışveriş yapmamak,
hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek diye başlıyor yazı. Kriz sonrası, çalışanlar, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD'li üreticilerin etekleri tutuşmuş…Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor… Üstelik 'Mal edinmenin mutluluk getirmediğini öğrenen 'dünyanın en çok satın alan halkı', kocaman otomobillerini, dört oda bir salon evlerini, 48 parçalık yemek takımlarını, doğrayan parçalayan karıştıran onlarca mutfak aletlerini satıp, ayrı bir oda haline gelmiş gardıroplar dolusu giysilerini fakirlere bağışlayıp hayatlarını sadeleştiriyor. Bazı aileler 40 metrekare bir evde, dört tabak, dört bardakla ve işe bisikletle gidip gelerek yaşamanın onları hiç olmadıkları kadar mesut ettiğini iddia ediyor. Bu esnada biriktirdikleri parayı yoga derslerine ve tatillere harcıyorlar. Yazının devamında bir internet sitesinin, tüketicileri sadece ve sadece 100 adet kişisel eşyayla yaşamaya davet ettiği belirtilmiş. Yani kıyafet, kozmetik, ayakkabı, kitap, kalem, her şey toplam 100 parça edecek. Sitenin çağrısı büyük ilgi görüyor ve internet kullanıcılarından hatırı sayılır sayıda bir grup, kişisel eşyalarını hayır derneklerine bağışlayıp hayatlarındaki kalabalıktan kurtuluyor……New York Times gazetesinin haberine göre San Fransisco'nun kalburüstü semtlerinden birindeki evini bırakıp, hayatını tamamen değiştirip, Malibu plajında bir karavana taşınmış! Haftada üç dört gün sörf yapabildiği için şu anda ufacık karavanda çok daha mutlu bir hayat yaşadığını anlatmış”…. Anımsayacaksınız bir hafta önce bir yazımda Carlin’in aşağıdaki satırlarını sizinle paylaşmıştım… “Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var. Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz. Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var…....Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık. Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.......Vitrinlerde her şeyin sergilendiği ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız."
Ne kadar da örtüşüyor, yukarıdaki yeni trendle Carlin’in verdiği mesaj…Bu konuyla ilgili daha söyleyecek sözlerim olacak. Onları da önümüzdeki haftalarda sizinle paylaşacağım. Ancak bu hafta için kullanılmayan ihtiyaç fazlası eşyaları ihtiyaç sahipleriyle buluşturdukları Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri’nin paylaşım merkezlerini ve Üniversitemizin her ayın son Cuma günü yapılan Genç Pazar etkinliğini anımsatarak bitirmek istiyorum. Özellikle çalışmakta olduğum kurumun önemli sosyal sorumluluk projelerinden biri olan Genç Pazar, Anadolu Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ülker Bakır Öğütveren’in ve bazı meslektaşlarımızın girişimleriyle, 1998 yılında “Öğrencilerle Yardımlaşma ve Dayanışma Komisyonu”nun bir etkinliği olarak hayata geçmiş ve hayata geçtiği günden bu yana öğrenci ve personelin yoğun ilgisi ile karşılaşmış. Son dönemde etkinlikten hem üniversiteden personel ve öğrenciler, hem şehirden halk da yararlanıyor...Genç Pazar’ın amacı, kullanılmayan, bir başkasının ihtiyacına cevap verebilecek durumdaki her tür eşyayı toplayıp, ihtiyaç sahiplerine uygun fiyatlarla aktarmak, elde edilen gelir ile de maddi yetersizliği olan öğrencilere yardımcı olmak. Belki bakarsınız önümüzdeki günlerde belediyelerimizin, üniversitelerimizin ve gazetemizin katkılarıyla daha büyük bir kampanyaya dönüşür, PAYLAŞMAK…