Prof.Dr. Alper Çabuk

Yaş kesen, baş keser…

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

23 Mart 2015 00:00
A
a
21 Mart tarihini çok severim. Gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu ve bu tarihten sonra giderek uzayan gündüzler anlamına gelen ve ilkbaharın başlangıcına denk gelen bu gün, kış ayları boyunca azalan yaşam enerjimin de tekrar artması demektir benim için. 21 Mart gününü bir peyzaj mimarı olarak benim için önemli kılan diğer şey ise bu günün Dünya Ormancılık Günü olmasıdır. Bu günle başlayan hafta ise Orman Haftası olarak kutlanmaktadır. Giderek büyüttüğümüz şehirlerimizde her ne kadar önemini büyük ölçüde unutmuş olsak da, ağaç demek nefes demek, yaşam demektir. Ancak görünen o ki, yaşam kaynağımız olan doğal ormanların alanı son otuz yılda yaklaşık yüzde on beş oranında azaldı. Önümüzdeki otuz yılda beklenen trend artan bir azalış olacağı yönünde… Oysa ki bir yandan insanoğlu iklim değişikliklerine yol açan karbondioksit emisyonlarını artırırken, diğer yandan da karbondioksit yutağı olan ormanları hızla tahrip ediyor. Bunu ne adına yapıyor. Giderek artan ihtiyaçlarımızı karşılamak adına, ormanlarımızı tahrip ediyoruz, aslında kendi yaşamımızı tehdit altına alıyoruz, kısaca kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz…

Ağaçların en önemli özelliği, havadaki karbondioksiti emmesi. Dünyadaki ormanların yaklaşık 300 gigaton karbonu tuttuğu, bitkilerin, ormanların ve toprağın atmosferde bulunan karbondioksitin % 50’den fazlasını barındırdıkları tahmin edilmektedir. Bu rakamın ne anlama geldiğini açıklamak adına UNDP’nin küresel iklim değişiklikleri konusundaki tespitleri referans olabilir. UNDP’ye göre Dünyanın ortalama sıcaklığının iki derece santigrat artması halinde Dünya ekonomisinde ve medeniyetlerimizde, küresel kalkınmada geniş çaplı gerilemeler geri dönülmez bir şekilde başlayacaktır. Şu anda küresel ortalama sıcaklık artışının yaklaşık bir derece santigrat olduğu düşünülürse, gerekli tedbirler alınmazsa bu eşik değere ulaşılması çok da fazla sürmeyecek gibi gözükmektedir. Ortalama küresel sıcaklık artışını iki derece santigrat düzeyinde tutmak için karbon emisyonlarının atmosferik yoğunluğunu milyonda 450 partikül düzeyinde sabitlenmesi gerekmektedir. Aksi halde, 2050 yılında atmosferik yoğunluk düzeyi 750 partikül düzeyine çıkacaktır ve karbondioksit yoğunluğu açısından 450 partikül düzeyini sağlamak için dünyanın yıllık karbondioksit emisyonunun toplam dört gigaton seviyesine çekilmesi gerekmektedir. Bu ise, mevcut karbondioksit emisyonlarının 2050’ye kadar % 80 oranında azaltılması anlamına gelmektedir. Kalkınmamızdan ve karbondioksit emisyonlarında artışa yol açan fosil yakıt kullanımından vazgeçemediğimize göre, ormanlarımızın önemi ve korunması ve miktarlarının çok hızlı şekilde artırılması gerekliliği biraz daha iyi anlaşılabilmektedir.

Ayrıca işin kötü tarafı kesilen her ağaç bünyesinde tuttuğu karbondioksiti atmosfere geri salmaktadır. Dünya genelinde yok edilen ormanlardan atmosfere yılda yaklaşık bir gigaton karbon salınmaktadır. Bu miktar yaklaşık dört 4 milyar ton kömürün yakılmasıyla ortaya çıkan emisyona eşittir. Sadece bu emisyonları ortadan kaldırmak için dünyada yaşayan her insanın her yıl iki ağaç dikmesi ve diktikleri ağaçlara sürekli olarak bakması gerekmektedir. Atalarımız dediği gibi yaş kesek, baş keser... Zira ağaçlar sadece karbondioksiti bünyelerinde tutmaz, aynı zamanda atmosfere oksijen verir. Ortalama büyüklükte bir ağaç bir yılda bir ailenin bir yıllık ihtiyacı olan oksijeni atmosfere verir.

Bu hafta Ormancılık Haftası… Yaşamak istiyorsak, çocuklarımıza yaşanabilir bir gelecek bırakmak istiyorsak, baharın başlangıcı olan 21 Mart, hepimiz için ağaçları korumak için yeni bir başlangıç olsun. Her birimiz, mevcut ağaçları olabildiğince korumak dışında, her yıl iki ağaç dikmek ve bunları yaşatmak zorunda. Bu yeryüzünde yaşayan her insanın gelecek nesillere olan borcu…

Herkese iyi haftalar…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi