Yanlış kararlar!...

Önder Baloğlu yazdı

4 Eylül 2015 23:57
A
a
Çok eskilere dayanan bir sözdür:

“Suyun başında ol da, ne olursan ol!”

Acaba öyle mi?

“Yeter mi?”

Başarı, sadece “başta” olmakla mı kazanılır?

Nitekim bir lidere başarısının sırlarını sormuşlar…

“İki kelime” demiş:

“Doğru kararlar…”

-Peki, doğru kararları nasıl biliyorsunuz?

“Tek kelime” demiş:

“Tecrübe…”

Bu kez üstelemişler:

“İyi de, tecrübe dediğiniz şeyin sırrı nedir?”

Derin bir iç çekmiş lider:

“İki kelime” demiş:

“Yanlış kararlar…”

*****

 

Gazeteciler için söylenir ama liderler için de geçerli olduğu iddia edilir:

“Lider olunmaz, lider doğulur…”

Acaba öyle mi?

Liderlik de yapa yapa öğrenebiliniyor… İnanmayan “Tayyip Erdoğan”ın başbakan iken, “açılım” diye tutturduğu günleri hatırlasın…

“Benim 75 tane Kürt milletvekilim var” diye övündüğü, “Habur”da seyyar mahkemeler kurdurduğu günleri…

Hâkimlerin “takipsizlik” kararlarını…

“Davul-zurna ile Diyarbakır yoluna düşenleri…”

Bir de şimdiki hallerini göz önüne getirin…

“Yaşasın yanlış kararlar…”

Doğru kararları onlara borçluyuz!

“Lider”, İngilizce “Lead” sözünden türeme bir sözcük…

“Peşi sıra sürükleyen, öncülük eden, yöneten anlamına geliyor…”

Kısacası, liderlerin sırrı yanlışlarında…

“Yaşasın yanlış kararlar…”

 

//////////////////////////////////

 

Cumartesi Öyküsü

 

Yunan güllesinden beter değil mi?  (foto: Yunan İşgali)

 

Avrupalı seyyahlar 1800’lerde Eskişehir’i ölü, cansız ve dikkati çekmeyen bir yer olarak tasvir etmişlerdir. 100 yıl sonra Osmanlı Devleti’nin İçişleri Bakanlığı ile kentimizi, İstanbul ve İzmir’den sonra gelişmeye en müsait yer olarak raporlarına kaydeder.

“Bu arada neler mi olmuş?”

Kırım’dan Kafkasya’dan ve Rumeli’den on binlerce çilekeş insan zulümden kaçarak buraya yerleşmiş. İlk tren düdüğünün duyulmasından sonra Avrupalı işçiler, mühendisler akın etti Porsuk kenarına.

“Bunları neden mi yazdık?”

Yunan istilacıları Kurtuluş Savaşı’nda bu zenginliğin altını üstüne getirdiler. Yunan tümenleri 19 Temmuz 1921 akşamı şehrimize girerler. Talan başlar. Zulüm, işkence, tecavüz eksik olmaz. Yurtseverler canını dişine takar, Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün etrafında kenetlenir.

“Unutmadan söyleyeyim, işbirlikçiler de eksik olmaz.”

Hele bir  “Hatif Gazetesi” vardır ki, her bir satırı süngü gibi Mehmetçiğin bağrına saplanır.

Şu satırları okuyunca insanın kanı donuyor, dili tutuluyor:

“Ey millet-i İslamiye! Geçen seneden beri, Yunan kuva-yı işgaliyesinin Anadolu’ya vünudundan bu ana kadar hanginizin malına, canına, ırzına taarruz edildi?

Cümlenizin istirahatı temin, mal ve can ve ırzınız her bir türlü taarruzdan salim değil mi?

Kütahya ve Eskişehir’de iş bu muharebede haksız mahv ve itlaf edilen, cenazelerinin kemikleri büyük katil Mustafa Kemal’den intikam diye bağırıyorlar. Lanet bu hain vatana, lanet zalim Mustafa Kemal’e.”

Evet, bu satırlar “Yunan kurşunundan, güllesinden” daha beter değil mi?

Doç. Dr. Kemal Yakut

(Anadolu Üniversitesi)

 

/////////////////////////////////////////

 

 Bize de mi lo lo lo?

 

Avukat, hüküm giyeceği kesin olan bir sanığa “Ben seni kurtarırım” diyerek, büyük bir ücret karşılığında davayı üstlenir. Sonra da sanığın karşısına geçip “Hâkim sana ne derse desin, ne sorarsa sorsun Lo-Lo-Lo’dan başka söz söyleyemeyeceksin” der…

Duruşmada hâkim sorar:

“Adın ne?”

“Lo lo lo!”

“Söylesene be adam?”

“Lo lo lo!”

“Kaç yaşındasın?”

“Lo lo lo!”

Hâkim bunları duyunca, sanığın ceza sorumluluğu olmadığına karar verir.

Ertesi gün avukat, sanıktan parasını ister.

Hapisten kurtulan adam mahkemedeki tavrını takınır:

“Lo lo lo!”

Avukat, “Dostum mahkeme bitti, kendine gel, şakayı bırak” diye uyarır…

“Lo lo lo!”

Avukatın tepesi atar artık:

“Senden para istiyorum be adam! Bize de mi lo lo lo!”

 

/////////////////////////////////////////////

 

Cenazenin yeri

 

Temel hoca olup camide vaazlar veriyormuş. Bir cuma hutbesinde sormuşlar:

“Cenaze kaldırırken tabutun önünde mi, yoksa arkasında mı yürümeli?”

Temel Hoca, “Valla” demiş:

“İçinde olmayın da, neresinde olursanız olun!”

 

////////////////////////////

 

Cuk

 

Son yapılan kamuoyu yoklamasına göre, “KAMU OYULMUŞTUR!”

Erdinç Utku

 

///////////////////

 

Günün Sorusu

 

Kağıdı Çinliler buldu.

Peki üç kağıdı kimler buldu?

İbrahim Ormancı

 

///////////////////////////////

 

Günün İncisi

 

“Şarap olmadan ayrılmak yok” dedi üzüm taneleri…

Mehmet Tuncer

 

///////////////////////

 

Günün Sözü

 

Yasaların bittiği yerde zulüm ve haksızlık başlar!...

 

///////////////////////////////////////////////

 

Büyük Türk Milleti…

 

Dilbilimci “Agop Dilaçar”  dile getiriyor:

“Atatürk” sık sık bir “Atilla” hikâyesi anlatırdı.

Hun-Roma görüşmeleri yapılırken Roma temsilcisi Hunlara sormuş:

“Roma imparatoru soylu bir ailedendir, sizin Atilla kimdir, soylu mudur?”

Atilla, Romalılara şu cevabı göndermiş:

“Ben soylu olmayabilirim ama büyük ve soylu bir ulusun başbuğuyum…”

İşte “Atatürk” bunun için sık sık “Büyük Türk Milleti” diye başlardı…

 

///////////////////////////////

 

Günün Olayı

 

Yeni Kültür Bakanı işten çıkartılan Levent Üzümcü için “Tanımam” demiş.

Malum, ülkemizde sanatçıları onlar değil, açılan davalar nedeniyle Adalet Bakanlığı tanır…

 

////////////////////

 

Günün Biberi

 

Demokrasi ona layık olanların, ona sahip çıkanların hak ettiği bir rejimdir. Medyanın özgür olmadığı bir ortamda demokrasiden söz edilemez.

Deniz Ülke Arıboğan

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi