Kime sallıyor bu yine diyenleri duyar gibiyim. Güzel ülkem öyle bir hal aldı ki, gözümüzün içine bakarak yalan söyleyenlerin fink attığı ucubeler topluluğunu kanıksar olduk adeta. Çok değil daha dün söylediklerini bugün inkâr eden kaşar takımı da, ilham aldıkları özel yeteneklerin yolunda çığ gibi büyüyerek ilerliyor. Gözlerine belgeleri sokuyorsun, diyorsun ki “bak sen yıllar önce şu konu üzerine bunları söylemişsin…” Bana mısın demiyor Allah’ın kaşarı, sanki onları söyleyen o değil de benim büyükbabammış gibi istifini dahi bozmuyor. Çok yaşa padişahım güruhu da ondan farklı değil keza! “Ne eylerse güzel eyler” diyerek bireysel çıkarları uğrunda el ovuşturmaya devam ediyor. Hâlbuki “ne eylerse güzel eyleyen” yegâne güç yüce Allah’tır. Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var” diyen onurlu toplum nerede o halde?
“Güneydoğuda görev yapmış bir öğretmenin mektubu” başlıklı köşe yazıma eleştiride bulunmuş sahibinin sesi iki zat! Sözüm ona birisi hala o bölgelerde öğretmenlik görevini sürdürüyormuş. Bu iki zatın eleştirileri alt alta ve ikisi de sanki bir kalemden çıkmışçasına benzer biçimde. “Güneydoğuya adım atmamış birilerinin sanal alemde uyduruk mektubu” olarak başlıyorlar eleştirilerine. Ve ikisi de Bremen Mızıkacıları gibi şunları yazmış; “Oralarda görev yapmayanlar bilemezler, sadece uydururlar böyle. Bu yazıları yayınlayanlar da uyduranlar gibi siz de ırkçılıktan öte bir şey yapmıyorsunuz. Buradaki öğretmenler batıda göremedikleri sevgi ve saygıyı görmektedirler…” Hay senin yalanını diye başlayıp, kaşar suratına tükürmek geliyor içimden sadece…
Bu güzel ülkemin 81 vilayetinden en az ellisini gezdim. Daha altı ay önce Mardin’e gittim. Kurban olurum ben oranın da, Antep’in de, Urfa’nın da masum insanlarına. O gölgedeki insanlarımıza ima yolu ile olsun en ufak bir kara çalmadım ki ben hayatımın hiçbir evresinde! Oradaki insanlar zaten sizin gibileri adamdan sayıp oy verselerdi mecliste en az 100 tane kravatlınız olurdu. Kör değilseniz bakın yıllardır değişmeyen tabloya. Her türlü insanlık dışı katliamlarınıza karşı, bölge insanına yaptığınız zulme karşı tablo ortada. Sizi bu Ulusun ne Kürt’ü ne de Türk’ü desteklemiyor. Sizi sadece Okyanus ötesindeki Coni’ler destekliyor. Sizler onların kucağına oturarak yaptığınız terör faaliyetlerini halk hareketi olarak kendiniz gibi IQ sorunu olanlara yutturursunuz ancak! Bakın fotoğrafta 72 tane öğretmen var. Kahpece katledilmiş, görevi başında şehit edilmiş 72 can bunlar. Kadını kızı da var bu masumların içerisinde. Haydi, bu tablonun yarısı yalan ve düzmece! Diğer geri kalanlar da mı öyle? Bu ülkede balık hafızalıları, dilenciliği meslek edinmişleri mi ölçü alarak bu tür yalanlara sığınıyorsunuz zerre utanmadan! Bakın o fotoğraftaki insanları ben şehit etmedim. Ozanın dediği gibi “kör olmayın da görün”… Görecek göz, hissedecek insanlık olmasa da alın başucunuz asın…
Cumhuriyetin Kadınlarından Gelen İletiler…
Gün içerisinde gerek telefon, gerek eposta, gerek sms ve sosyal paylaşım yolu üzerinden birçok ileti alırım. Tüm köşe yazarı arkadaşlarımda olduğu gibi benim de bazı yazılarıma daha fazla tepki gelir. Bunlardan bir tanesi de, yani çok tepki gelen yazılarımdan bir tanesi de “CHP’li kadınların çığlığı” yazımdır. Cumhuriyet değerlerinin talan edildiği ve her geçen gün uzaklaştığımız gerçeğinden yola çıkarsak, hepimizin umuda acil ihtiyacı var. Bu umudun başında ise demokrasinin olmazsa olmazı olan partiler gelir. Ne yazık ki en çok sıkıntısını çektiğimiz konu da, Cumhuriyete sevdalı kitlelere bu anlamda umut olacak partinin henüz olmamasıdır. Cumhuriyetin en köklü ve anlamlı partisi olan CHP üzerinde fazlası ile durmamızın yegâne nedeni de budur. Her yurtsever yurttaş gibi ben de bu anlamda Atatürk’ün kurduğu bu partinin tez zamanda kendisini bulmasını isteyenlerdenim. CHP içerisinde kümelenmiş, tabir caiz ise kokuşmuş statükocu güruhun tez zamanda temizlenmesini tüm kalbimle isteyenlerdenim. Bu gerçek ışığında yine o kadınlardan, yani Cumhuriyetin kadınlarından bir tanesinin iletisini paylaşıyorum…
“Merhabalar Şinasi Bey,
CHP'de kadınların çığlığı başlıklı yazınızı okudum ve ne kadar doğru tespitlerde bulunduğunuzu gördüm. Ama bakıyorum ki bazı arkadaşlar bu yazıdan rahatsız olmuşlar, bunun devamı gelecektir ya da perde arkasında konuşulacaktır. Keşke yüz yüze konuşabilme şansımız olsaydı... Ben bizzat Tepebaşı'ndan bir arkadaş tarafından il yönetimine önerilmiştim, epeyce bir süre gidip geldim ama maalesef birlik beraberliğin asla sağlanamayacağı bir ortam vardı ve beni ellerinden geldiğince dışarıda tutmaya çalıştılar... Yapılan çalışmalarla ilgili tek bir telefon bile almadım haber verilmiyordu... Ben birdenbire ayağımı kestim bu sefer onlar rahatsız oldular vs… Özet olarak kendileriyle bir merhabam var kişilik olarak onlar kesmediği sürece devam edecektir. Şahsi düşüncem, bu bahsettiklerimin CHP ye pek bir şey katmayacağı, X hanım'ın yönlendirildiği doğrultusundadır... Sevgilerle…”
OZANCA
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kor olasın demiyorum
kor olma da
gör beni
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy