Vermek!

Şinasi Kula yazdı

2 Şubat 2016 08:35
A
a
Yol verilmesi gerekenlere yüz vermek

Sadece gösterip umut vermek

Değmeyeceklere yanıt vermek

Kendi arkada kalıp birilerine gaz vermek

Ota da boka da konup gönül vermek

Gönüllü gönülsüz omuz vermek

Dövecekmiş gibi selam vermek

Bülbül gibi ötüp sır vermek

Aylar sonrasına randevu vermek

Yemeklere tat vermek

Sanatı kullanarak ruh vermek

Hastasına itina ile can vermek

Sevdiklerine bir ömür emek vermek

Malını pahalı ya da ucuza vermek

Bir insana şans vermek

Hayatını değiştirecek fırsat vermek

Pireye kızıp yorganı gözden çıkarırca

Koca bir ormanı ateşe vermek

Mustafa Kemal gibi ışık vermek

Ya da Hitler gibi korku vermek

İki kişiden biri olup susmak veya

Elini taşın altına koyup ses vermek

Kadın olup, Cumhuriyetin tüm

Kazanımlarını altın bir tepsi içinde

Tüm haklarını enayice iade edip

Erkek egemen dünyaya hediye vermek

Yapamayacağın iş için söz vermek

Bir hastanın yaşaması için kan vermek

Sır vermeyip ser vermek

Ülkesi uğruna, bağımsızlık uğruna

Yaşanası bir dünya uğruna can vermek

Değmeyecek topluma hayatını vermek

Velhasıl kelam;

Almaktan her daim kutsaldır vermek…

 

 

SİZİN SESİNİZ

Yamuk yumuk…

Kamil Gülşen kendine has bir insandır, hani özgün diye tanımladıklarımızdan biridir. İkimizin yolları İzmir’de kesiştiğinde o ordudan genç bir üsteğmen iken emekli edilmiş kitapçılık, daha sonra da bar işletmeciliği yapmaktaydı. Bar deyip geçmeyin İzmir’de gelmiş geçmiş en namlı en anı biriktiren barlarından biriydi Nektar Bar.

Suya Türkü, Şinasi Kula, Hüseyin Turan, Yavuz Bingöl, rahmetlik Nihat Aydın, Alaattin Uslu daha kimler uzun süre sahne aldılar…

Sevgili Kamil Nobel Ödüllü ünlü (!) yazar için şu yorumu yapıp paylaşımda bulunmuş; Bu adam bolca sirke içmeli. Kür olarak da limon+sarımsak kürü yapmalı ki beynine giden kılcal damarlar açılsın. Hadi seksen yaşını geçse normal diyeceğim ama…

Peki, ne demiş ki Nobel Ödüllü ünlü (!) yazar?

Aynen şunları patırdatmış; “1970’lerde insanlar sokaklarda ölürdü, şimdi ölen yok. O daha da kötüydü diyebilirim. Cumhurbaşkanı için şimdi vatan haini diye bağırıyor. Ama hiç olmazsa sokakta ölen yok…”

Sur ve Cizre'den her gün sayısız ölüm haberlerinin geldiği günlerde kendisine yazar denilen, aydın denilen, Nobel Ödülü ile yaldızlanan bu gariban sanırım bu yorumu yaparken İsviçre Alplerineydi! Doğal olarak da o ruh hali ile hatlarında kısa devre oldu diye düşünmekteyim ben de. Ya da akşamdan kalma hormonların salgısının tezahürü olarak da bakabiliriz…

Ha bu kadarla da kalmamış incilerini saçmaya.

“Stalin Rusya'sı gibi sanatçının özgürlüğüne saldırı yok” diyerek tüy dikmeyi de ihmal etmemiş! Ben haklarında dava açılan karikatüristlerin yerinde olsam zatı muhteremin değil etekli, çırılçıplak karikatürünü yapıp hediye ederdim. Çünkü bu açıklamaları yaparken, bir taraflının ayazda kaldığının farkında değil garip!

 

OZANCA

ÇIRILÇIPLAK

Küstahlığımı nezaketim götürdü

Sadece kendime bakakaldım.

Kararsızlık bir an sürdü.

Gizlenen insanların ortasında ben kaldım,

Çırılçıplak.

Selamımı tanıdıklar götürdü.

Saygı bekleyince alçaldım.

Kararsızlık bir an sürdü.

Kendini beğenmişlerin ortasında ben kaldım,

Çırılçıplak.

Ağlamayı ölenler götürdü.

Kendimi ölmez sanınca ufaldım,

Kararsızlık bir an sürdü.

Ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım,

Çırılçıplak.

Sonsuzluğu ufuklar götürdü.

Yarattığım dünyaların içinde daraldım.

Kararsızlık bir an sürdü.

Başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım,

Çırılçıplak.

Aydınlığı bulutlar götürdü.

Yıldızlara doğru yol aldım.

Kararsızlık bir an sürdü.

Varanlarla duranların ortasında ben kaldım,

Çırılçıplak.

                                    Özdemir ASAF

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi