VAZ GEÇ BE AYHAN’IM…

VAZ GEÇ BE AYHAN’IM…

27 Ağustos 2013 09:29
A
a


Kişilere indirgenmiş yazılar yazmaktan kaçınırım genellikle. Çünkü benim derdim kişilerle değil, yaşanırı yaşanmaz kılan sistemledir. Ne demişti Yılmaz Hocam Eskişehir medyasındaki yazarlara ithafen? “Siyasi dedikodudan öte hiçbir şey yazamıyorsunuz…” Birileri istedi diye değil, ben zaten tarz olarak kişilere indirgenen sığ yazıları oldum olası sevemedim kısacası. Lakin Cuma günü yerel gazetelerimizi incelediğimde, sekizinin de aynı kişiden bahsettiğini görünce dayanamadım. Bu furyaya katılmazsam “gazeteciden sayılmam” endişesi(!) ile Ayhan Kavas ile ilgili birkaç kelam da ben edeyim istedim…

Bildiğim bir gerçeği paylaşarak yazımı sürdürmek istiyorum. “Siyasette tutarlılık önemlidir” desem inandırıcı olur muyum sizler için? Kesinlikle bu ülke için geçerli olduğuna inanmadığım bir laf salatasıdır bu sadece. Eğer siyasette tutarlılık önemli olsaydı bu ülkede “Fırıldak Kubi” lakaplı biri sekiz parti değiştirip milletvekili maaşı almazdı. Eğer az önce söylediğim söz geçerli olsaydı “biz gömlek değiştirdik” açıklamasına sığınıp, geçmişte tüm yaptıklarını ve söylediklerini inkâr edip takiye yapılmazdı. Demokrasiyi, istediğimiz istasyonda ineriz diye kullanıp, kendilerinin işine geldiği biçimde demokrasi dersleri vermeye kalkılmazdı… Eğer bu halk da siyasette tutarlığı baş tacı etseydi, yüzde doksan dokuz evet oyu verip darbe şakşakçılığı yaparak, Kenan Evren’i baş tacı etmezdi. Baş tacı ettiği Kenan Evren’i bugün “tu kaka” ilan etmezdi. Yani siyasette tutarlılıktan öte “kurnazlık” ve belden aşağı kıvraklığınız önemlidir. Hani rakibi geçerken çalım atmanız için gereken kıvraklık var ya “aha” aynen öyle işte. Dün söylediğinizi bu gün inkâr edin, ben artık değiştim deyin, size şantaj unsuru olarak dayatılan ve kamuoyuna servis edilen olayın üzerinden yeter ki altı ay geçsin. Hele ki medya karşısında mazlumu oynayıp iki damla da gözyaşı dökün. Bu halk geçmişinizi anında unutup sizi yine de baş tacı eder. Yeter ki mağduru oynayacak kadar rolünüzün hakkını verin!

Bu örneklemelerden sonra Ayhan Kavas’la ilgili yazılanlara gelelim hemen.  “Yılmaz Büyükerşen tek belirleyicidir” diyor alenen ve kısacası. Büyükerşen genel merkeze kiminle ilgili olumlu görüş bildirirse, aday da odur diyor. “Öğretmenim bana yıldızlı pekiyi verdi” diyen minik öğrenci edası ile inşallah bana da yıldızlı artı verecektir diyor. Sizlerinde anladığı biçimde Kavas’ınki, temenniden öte bir tahmin ya da yüreklendirme elbette… Kimse kimsenin yerine olamaz ama ben Ayhan Kavasın konumunda olsaydım, Yılmaz Büyükerşen’e yakın ya da sağ kolu gibi sıfatlarla anılan birisi olsaydım böylesi talihsiz bir beyanatta bulunmazdım. Zaten bu açıklaması sonunda kafadan kaybettiğinin farkında mıdır Ayhan Kavas bilemem ama gerçek budur. Yılmaz Büyükerşen’i kamuoyu önünde zor durumda bıraktığının farkına vardığında benim bu yazımı eminim ki bir kez daha gözden geçirecektir. İkinci konu da yine geçmişte yerel gazetelere yaptığı bir başka açıklama ile ilgilidir. “Babam geçse de ben CHP’ye geçmem” dedikten kısa bir süre sonra dediğinin tersini yapmasıdır. Balık hafızasından yararlandığımız güruhun umurunda olmasa da, kendisine saygısı olan insanlar kafalarının bir kenarında not tutmuşlardır bu sözünü sevgili kardeşim inan. Mevcut CHP’ye ne kadar inandığımı, sempati duyduğumu her fırsattaki eleştirilerimden ötürü bilenler bilir. Erman Gölet’e nice köşe yazımda yağdırdığım eleştirileri de okumayan kalmamıştır eminim. “Lal olan diller”i bir kenara bırakırsak, bu partinin ya da rakibin Erman Gölet’in avukatı hiç değilim anlayacağın. Lakin unutmamanız gereken bir gerçek vardır. “İnsanın geçmişi, görünmeyen gölgesidir”… Bana ait bu sözü de notların arasına almanı dilerim. Yani insanoğlu ektiğini biçersin gerçeğini her ne kadar unutsa da siyasette unutulmaması gereken bir gerçektir bu! Ben haddimi bilirim, benden neden siyasetçi olmaz inan. Nedenini diyeyim mi? Ben bildiği doğrulardan zerre şaşmayan, iki yakası bir araya gelmeyen, kendisine on birinci köy arayan(onuncu köy sevgili Bekir Coşkun’un) bir Ozanım. Borazan olsaydım durumum çok daha değişik olur, cenneti bu dünyada da tadardım. Yazımın son cümlesi de şu olsun izninle; Vaz geç be Ayhan’ım bu sevdadan, inan sana göre değil bu iş!

DIŞARDAN GAZEL

GÜZEL YÜREKLİ İNSANLARA!

Bazen gözünüzün kimseleri görmediği anlar olur. Yüreğinizi ve gözlerinizi kapatırsınız adeta tüm dünyaya. Lezzet alamaz hatta nefes alamaz gibi olursunuz. İşte tam böylesi anda bir dost sesi çözüverir içinizdeki kördüğümü… Tam böylesi bir günde sevgili Dr. F.Neşe Uğur çıkageldi elinde bir torba kedi maması ile işyerime. Geçen hafta sosyal paylaşım sitemde paylaştığım ve bakımını üstlendiğim bir kayıp kedinin(Pofuduk)fotoğraflarını paylaşmıştım. Zalim ellerce terk edilen bu “dünya güzeli kedileriniz için mama getirdim” diyerek içten tebessümü ile çıkageldi. Her sabah yolumu gözleyen ve sayıları gittikçe artan bu mazlum patilerle tanıştırdım sevgili arkadaşımı tek tek. Çayımızı içip vedalaşırken yüzüne diyemediğim bir duygumu şimdi paylaşayım hiç değilse. İyi ki varsınız güzel yürekli insanlar, iyi ki varsınız…

OZANCA

Güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde.

İyi ki geçtin dünyadan.

Sahi, ya doğmasaydın?

 

Nazım Hikmet RAN

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi