Vatandaş ancak ağlamasını biliyor!

Şinasi Kula yazdı

29 Temmuz 2015 01:47
A
a

TÜKODER(Tüketiciyi Koruma Derneği) Eskişehir Şube Başkanı Sülahi Özalp ile uzunca bir sohbet olanağımız oldu iki gün önce. OEDAŞ’ın biz Eskişehirlilere yaşattığı sıkıntılar dâhil, gündemde olan birçok konuyla ilgili bilgilendirmelerde bulundu sağ olsun. Köşe yazılarımda kimi zaman dile getirdiğim habersiz ve gerekçesiz kesintiler için mükemmel bir tanımlama yaptı. “Ben yaparım dayatmasını andıran ve önceden haber verilmeden yapılan elektrik kesintileri her şeyden önce insan hayatına kasıttır” dedi. Malın mülkün de(elektrikli eşyaların) bu sıkça kesintilerden zarar gördüğü hatırlatan Özalp, hayatı elektrikle çalışan tıbbi araçlara bağlı insanların canlarına direkt kasıttır demesinden etkilendim. İşin bu yanını hele hiç düşünmemiştim doğrusu. Evet, elektronik aygıtlarımızın zarar görmesi kesin ama gerçekten de insan hayatından daha da önemli değil ki! Peki bu konumdaki mağdurlar başta olmak üzere, kesintilerden kafayı sıyıracak boyuta gelen vatandaş neden elle tutulur biçimde sesini gerekli birimlere duyurmuyor? Onun da yıllara dayanan deneyimler sonucu adı kondu bu söyleşide; vatandaş gerçekten de sadece ağlamasını biliyor, iş hak aramaya gelince başkaları uğraşsın ben de hazıra konayım zihniyeti ön plana çıkıyor. Sayın Özalp’i arayıp neden hakkımızı aramıyorsunuz diye serzenişlerde bulunan vatandaşımızın, gerek gazetemizi gerekse televizyon kanalımızı arayarak yaptığı sitemlerden bazen bizler de yoruluyoruz. Çünkü bu sitemlerin muhatabı olması gereken kurum ve yöneticilerin hiçbir şey umurlarında olmazken, hak etmeyenlerin hemen her gün vatandaştan fırça yemesinin de saçmalık olduğunu söylemem gerek!

Bu konunun dışında, vatandaşın kendilerini arayıp şikâyette bulunduğu konulara da değindi tüketici başkanı. Halı yıkama firmaları ile yaşananlardan başladı. Mesafeli satışlar ramazan ayı içerisinde patlama yaptı diye sürdürdü konuşmasını. Yani iftarını yapan vatandaş sahura kadar televizyon karşısında zaping yaparken televizyon aracılığı ile yapılan satış tuzağına mutlaka düşüyormuş. Fatura yok, garanti belgesi yok, maliye kontrolü yok diye vahim durumun özetini yaptı. Taksitli satışlarda keza sözleşmeyi bile okuma zahmetinde bulunmuyor insanımız. Durum böyle olunca da canı yanınca işin farkına varıyormuş doğal olarak. Açıkta gıda satışlarının hala sürdüğünü(örneğin Çarşamba ve Cumartesi pazarın yanında ve diğer pazarlarda görebilirsiniz) dedi Sülahi Bey. Denetleyici konumunda olan kurum ve kuruluşlar yeteri kadar denetim yapmıyorlar diye ekledi. “Hediye kazandınız” tuzağına düşenlerin sayısında her şeye rağmen azalmanın olmadığına dikkat çekti. “Kimse kimseye bedava bir şey vermez ki kardeşim” diyerek bir biçimde uyanın artık demek istedi sanırım!

Vatandaşın hakkını Yargıtay düzeyindeki davalara girerek arayan bu derneğin binası ile ilgili birkaç kelam etmek istedim kendisi ile. Yahu başkan şu derneğinizi sizlere(verdiğiniz hizmetlere)çok daha yakışır bir binaya taşısanız. En azından yerel yöneticilerimiz başta olmak üzere merkezi yönetimden de el vermelerini isteseniz dedim. “Hocam o zaman biz böylesine başı dik hizmet veremeyiz ki, varsayın kiramızı ödeyen kuruluşun yanlışlarını haykıramayız ki” dedi. Belki haklıydı ama kamu yararına iş yapan böyle bir derneğe de bu kentte birilerinin iyimser yaklaşacağına inanmak istiyorum ben de. Örneğin Defterdarımız Sayın Ahmet Özkan bu konuyla ilgili bir çözüm ya da en azından yaklaşımda bulamaz mı? Değerli köylüm Süleyman Bakal bir biçimde çözüm yolu bulmuş dernek binası için bakınız (başka bir tüketici derneği). Evet, vatandaşımız ancak ağlıyor gerçekten de ama demek ki ağlamayana meme yok demek ki benim güzel ülkemde Sülahi Bey kardeşim!

 

Karapınar Evlerindeki Mülteciler!

Bir köşe yazım sonrasında gelen bilgilerden ve yorumlardan da çok net anlaşıldığı gibi; Eskişehir’de “mülteci” adı altında yaşam süren binlerce sığınmacı ver. Bunların hepsi Suriyelidir diye bir sava gerek de yok! Çünkü yurdundan kaçıp benim ülkeme gelmiş ve gelirken de binlerce sorun getirmiş insanların ülkemi çözümsüzlüğe doğru götürmesidir konuşulması gerekenler. Tarafıma gelen bir bilgi de Karapınar Mahallesindeki yıkıma hazır evlerde söz konusu bu kişilerin izinsiz barındığıdır. Yani hiçbir yasal izni olmayan insanların(mülteci ya da sığınmacı),bu evlerde kimlerden izin alıp yaşam sürmeleridir sorulması gereken! Bunun gibi bilmediğimiz başka mekânlarda da barındırılmaları söz konusu mudur?

 

OZANCA

Nerdesiniz ey akiller!

Pehlivan gibi meydanlara çıktınız

Sırça sofralardan kuş bakışı baktınız

Vatan kurtarıyordunuz, ne çabuk bıktınız

Her yer kan gölü, meydanlarda katiller

Ne de çabuk yufuladınız ey akiller!

                                        Şinasi KULA

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi