Uyuşturucu tacirleri mi, uyuşturucu çakalları mı?

Şinasi Kula yazdı

2 Mart 2015 00:03
A
a
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce uyuşturucu madde ile mücadele kapsamında yapılan çalışmaların olumlu sonuçlarını görüyoruz Eskişehir’imizde...

Otuzlu yaşlarda iki şahıs il dışından yüklü miktarda uyuşturucu madde nakletmek üzere kentimize hareket ediyor. Bilgileri elde eden emniyet güçlerimiz bunun üzerine iki şüpheliyi Bursa Yolu üzerinde durduruyorlar. Zanlıların kaçmaya teşebbüs etmeleri üzerine, trafik kazası yaşanıyor. Kaza sonrası yakalanan şahısların bulunduğu araçta yapılan aramada 1 kilo 85 gram bonzai uyuşturucu maddesi ve 6,21 gram kubar esrar maddesi ele geçirilmiş. Filmlerde görürüz, özellikle yakalanmaları için yem olarak seçilen ayakçılar vardır. Onlar polisin gündemini meşgul ederken esas yüklü malı hedefledikleri bölgeye sevk eder baronlar. Bu olayla bağlantısı var mı bu açıklamaların diyeceksiniz biliyorum! Ama eminim ki sadece ben değil, pek çoğumuz bilmiyoruz gerçeğin ne olduğunu, filmlerdeki senaryoların doğruluğunu. İşin doğrusunu bilenler ise “tavşan kaç tazı tut” oyunundan sadece karlı çıkanlardır kanımca…

Bizim bildiğimiz net bir konu var ki, bu ülkede çok küçük yaştaki çocuklarımız hala zehirlenmeye devam ediyor. Onları zehirlemek üzere kodlanmış, gözleri kan bürümüş ve paraya Allah diye tapan hayâsız güruh, fink atmaya devam ediyor meydanlarda…

34 plakalı bir araç ile mal sevkiyatı yaparken trafik kazası yapan bu iki kişi nereye ve kime getiriyorlardı diye hiç düşüneniniz olmuyor mu Allah aşkına? Kimlerle irtibat kurup, kimler aracılığı ile bu kentteki gençleri zehirlemeye devam ediyorlar söz konusu onursuzlar? Bu konuyu hiç merak edeniniz olmuyor mu? İş adamı konumunda mı, mekân sahibi konumunda mı, devlet memuru konumunda mı bu kentteki işbirlikçileri? Hani papazın başı deyimi vardır ya, işte o papazın başı yani çıbanın büyüğü hangi konumda yaşamaktadır aramızda? Dışarıdan algısı var hep, sanki bu toplumu zehirleyen hep bu kentin dışından! İşbirlikçiler, organizasyonu yapanlar, hedef kitle ile iletişimi sağlayanlar hep mi uzaydan geliyor söyler misiniz? Hiç içimizdeki alçaklar kimlerdir diye merak etmiyor musunuz? Kendi nefsinin dışında hiç kimseleri umursamayan böylesi mahlûkların bu kentte yaşaması, insan görünümünde aramızda elini kolunu sallayarak dolaşması ağırınıza gitmiyor mu? Deşifre edilmelerini ve bu kentte yaşayan insanların tükürüğünde banyo yapmalarını istemiyor musunuz? Bu şerefsizler tayfasının daha kaç çocuğunuzu zehirleyerek ucuz emellerine alet olmasına seyirci kalacaksınız? Ey Eskişehirliler sözüm size, korkudan çevirmeyin gözlerinizi benden!

 

Bu âlemin kralı da paşası da biziz!

Ülkemizin “seviye” anlamında geldiği düzeyi anlatan çok güzel bir cümledir bu aslında! Polis lojmanlarında hırsızlık yapmak üzere yeteneklerini ortaya koyan yurdum insanlarından iki tanesi, enselenip polis otosuna bindirilirken nara atıyorlar objektiflere bakarak; “Bu âlemin kralı da paşası da biziz” diyerek! Eskiden bu ülkede hırsızlık yaparken yakalananlar başlarını yere eğerlerdi, utanırlardı bu halde topluma rezil olmaktan. “Çocuğum için yaptım, yaşlı annem için yaptım, yokluk mertliği bozdu” türünden açıklamalarda bulunarak, bir nebze olsun toplum tarafından affedilebilirdi. Ya şimdi? Hırsızlık yaparken yakalanan kameraların odak noktasına bakarak yaptıkları işten övünüyorlar adeta. Aleni talanların başlangıç yıllarını anımsar mısınız? Hani şu yeğen Yahya Demirel ile başlayan ve adına “hayali ihracat” denen yasal soygun yıllarından bahsediyorum! Sonra “benim memurum işini bilir” diyen, “ben zengini severim” diyen şişman ve aykırı bir adam bu ülkenin başbakanı ve cumhurbaşkanı oldu. Prenslerince bankalar hortumlandı anımsadınız mı? Şimdi de birçoğunuz onu anarken, toplum yararına yaptığı hayırlı işlerden ötürü(!) “rahmetlik” diye söze başlıyorsunuz ya? Sözün özü o günlerden gelelim bu günlere. İkballerini ayakkabı kutularında garanti altına alanları, vicdanlarda asla aklanamayacak olanları anımsatalım. Gelelim yazı başlığımızdaki konunun özüne. Polis lojmanlarını soymayı kafaya koyacak kadar korkusuz, yakalandıktan sonra da zerre yüzü kızarmaksızın “kral biziz” diye naralar atacak pişkin yurdum insanı geldiğimiz son noktanın versiyonlarıdır işte! Ne mutlu YENİ TÜRKİYE’NİN mimarlarına, ne mutlu akça pakça söylemlerle karanlığın perdesini aralayanlara…

 

OZANCA

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer

Ve hâlâ şarabımızı vermek için

Üzüm gibi eziliyorsak

Kabahat senin,

— demeğe de dilim varmıyor ama —

Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!

                             Nazım Hikmet RAN
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi