yandex

Üniversite hayali, işsizlik ve gerçekler!

ÖSYM, yaklaşık 2,3 milyon adayın girdiği üniversite sınav sonuçlarını açıkladı. Açıklamaya göre, sınava başvuranların 2 milyon 255 bini TYT'ye girdi. AYT'ye yani ikinci sınava 1 milyon 473 bin kişi girdi.

22 Temmuz 2026 09:52
A
a
ÖSYM, yaklaşık 2,3 milyon adayın girdiği üniversite sınav sonuçlarını açıkladı.

Açıklamaya göre, sınava başvuranların 2 milyon 255 bini TYT'ye girdi. AYT'ye yani ikinci sınava 1 milyon 473 bin kişi girdi.

Sonuçların açıklanmasının ardından geleceği emanet ettiğimiz gençler, puanlarına göre üniversite tercihi yapacaklar.

Üniversiteler meslek edinmenin ilk adımı olarak görülse de kimine göre bunun için üniversite eğitimi almaya gerek yok. Son dönemde üniversite sınavlarına giren öğrenci sayısının azalmasında da bunu görüyoruz.

Üniversite sınavına girenlerin sayısındaki düşüşün en temel nedenleri uzmanlarca, “eğitim, barınma ve beslenme giderlerindeki yüksek artışlar, artan üniversite mezunu işsizliği nedeniyle diplomayla iş bulma garantisinin azalması ve gençlerin doğrudan iş hayatına veya alternatif mesleki eğitimlere yönelmesi” diye sıralanıyor.

Genç kuşağın, üniversite diploması almak yerine yapay zeka, yazılım gibi beceriler edinerek bilişim sektörüne yönelmesi de bir başka etken.

Hayaller Paris gerçekler Türkiye…

Gelelim zurnanın “zırt” dediği yere…

Bugün Türkiye’nin beka meselesi “genç işsiz sayısının artmasıdır”.

Türkiye'de geniş tanımlı işsizlik oranı 12,6 milyon kişiyle yüzde 30 seviyelerinde. 15-24 yaş arası genç nüfus işsizlik oranı ise yüzde 36 seviyesinde.

Vahim olanı kısmı, Türkiye'de her 4 gençten yaklaşık biri ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor.

Üniversite eğitimi alan işsiz sayısı ise ürkütücü boyutlarda. Türkiye'de üniversite mezunu işsiz sayısı yaklaşık 1 milyon kişi civarında.

Kim ne derse desin bugün Türkiye ekonomik kriz içinde patinaj çekiyor.

Ne enflasyon düşüyor ne yeni istihdam kapısını açacak yatırımlar yapılıyor.

Ekonominin 2-3 yıl içinde düzelmeyeceği yönündeki beklenti, iş dünyası temsilcileri başta olmak üzere hemen hemen her kesim tarafından kanıksanmış durumda.

Son yıllarda Türkiye'deki gençlerin yurt dışına gitme eğilimini inceleyen araştırmalar, 18-29 yaş grubundaki gençlerin yaklaşık yüzde 70’inin daha iyi bir gelecek ve yaşam koşulları için başka bir ülkede yaşamak istediğini ortaya koyuyor.

Gençler, alınan ücretlerin hayat pahalılığı karşında geçinmeyi imkansız kılması, sosyal yaşamdan el ayak çekmek zorunda kalmalarının yanı sıra liyakat ve adalet yoksunluğunu da yurtdışına kapağı atma gerekçesi olarak sıralıyor.

Ekonomik kriz ve işsizlik çalışma hayatının içindeki ücret dengesini de derinden sarsıyor. Bugün asgari ücret artık “temel ücret” haline gelmiş durumda.

Memur, çiftçi, esnaf ve işçi 23,6 milyon sigortalı çalışanın bulunduğu Türkiye’de SSK, özel ve kamu sektörü işçi sayısı 19 milyon.

Asgari ücret veya buna yakın ücretle çalışan kişi sayısı yaklaşık 11 milyon. Yani 19 milyon işçinin yüzde 58’i asgari ücret ve buna yakın bir ücretle çalışıyor.

Bu kadar işsizin, kapıda binlerce kişinin işe girmek için sırada olduğu bir yerde çalışma hayatında asgari ücretin temel ücret haline gelmesi son derece doğal değil mi?

İşsizlik çalışma barışını da bozar. Asgari ücrete razı birlerce kişinin varlığı buna yeter de artar bile.

İşsizlik sadece bir gelir meselesi değil aynı zamanda sosyolojik bir olay olarak görülmeli.

Bir kişinin işsiz olması insan onurunu zedelediği gibi kriminal olaylara eğilim tehlikesi de yaratır.

Anlayacağınız…

Ülkenin geleceğiyle ilgili asıl beka meselesi budur.

Acı ama gerçek.

(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...