Ulusal Kanal'ın hazin hali…

Şinasi Kula yazdı

28 Ocak 2016 09:28
A
a

Kitleleri dizilerle, izdivaçlarla, pavyon âlemi ile uyuşturan televizyon kanallarını ne ben ne de yârim seyretmeyiz. Hani “bir kez olsun yine de seyretmedin mi be adam” diye soranınız varsa yanıtım şudur; asla! Beş yıldır aşkla emek verdiğim televizyon kanalımın programları dışında; Kanal D, Kanal B, Halk TV, Ulusal Kanal ve CNN ana haberlerini dönüşümlü olarak izlerim daima. Ana haberlerin dışında ilgimi çeken programları yakalayana dek, National Geographic başta olmak üzere hayvanlar âlemi ve tarih içerikli belgesel kanalları, film kanalları ilgimizi çeker…

Salı akşamı yine böyle zaping alemindeyken Ulusal Kanal’da “Hilal’le Gecenin Aydınlığı” adlı, bunca yıllık kanalın yayın konseptine asla uymayan (ya da alışmadığımız) absürt bir program çıktı karşıma. Dayanabildiğim (sabredebildiğim) kadarı ile yaklaşık on dakika izleyebildim. Hem de “du bakalım n’olcak” diye sabırla izledim. Hilal Ergenekon isimli bir bayan sunucunun sunduğu saçma sapan konuşmalarla bezenmiş bir program. Konuklarından biri şarkı söyleyen, diğer ikisinin de oyuncu olduğunu tahmin ettiğim program esnasında sunucu gelen iletileri okuyor ama kızararak, agresif biçimde. Yani gelen mesajlar belli ki olumlu değil ve aralarından olumlu olanları ayıklarcasına kem küm içerisinde okumaya gayret ediyor. Sohbet niteliği ise yerlerde sürünüyor gerçekten de programın. “Popüler kültürün ağzı ile program sunan bu değerli sunucu kim?” diye yanı başımdaki bilgisayarıma girdiğimde; TGRT, A Haber, Beyaz TV, ATV, Kanal 7, +1 gibi kanallardan Ulusal Kanal’a transfer edildiğini öğrendim. O ara sürekli açık duran Facebook sayfama baktığımda ortalığın ana baba günü olduğunu gördüm tabii. Sosyal paylaşım üzerinden Ulusal Kanal’a eleştiriler yağıyordu adeta. Hem de çoğunluğu Ulusal Kanal gönüllüsü mutsuzluklarını dile getiren insanların.

Haksız yere eleştiri âdetim değildir. Bu yüzden bu paylaşımlardan da örnekler yaparak varmak istediğime sonuca varacağım izninizle…

                                                  ***

Ş.T: Keçiboynuzu gibi bir program. Bir araba dolusu odun yersin, bir gram bal alamazsın. İşte aynen öyle bir program, mesaj yok içerik yok…

M.B: Bir bu hoşuma gitmeyen artist gibi kızı koymuşlar program diye program bir de pantolonu lastikli şişman adamın programı ve gecenin aydınlığını sevmediğim için adı bile aklımda kalmadı böyle içi boş halka bir şey vermeyen programları istemiyoruz.

M.C: Ulusal Kanal izleyicileri an itibarıyla memnun musunuz bu saatte? Cumartesi değil, Pazar değil, hangisi karısı? Aşk bebeği gülüşmeleri! Hayır, kanalıma ne oldu?

S.E.E: Belgesel yayımlasalar daha eğitici ve öğretici olacak. Bu tür abu zambak çam sakızı programları gündüz akşama kadar diğer tüm yavşak kanallar veriyor zaten…

H.T: Büyük patron "muhafazakâr vatan cephesi" kurma peşinden koşmaya başladığı günden bu güne kılavuzu karga oldu onların!

K.D: Ulusal Kanal programlarında sıkıcılıktan kurtulsun dedim de bu fazla kaçmış. Biraz daha ciddi konulu ama insanları sıkmayan gülmenin içinde var olduğu programları kast etmiştim. Sosyal olayları gırgıra alarak seviyeli abartmayla sunulabilir.

H.Ö: Ulusal sizlere ömür, yavaş yavaş yandaş olabilir. Genel Başkan da zaten yeşil sermaye ve yandaş televizyonlara yakınlaşıyor...

C.S: Parti terbiyesi olmayanın yalan iftira çamuruna düşmesi kolay olur. Ulusal Kanal artık program yapmasın siz yönetin!

H.K: Arkadaşlar, Hilal Ergenekon yazın twittera faceye bakın kaç tane sayfası var kaç kişi takip ediyor şu hatunu! Kanala hem farklılık, farklı kitle çekmek için yapılan adımlardır. Aynı zamanda reklam kitlesi de çekecek adımlardır…

                                                   ***

Bu televizyon kanalında yönetici olan Hulki Cevizoğlu’nun böyle bir programa vesile olduğunu söyleyip tepki koyanlar da vardı tabii…

Öğretmenlikten emekli olduktan bu yana fasılasız olarak yazılı ve görsel medyada aktif biçimde yer almaktayım.(İzmir ve Eskişehir toplamı tam on beş yıla yaklaştım.) Televizyon kurumunu hele ki yaygın (ya da ulusal bazda) yayın yapan kanalların idameleri için neler çektiklerini bilirim. Çok iyi bilirim. İktidarların hışmına uğramaya görsünler hele, Allah yardımcıları olsun! Zaten bu gerçek sonrasında da yandaş ya da candaş tercihinde yol ayrımları başlar…

Ulusal Kanal’ın çok önemli farkı halkın bağışları ile yaşam sürdüren tek kanaldır. Yani gönüllüleri sayesinde ayaktadır bu kanal ve bir siyasi hareketinin tezahürüdür. Benim bildiğim kadarı ile en az elli yıllık bir siyasi hareketin günümüze ulaşmış örneğidir. Bu kanala gönül ya da destek veren insanlar yüksünmeden, of puf etmeden inanarak yaparlar bağışlarını. İşte bu yüzden o insanların böylesi bir programa tepkilerini köşemde saygın okurlarımla paylaşma gereği duydum. Yılmaz Özdil iki gün önceki köşe yazısında Halk TV’yi CHP yönetimine goygoyculukla suçlamıştı anımsarsanız. Şimdi de siyasi bir hareketin sesi olan Ulusal Kanal için en başta kanalı ayakta tutan kendi gönüllüleri feveran etmektedirler. Genel Başkan’daki değişimi dahi dillendirme noktasına gelmişler. Malumunuz Mustafa Kemal Atatürk’e günde beş vakit hakaret etmek üzere programlanmış şer gurubunun kanalına çıkmıştı sözü edilen genel başkanları. Ve “Çıkarım tabii onlar da, o kanalı izleyenler de benim halkım değil mi?” türünden savunması ile daha da tepki almıştı…

“Karışık kuruşuk yatarsınız, adamı da günaha sokarsınız” fıkrasını bileniniz varsa bana hak verecektir eminim.

Karma karışık oldu benim ülkemde her şey, her değer.

Popüler kültürün simgelerinden olan Tarkan’ın “başkası olma kendin ol” şarkısı bile anlam taşır konumda kaldı nice savların yanında…

 

 

OZANCA

 

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.

Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.

Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,

Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!

Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,

Mustafa Kemal’in ülküsü, sadece söz değil...

                                                   Halim Yağcıoğlu

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi