“Yüce Meclis” diye tanımlanan çatı altında şu son yaşananlardan sonra insanın bedenini baştan aşağıya gelecekle ilgili kaygılar sarıyor. Kahramanlığa soyunan bir milletvekili başkanlık kürsüsündeki çekici kaparak, başka partinin milletvekillerinin kafalarını adeta ceviz gibi kırıyor! Kameralar karşısına geçip, özrü kabahatinden büyük cinsinden açıklama yapıyor. Ne diyor gözlerimizin içine bakarak; “Bir kere o çekiç tahta, metal değil. Ben Karadenizliyim kardeşim, kavgadan korkmam. Evet, dört beş yumruk da attım, gerekirse bir o kadar daha atarım…”
Bu ülke yönetiminin zirvesindeki kişiden başbakana, muhalefet parti liderlerinden milletvekillerine kadar her Allah’ın günü istisnasız biçimde buna benzer açıklamalardan ve çatışmalardan yoruldu bu toplum. Örnek alınan kişi ve guruplar ne yazık ki şiddeti besler duruma geldi. Sokaklara, okullara yansıdı hatta evlerimizin ta içerisine dek yansıdı ne yazık ki bu salgın.
Kadın cinayetlerinin yaşanmadığı tek bir gün olmadığı gibi, bazı günlerde ikişer üçer kadın cinayetini kanıksadık neredeyse. Bizi yönetenleri örnek alan yurdum insanı, şiddet sonrası durumlarda bile artık en ufak pişmanlık göstergesinde dahi bulunmuyor. İçindeki tüm kin kırıntılarını, objektiflere bakarak yüzsüzce kusuyor adeta!
İşte bu ahval ve şerait içerisinde kan, üniversite yerleşkelerinin içerisine sıçrıyor. Yüksek tahsil yapmak üzere yokluklar içerisinde, sıkıntılar içerisinde okuyan çalışan çocuklarımız da kendilerini şiddetin ortasında buluyorlar. Ülkeyi saran şiddet yangını onları da sarmalıyor artık. Ve beklenen o acı haber “Ege Üniversitesi”nden yayılıyor tüm yurda. “Fırat Yılmaz Çakıroğlu” adında gencecik bir evladımız, hayatının daha baharında iken solduruluyor. Onu katleden cani ya da canilerle ilgili hiçbir açıklama yok henüz. Öğrenci mi, okul dışından bir kirli katil mi belli değil şu ana dek hiçbir şey! Bilinen tek gerçek “ülkücü” olduğu için eğitim öğretim yuvasının göbeğinde canından ediliyor. Herkesin gözleri önünde hem de, güvenlikçilerin ve polisin! “Apo’nun yakalandığı günün yıldönümünde” protesto edenlere zeval gelmesin diye kuş uçurtmayan, adeta göstericilerin etrafında etten duvar örerek koruma görevini yapanlar, bu evladımızı okuduğu okul içerisinde ne hikmetse koruyamıyorlar!
Öteki ve beriki konumuna getirilmiş kafası karmakarışık insanımızın sosyal paylaşım sitelerindeki hali daha da içler acısı. Bir taraf doğal olarak bu gepegenç canın ardından hüzün ve öfke paylaşırken, diğer taraf ise sanki ölümü hak etmiş gibilerinden alçakça yorumlar yapmaktan hiç utanmıyor! “Taraf” olmanın amigoluğunu pişkince hatta hayâsızca yapmaktan zerre kadar çekinmiyor…
Ben ülkücü değilim, MHP’li hiç değilim. Bu gerçek doğrultusunda bu Allah’ın gepegenç canı ecelsiz katledilirken üzülmüyorsam, o acıyı kalbimin tam ortasında hissetmiyorsam insanlığım batsın yerin dibine! Böyle düşünenler de insanlığını tez zamanda sorgulasınlar kardeşim. İnsanım diye yutturmaya kalkmasınlar kendilerini çevresine. “Fırat Yılmaz Çakıroğlu” henüz yirmi iki yaşındaydı, ilim irfan yuvası denilen bir yerde; Ege Üniversitesi kampusu içerisinde katiller tarafından solduruldu. Bu devletin zirvesindekinden başbakanına, muhalefet liderlerinden milletvekillerine, üst bürokratlardan yerel yöneticilerine kadar herkes suçlu bunda biliniz ki! Hiç kimse, alışageldiğimiz o mağdur edebiyatları ile günahlarından arınacağını sakın düşünmesin!
Bunu Yapma!
Sosyal paylaşım sitesinde bir gurup kurmuş ve adına “Bunu Yapma” demiş gurubun adına İzmir’den tanıdığım (minicik bir kız iken) bu güzel kız…
Adı “Esen Özay, Anadolu Üniversitesinde öğrenci şu an.” Daha çok, hayatın güzel yanlarını görmeye programlanmış adeta “Esen.” Tertemiz bir dünyada yaşamak üzere elinden geleni de yapıyor yani. Kurduğu gurupta ise çevreyi hiç değilse izmaritlerden arındırmayı hedeflemiş. Şöyle diyor; “Üniversite girişi... İnsanlara kızmamalıyız, çünkü bilmiyorlar; doğaya ne yaptıklarını, bunun insanları ve diğer canlıları nasıl etkileyebileceğini bilmiyorlar. Onlara kızmamalıyız, çünkü çöplerini çöpe atmaları gerektiği onlara öğretilmemiş. Onlara öfke duymamalıyız, sadece anlatmaya çalışmalıyız, kibarca ve kırmadan. Eğitim ailede başlıyor, belki anne babalara sitem etmekte hakkınız var. Ama gençlere, çocuklara sadece anlatmaya çalışabiliriz. Bu arada bu saksılardaki laleler, görevliler tarafından yeni dikilmişti…”
Kolay gelsin Esen, kolay gelsin kızım…
OZANCA
Koşuyor altı yaşında bir oğlan
Uçurtması geçiyor ağaçlardan
Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman
Çocuklara kıymayın efendiler
Bulutlar adam öldürmesin… Nazım Hikmet RAN
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy