Yani bu akşam maçın hakemi “Tolga Özkalfa” yürekli davranır, bu tür baskıların altında kalmaz ve düdüğünü adil çalabilirse “Saraçoğlu” fobi olmaktan çıkar, daha çok inanan, daha çok koşan yani daha çok hak eden 3 puanın sahibi olur…
Ve doğal olarak da ligin en genç takımı (ESES), en yaşlı takımı (FB) karşısında galibiyete daha yakın olur…
* * *
Maç günü “Saraçoğlu Fobisi” başlıklı yazımızı aynen bu şekilde noktalamışız…
Çünkü biz bu filmi yıllardır izliyoruz…
Üzülerek söylüyorum ki bu ülkenin futbolu “GS, FB ve BJK”nin başarıları, sevinçleri, hüzünleri üzerine endekslenmiş…
Arkalarında ülkenin en büyük holdingleri ve onların veliahtları, çıkar lobilerinin tamamı, ulusal basınının, TV’lerin hemen hepsi popülizm bataklığında, geleceklerini bu üç takımın üzerine bina etmiş…
En üzücüsü de futbolumuzu yöneten “TFF”nin yıllardan beri gelen yanlı tutumu…
Anadolu’nun figüran olduğu futbol tarlasında, varsa yoksa bu üç takım…
Koca Anadolu’yu bu üç takımın başarısına, mutluluğuna yem etmekten çekinmeyen anlayış bu ülkeye maalesef 3 Temmuz 2011 sürecini de yaşattı…
Kazanmak uğruna her türlü ahlak anlayışını ayaklar altına alan futbolumuzun egemenleri “ artık maçların nerede kazanıldığını öğrendik ” diyerek pervasızlıkta sınır tanımaz hale geldiler…
* * *
Ama Pazar günü bir kez daha görüldü mızrak çuvala sığmıyor…
Bu haksızlıklara kılıf aramak artık beyhude bir çabadan öte bir şey değil…
Cumartesi akşamı Gaziantep-Galatasaray maçında sahalarımızda ender rastlanan bir olay izledik…
Maçın hakemi “Özgür Yankaya”nın 89. dakikada GS lehine verdiği faul atışında “Burak Yılmaz”ın golüne nasıl eşlik ettiğini, tam gol anında sağ ayağıyla yaptığı vole girişimi hakemlerin iç dünyalarını bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi…
Tabi yalnızca “Tolga Özkalfa” değil, futbol dünyamızın zirvesinde yer alan birçok isim bile ikbal kapısının bu üç takımın ipine sarılmaktan geçtiğini çok iyi biliyor…
Sürekli canı yanan Anadolu oluyor…
Oysa Anadolu olmasa, büyük diye topluma empoze edilen bu üç takım hiç olmaktan kurtulamaz…
Ne kadar ilginç, sürekli hakkı yenen Anadolu takımları bu konuda güç birliği yapamıyorlar…
Ancak haksızlık sırası kendisine geldiğinde çığlık atıyor ama fazla duyulmuyor. Artık birlikte çığlık atma zamanı geldi…
* * *
Haksız yere verilen penaltı, Volkan’ın ceza sahası dışındaki kırmızı kart gerektiren müdahalesi, maçın 7 dakika uzatılması, bütün çirkinliklerin odağı “Emre Belözoğlu”nun 84. dakikaya kadar yaptıklarının görmezden gelinmesi artık futbolumuzda vaka-i adiyeden sayılmaya başlandı…
Bu haksızlıkları “Tolga Özkalfa”nın yapması çok önemli değil. Başka bir isim de olsa farklı davranmayacaktır…
Bu ülkede “bozacının şahidi şıracı” olduğu sürece hakemler yine eski hakemlerden oluşan gözlemcilerden “iyi performans” notu alacak ve bir hafta içinde her şey unutulacaktır…
Yani anlayışlar değişmediği sürece, adalet kavramı her geçen hafta kuşbaşı gibi doğrandığı sürece değişen hiçbir şey olmayacaktır…
En önemlisi de hakemlerimizin “ubudiyet zincirini kıramadığı” bu düzende, yalnızca İstanbul’un üç takımın esas oğlan, diğerlerinin figüran haline getirildiği bu sistemde eskiden siyah beyaz olan bu filmleri şimdilerde bir farkla, HD kalitesiyle…
“Daha çook izlemeye devam ederiz…”
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
