YAZIYORUM
Türkiye Gençlik Birliği!
1975 senesinde Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi bölümüne başladığımda CHP sempatizanı idim. 1974 Kıbrıs Çıkarmasından sonra Karaoğlan Ecevit’e her genç gibi ben de hayrandım. Aradan geçen aylar içerisinde okulumuzdaki kitle önderleri benim gibi “cikcikleri” kendi safına çekebilmek amacı ile yakın temasa geçmişlerdi bile. Silahtan hep iğrendim yapım gereği, silahlı mücadele tezi de uzak oldu bana doğal olarak. Amipler gibi bölünüp çoğalan devrimci fraksiyonlar arasında Mustafa Kemal gerçeğini savunanları yakın hissettim daima kendime. Ne yazık ki ‘68 kuşağından farklı olarak bizim yani’ 78 kuşağının açmazlarından biri de Atatürk düşmanlığıydı. Şimdiki yobaz ve gericilerden geri kalmayacak biçimde o yıllarda sol cenahın bir bölümünde de bu düşmanlık sürdürülüyordu. Dedim ya; asla yakın hissedemedim bu varoş esintili (sözde)devrimciliği kendime! Zaten beni tanıyanlar elli yedi yıllık ömrümde çalkalamadığımı bilirler. Siyasi görüş mü dersiniz, felsefe mi dersiniz bilemiyorum. Ama Mustafa Kemal’i sevdim ve milli demokratik devrimlerinin tamamlanmasından yana oldum… Diyeceksiniz ki TGB ile ne ilgisi var bu anlattıklarının ey fani? Bire bir ilişkisi var biliyor musunuz? Bu gençlerden kaç tanesini tanıdıysam Mustafa Kemal sevdalısı. Hiç birisinin ağzından silahlı mücadele sözü duymadım, anarşi yaratacak davranışlarına tanık olmadım. Nice üniversite kampusunda vurdulu kırdılı eylemlere tanık olmuşuzdur. Cam çerçevenin dağıtıldığına, milli servetin yakılıp yıkıldığına tanık olmuşuzdur. Ama bu gençler bana gençlik yıllarımdaki mücadele biçimini anımsatıyorlar adeta. Bu gençlerin arasına provokatör ajanlar sızamıyorlar. Nice ses getiren eylemlerine rağmen hiçbirisine leke sürecek en ufak bir karalama yapılamıyor. Bu gençleri tanıdıkça daha da çok seviyorum. Çünkü hiç birisi ailelerine olan sorumluluğunu da unutmuyor. Bu okullara okumak için geldiklerini, asla sene kaybetmemeleri gerektiğini, dar gelirli ailelerine karşı görevlerini asla unutmuyorlar. Ailesine yük olmamak adına çalışıp harçlık kazanan evlatlara tanık bile oldum. Ve yaşlarının küçüklüğü kadar beyinleri kocaman bu gençlerin bir tek isteği var… Bağımsız, bölünmez laik ve demokratik bir Türkiye Cumhuriyetinin devamı…
OZANCA
CUMHURİYET
Seksen dokuz yıldır dimdik ayakta
Mustafa Kemal’in cumhuriyeti
Bir meşale gibi parlar şafakta
Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti
En güzel idare cumhuriyettir
Uğrunda ölenler bil ki şehittir
Granitten sağlam çelikten serttir
Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti
Türk e yakışır mı onu sevmemek
İnkâr edilir mi verilen emek
Uygarlık mutluluk çağdaşlık demek
Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti
Fikret der bu sözü bir tarafa yaz
Senin aklın buna yetmez ey yobaz
Asırlar geçse de yine yıkılmaz
Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti------ Fikret DİKMEN-Niğde
DIŞARDAN GAZEL
Garip Yıldırım görevden alınıyor mu?
Kimsenin elinde net bir veri olmasa da onunla ilgili birçok yazı yazıldı. Yılmaz Büyükerşen tarafından istenmediği, her fırsatta aralarında ihtilaf olduğu dillendirildi. Özel hayatı dahil, Kalabak Su'daki konular dahil gündeme getirildi. Bu konu ile en çok yazan köşe yazarı arkadaşımız Vedat Alp ise çeşitli belge ve bulguları yazılarında paylaştı. Ben de uzun zamandır bu konu ile ilgili gelişmeleri duymaktayım. Sayın Büyükerşen'in alt kadrosunda uzun yıllar önemli görevler yapmış olan bir dostum aylar öncesinden olacaklarla ilgili bilgiler vermişti. Huzursuzluklarla ilgili açıklamalarda bulunmuştu bir sohbetimizde. "Yılmaz Hoca madem istemiyor ama neden hala bu görevde tutuyor" söylentilerinin hocanın aleyhine yayılmakta olduğunu açıklamıştı. Ama en son duyumlarım arasında kararnamenin çıktığı, yazının gönderildiği haberi var.