Türkiye basın özgürlüğünde, dünyada 154’üncü sırada!

Türkiye basın özgürlüğünde, dünyada 154’üncü sırada!

30 Ekim 2014 09:54
A
a

Hemen insanın aklına dünyada kaç ülke var ki soruru geliyor nedense! Hani hiç değilse 300 gibi bir rakam çıksın da, mahcup olmayalım dünyaya gibilerinden hisler geçiyor. Yok öyle de değil, toplam 179 ülke arasında yapılan araştırma bu! Yani bizden daha vahim durumda, yani bizim altımızda 25 ülke bulunmakta. Olsun, beterin beteri var diye teselli olma olasılığımız da yok değil hani! Hiç değilse en sonuncu değiliz ya…

Geçen yıla oranla altı basamak geriye düşmüşüz üstelik. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, ''demokratik Türkiye bugün gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi'' yakıştırmasını yapmış. Yine aynı örgütün açıklamasında, Finlandiya, Hollanda ve Norveç ilk üç sırayı alan ülkeler olmuş. Azerbaycan 156, Kazakistan 160, Türkmenistan 177. sırada yer alırken, Kuzey Kore 178 ve Eritre 179. Olarak listenin sonunda yer bulmuşlar...

Bir ülkede özgürlükler konusunda sıkıntı varsa, hangi meslekten olmanızın pek önemi yoktur aslında. Doktor, öğretmen, akademisyen, hâkim, sanatçı hiç fark etmez. Yeter ki duyarlı bir yurttaş ya da yurtsever olma da ne olursan ol! “Her koyun kendi bacağından asılır” tekerlemesine inanan sürü psikolojisini reddedip, elini taşın altına koyduğun sürece risk altındasın demektir. “Ben çorbama bakarım abi” yavşamalarını kanıksayıp, kendine yaşam biçimi etmediğin müddetçe başın belada demektir. Üç maymunu oynamadığın sürece, her an kaygı taşıyanlar gurubundansın demektir. Tarihe bir bakın lütfen, dünyanın her coğrafyasında durum aynıdır. Karanlıktan aydınlığa çıkmış toplumlarda, bu aydınlığın bedelini ödeyenler ne yazık ki güzel günleri görememişlerdir…

Yerelde durumu kurtarmak daha olası gibi! Yaygın medyadaki riskten daha uzak sayılırız. Etliye sütlüye, suya sabuna dokunmadan yerel bazdaki rutin duyumlarla işi götürebiliriz. Aynı konuları yıllarca işlesek, okurlardan itiraz eden de olmaz zaten Allah için!

Demem şu; Ulusal Bayramlarımızın artık kutlanmaması, kutlamaların kaldırılması doğrultusundaki gelişmeler hangimizin umurunda sorabilir miyim? Ya da bizler yerel medyayız diye, bu gerçeği yazmak veya dile getirmek sorumluluğundan kurtulmuş mu oluyoruz? Biz yereliz, bunları yazmak Ulusal Medyanın işi dediğimizde, bir gün çocuklarımıza ya da torunlarımıza hesap vermeyeceğimizin garantisi olabiliyor mu? Cumhuriyet değerlerinin günbegün anlamsızlaştırılmaya çalıştırıldığı gerçeğini görmezden gelmeye devam ettikçe, bir gün gazetelere de gerek kalınmayacağı gerçeğini kimler biliyor? Gazeteye, gazeteciye, düşünüre, sanatçıya gerek kalmayacak özledikleri dünyada ey insanoğlu! Bugün o nedeni, yarın şu nedeni gerekçe göstererek kutlamaların hep bir bahane ile kaldırılmasını kanıksadığımız gün BAYRAMIMIZ olmayacak zaten. Bayram kutlayacak yüzümüz zaten kalmayacak…

 
UZAKTAN GAZEL
 
Yağdanlık olduğun sürece sorun yoktur elbet!
 
Lale devrinin ünlü Şairi Nedim de, Pir Sultan Abdal’da tarihe sanatçı olarak yazılmışlardır. İkisi de güzümüze dek anılmağa devam etmektedir. Biri sarayda padişaha methiyeler düzerek, nefsini yaşayarak ömür sürdürmüş, diğeri de ezilen halkın avazı olarak zulüm edene isyan etmiştir mısralarında. Yani güce taptığın sürece, yağdanlık olduğun sürece hayatında hiçbir risk olmaksızın paşa paşa yaşarsın…
Günümüz dünyasında da değişen pek bir şey yoktur. Ezilenlerin yanında saf tutan, yüzü halka dönük sanatçılar ise gerek özgürlükleriyle gerek hayatları ile öderler bu tercihlerinin bedelini. Ülkemize indirgediğimizde de değişen bir şey yoktur. Sezen, Orhan, Kadir, Hülya, Acun, Lahmacun dizisine bakmanız yeterlidir. Son olarak oyuncu Ayten Gökçer, Türkiye'deki sanat sorunları ile ilgili olarak ilginç sözler sarf etti. Türkiye'nin hiçbir döneminde sanatçıya baskı yapılmadığını iddia eden Gökçer, buna örnek olarak, 12 Eylül 1980'in ertesi günü Paris'e tiyatro yapmaya giden bir grubu gösterdi. Tiyatrolara ve oyunlara müdahale edilmediğini iddia eden Gökçer, kendilerine yönelik sansürün Necmettin Erbakan'dan değil, Bülent Ecevit'ten geldiğini öne sürdü. Gökçer, "Oyunculara müdahale olsaydı, arkadaşlarım bana söylerdi" dedi… “Yedi kocalı Hürmüz’ü içselleştirdiğin sürece zaten bir riskin yoktur” demek geldi içimden!
 
OZANCA
 
Mustafa Kemal’ce
Anadolu’m çakmak çakmak
Çakar Mustafa Kemalce
Özgürlüğün ışığını
Yakar Mustafa Kemalce
            Yıllarca vermeden ara
             Karanlığı yara yara
             Irmak gibi deryalara
            Akar Mustafa Kemal’ce
Bükerek çelik telleri
Aşarız nice belleri
Tüm setleri engelleri
Yıkar Mustafa Kemal’ce
            Arayıp bulur hasını
            Sevince katar yasını
            İstiklal madalyasını
            Takar Mustafa Kemal’ce
Fikret der bu millet yaman
Hele gelsin bir o zaman
Nice binlerce kahraman
Çıkar Mustafa Kemal’ce… Fikret DİKMEN
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi