Türk istihbaratı ne iş yapar?

Şinasi Kula yazdı

24 Temmuz 2015 00:06
A
a
Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT), Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğüne, anayasal düzenine, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine ve millî gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan gelecek mevcut ve muhtemel tehditler hakkında bilgi toplamak, önlem almak ve gerekli durumlarda ilgili makamları uyarmakla görevli teşkilâttır. 1925 yılı sonunda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, gelişmiş devletlerdeki gibi çağdaş bir istihbarat örgütü kurulması talimatını verir. Atatürk’e bu fikri ilk öneren de Eskişehir’imizde mezarı bulunan ve demiryollarının babası olarak anılan Behiç Erkin’den başkası değildir. O an itibarı ile MİT ciddi boyutta işlevini sürdürmeye başlamıştır artık. Şimdi de daha iki gün önce ailece bizzat yaşadığımız bir olayı sizlerle paylaşayım izninizle…

Almanya’nın Berlin kentinde yüksek lisansına devam eden oğlum, Suruç’ta yaşanan canlı bomba saldırısına ait video görüntülerini Youtube’da izlemeye koyulur. Video bittiğinde bildiğiniz üzere benzer video seçenekleri sunulunca, oğlum kendini kaptırıp peş peşe; Işid, El-Kaide ve benzeri İslami terör örgütleri diye lanse edilen örgütlerin saldırı ve katliam videolarını izlemeye devam eder. Daha evinde bilgisayarı başındayken, kapısını biri resmi üniformalı olmak üzere üç kişi çalar ve önce oğlumun kimliğini doğrulayıp ardından kibarca “eve bir göz atabilir miyiz” diye sorarlar. Oğlumun şaşkın bakışları arasında detaylı bir inceleme yaptıktan sonra birisi dönüp; “bağlı olduğunuz sunucudan çok fazla İslami terör videoları izlendiği tespit edildi, bunu yapma amacınız nedir” diye sorar.  İyice şaşkına dönen oğlum “Bu örgüt dün benim ülkemde insanları öldürdü, ben de öncelikle gündemi takip etmek, ardından da bu örgütleri biraz daha yakından tanımak için izleme gereği duydum, bu bir suç mu” diye cevap verir. Karşılığında ise; bunun tabii ki suç olmadığını, ancak Almanya Devletinin de ülkesinin ve vatandaşlarının güvenliği için belli önlemleri hızlıca almak adına gereğini yaptığını açıklayan kamu görevlileri evi terk ederler.

Benzeri bir başka olay, aylar önce yine Almanya’da oğlumla aynı okulda okuyan Uzakdoğulu bir gencin başına gelir. Gurbet elde yalnızlığı başına vurmuş gencimiz yarım yamalak Almancası ve çat pat İngilizcesi ile arama motoruna yazdığı Tarzan’ca sözcüklerle porno videolar aratmaya çalışırken kapısına dayanan polis Almancada  “kind” sözcüğünün “çocuk” anlamına geldiğini ve çocuk pornosu arayarak suç işlediğini düşündükleri genci gözaltına alırlar. Dil sorunu yaşayan genç derdini anlatana kadar epey bir zorlansa da paçayı kurtarmayı başarır...

Her iki olayda da ülke güvenliği adına alınan önlemler ve İstihbarat Örgütünün hızı imrenilmeyecek gibi değil mi sizce de? Oğlum diyor ki Almanya özgürlükler ülkesi deniyor ya, burada özgürlük ne biliyor musunuz? İki tane eşcinsel erkeğin sokakta öpüşebilmesi veya iki tane eşcinsel kadının parkta esrar içebilmesidir! Yoksa herkesin her anı gözetleniyor, izleniyor. Hele ki başka bir ülkenin vatandaşıysanız tamamen mercek altındasınız. Bir de benim, sınırları delik deşik olmuş, mülteci ve terörist cenneti ülkeme bakıyorum ve soruyorum; Türk İstihbaratı ne iş yapar?

Bu yazımı okuyan istihbarat bağlantılı arkadaşım sözüm sana şimdi! Oğlumun bu anlattıklarından sonra istihbaratın ne demek olduğunu hiç değilse yaşayarak net biçimde öğrendim. Var git kardeş, sen de amirlerine durumu anlat! Milyonlarca kimliksiz Arap’ın fink attığı bu topraklarda kimin elinin kimin cebinde olduğunu kafa kafaya verip yeniden bir gözden geçirsinler. Her gün o kanlı örgütlere elini kolunu sallayarak katılan, kiralık birer katil olan gencecik çocuklarımız hiç değilse bu saatten sonra engellensinler, kurtarılsınlar. Eskişehir yereline indirgeyecek olursak; bakın sizleri günlerdir uyarıyorum. Bu kentte özellikle son aylarda yığılan ve adlarını mülteci olarak masumlaştırdığınız binlerce insandan doğabilecek sıkıntıların önlemini şimdiden alın! Benim en gücüme gidecek konu da şu olur. Bilen bilir ki yıllardır sentetik uyuşturucu(zehir) ile uyarı yazılarımla tanınırım bu kentte. Lakin hazırlopçu birileri iki yıl sonra bu konuyu biz gündeme getirdik diye kefal gibi atlayıp sahiplenmeye kalkar emeklerimizi. Şimdi de böyle olmasın aman ha! Aylardır “mülteci” uyarısı yaparız, onlar da büyük bir olay yaşandıktan sonra(inşallah yaşanmaz), hiç çekinmeden manşetlerinden şöyle duyururlar; BİZ UYARMIŞTIK!

 

OZANCA

Öyle bir ağlasam

Öyle bir ağlasam çocuklar

Size hiç gözyaşı kalmasa…

Öyle bir aç kalsam

Öyle bir aç kalsam çocuklar

Size hiç açlık kalmasa…

Öyle bir ölsem

Öyle bir ölsem çocuklar

Size hiç ölüm kalmasa… Aziz Nesin

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi