Futbol, Fado, Fiesta…
Rejimlerin halkı uyuşturmak adına kullandıkları 3 F formülü olarak bilinir. Franco'ya yakıştırılsa da, fado'dan da anlaşılacağı üzere çıkış noktası Salazar Portekiz'idir. Fado müziği, fiesta eğlenceyi, şenliği ve dünyayı sarmalayan futbol…
Gerçekten de mantıklı düşünüldüğünde ve ülkemize uyarlandığında da durum pek farklı değil. Kitleleri uyuşturan birbirinden bayağı televizyon programları, zekâ seviyesi sıfırın altında şarkılar, sonradan görme insanların oluşturduğu magazin anlayışı, bayağı eğlence anlayışı ve bunlara bir de futbolu eklerseniz dediğime gelirsiniz…
Yirmi beş yıl beden eğitimi öğretmeni olarak görev yaptım ülkemde. Öğrencilik yıllarımdan itibaren futbol sayesinde harçlıklarımı kazandım yirmi ikili yaşlara dek. Üniversite yıllarımda ne zaman ki değerli ağabeylerim sayesinde hayata bakışım, görüşlerim olgunluk kazandı ki işte o an itibarı ile futbolun gerçek işlevini tanımlayabildim. Kocaman insanların birer futbol fanatiğine dönüşüp hayatlarını tamamen buna adamaları, başka hiçbir amaçlarının olmayışı, yaşamın tüm gerçeklerinden kaçışları üzerine bu dev sektörün tam bir uyuşturucu tuzağı olduğunu gördüm. Oysaki sporda amaç bu olmamalıydı. Geniş kitlelerin hizmetine sunulacak spor alanlarında insanlar amatörce günlük sporlarını yapmalıydılar. Böylesi aktiviteler sayesinde insani ilişkileri zenginleştirecek sosyal bağlar sağlanmalıydı. Barışa, birlik ve beraberliğe, sağlıklı bir bedene kavuşmamıza yaramalıydı spor dediğin etkinlikler dizisi…
Tüm bu gerçekler ışığında dahi Eskişehirspor sempatisi benim yüreğimde de yerini bulmuştur bilesiniz. Televizyondan sadece Eskişehirspor’un maçlarını izlemek üzere Anadolu taraftar paketinden yararlanmaktayım. Evimde eşimle kendi çağımızda minik heyecanlar, tezahüratlar eşliğinde haz duyarız hafta sonları. Lakin geçtiğimiz hafta sonu Cumartesi günü oynanan ES ES-F.B maçına gideceğim tuttu. Yazılı ve görsel medyadan bir biçimde sıkça duyduğum iki ismin rezilliklerine bire bir tanıklık etmek istemişim belli ki! Valla maçın heyecanından çok bu iki fenerli futbolcunun rezillerini tam bir sinir yumağı olarak izlemek zorunda kaldım. Çabuk unutan bir toplumuz, onun için bir anımsatma yapayım. Bunlardan bir tanesi geçtiğimiz yıllarda özel lüks arabası ile sabah işine giden bir emekçiyi ezip yaşamdan soldurmuştu. Dedim ki o zamanlar, bu çocuğa yaratan genç yaşta bir ders verip sınadı ki ileride daha güzel bir insan olsun istedi! Biliyorsunuz hapis mapis yatmaksızın ölen kişinin ailesine bir miktar para cezası ödeyip yırttı resmen! Bu ders sonrası bırakın olumlu değişmeyi tamamen küstah, insana sevgisiz, çakma kabadayı oldu çıktı. Bazen Rabia işareti ile güce sırtını yaslarken, bazen de gırtlak kesme işareti ile kendisini sevmeyenlere gözdağı vermekten hiç çekinmedi. Hakemine de sövdü, oyuncu arkadaşlarına da, seyirciye de! Diğeri de ondan pek farklı değildi inanın. Kasım kasım büyük dağları ben yarattım edası yürüyüşü ile zaman geçirmek adına normalin çok üzerinde abartarak topu oyuna sokmaması ile çıldırttı seyircileri. Biliyorsunuz seyirciler de artık küfür edemiyorlar! Bu sinir bozucu davranışlarına sadece yuh çekerek tepki koydular. Lakin bu kişi parmakları arasına sıkıştırdığı topu kendisine yuh çeken kitlelere doğru göstermeye başladı. Bir sağa bir sola, bir sağa bir sola uzata uzata hem de! Hakemlerin, federasyonun, spor kamuoyunun sadece seyrettiği ama hiçbir yaptırımda bulunamadığı bir ortamda futbola olan antipatim daha da artmış durumdadır. Bir söz vardır bilirsiniz; “ben sana padişah olamazsın demedim, adam olamazsın” sözü ne kadar anlamlıdır öyle değil mi?
Ahlaki çöküntüye Eskişehir Emniyeti ne yapsın ki?
Bu güzel ülkede tüm değerler tarumar edildi adeta! Bizden, sizden, dindar, kindar kategorilerine sıkıştırılan halk sevgi üretemediği gibi kin sarmaşıklarına sarmalandı artık. Toplum tamamen değişim gösteriyor olumsuz anlamda. Birisinin “elitistler” tekerlemesi ile hor gördüğü aydın, okumuş, sanatçı gibi değerlerimiz anlamsızlaştırıldı bu toplumun gözünde. Baştaki böyle söylüyor diyen yurdumun cahilleri de hayatı yaşanmaz kılmak adına pratikte her türlü hünerlerini göstererek hayatı çekilmez kılmaya devam ediyor. İşte Eskişehir’imiz de bunlardan nasibini tüm hızıyla almış durumda. Yaşlı iki çift zalimce, defalarca bıçaklanarak öldürülüyor. Birkaç aylık bebek sekiz yerinden bıçaklanıyor. Acımasız kamyon sürücüsü çarptığı motosiklet sürücüsünün kafasının üzerinden geçerek kaçıyor…
Demem şu tam kıvamında artık toplum, tebrikler…
OZANCA
Çocukluğum
Ogünler bir türlü unutulmuyor
Durup arıyorum çocukluğumu
Saatler zamana tanık olmuyor
Kurup arıyorum çocukluğumu… Fikret DİKMEN
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
