Şöyle bir etrafınıza bakın; kaçımız sabah uyandığında ilk iş olarak telefonundaki "like" (beğeni) sayılarını kontrol etmiyor? Ya da kaçımız boş bir vaktinde, gerçekten bir ihtiyacı olmadığı halde kendini o ışıklı alışveriş merkezlerinin (AVM) içinde, vitrinlerin arasında "zaman tüketirken" bulmuyor?
Aslında bu durum tesadüf değil. Akademik literatürde popüler kültür dediğimiz o devasa mekanizma, bugün sadece kitlelerin beğendiği ürünlerin bir toplamı olmaktan çıkmış; hafızalarımızı geçici ürünlerle şekillendiren ve bizi belirli tüketim kalıplarına hapseden bir çarka dönüşmüştür
Günümüzde tüketim, artık sadece karnımızı doyurmak ya da giyinmek gibi temel ihtiyaçların karşılanması değildir; bir yaşam tarzının ve kimliğin dışavurumu haline gelmiştir. Adeta bir salgın hastalık gibi yayılan bu tüketim arzusu, bizi kapitalist zihniyetin çıkarları doğrultusunda bir ağın içine çekiyor.
En acısı da şu: Bir ürünü veya bir akımı kendi özgür irademizle tercih ettiğimizi sanırken, aslında sistemin bize sunduğu o daracık seçenekler arasında yönlendiriliyoruz. Sistem bize "sahte ihtiyaçlar" üretiyor ve biz bu ihtiyaçlara sahip oldukça mutlu olacağımıza inandırılıyoruz.
Popüler kültürün en güçlü silahı artık cebimizde: Akıllı telefonlar ve sosyal medya. Eskiden insanlar arası iletişimi sağlayan bu aletler, artık bizi yalnızlaştıran birer objeye dönüştü. Sosyal medyada yaratılan o pırıltılı dünyada, beğenilme ve onaylanma arzusuyla yaşıyoruz.
Burada kurulan kültür, "anı yaşama" vaadiyle bizi köklerimizden koparıyor. Popüler kültür, toplumlara tarihsiz bir anlayış sunarak toplumsal hafızayı zayıflatıyor ve her şeyi "kullan-at" mantığına indirgiyor. Bizler bu süreçte sadece paramızı değil; zamanımızı, maneviyatımızı ve hatta öz benliğimizi de tüketiyoruz
Peki, bu popüler kültür dediğimiz şey tamamen bize mi ait, yoksa kapitalizmin bir oyunu mu? Gerçek şu ki popüler kültür; tabandan gelen halkın yaratıcılığı ile piyasanın ticarileştirme çabaları arasında süregelen bitmek bilmez bir gerilim alanıdır. Sahipliği ve kontrolü, bizim kültürel gücümüz ile pazar odaklı güçler arasında sürekli gidip gelmektedir.
Popüler kültürün sunduğu o renkli ama bir o kadar da yüzeysel dünyada kaybolmamak bizim elimizde. Bu kuşatıcı etkiden korunmanın tek yolu; önümüze sunulan her akımı, her ürünü eleştirel bir gözle değerlendirmek ve öz değerlerimize sahip çıkmaktır.
Unutmayın; popüler kültürün yüzeyselliğini fark ettiğimiz an, kendi özümüze dönme ve gerçek birer "kültürel özne" olma fırsatını yakalayacağız. Aksi takdirde, biz bir şeyleri tükettiğimizi sanırken, aslında farkında olmadan tükenen biz olacağız.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Bir nesil alarm veriyor!
Tarkan Demir
“İyi ki kentsel dönüşüm yaptık” diyebilelim!
Seval Erci
Ünlüce Balmumu Müzesi iddialarına yanıt verdi
Kerem Akyıl
CHP mi sahada yoksa AK Parti mi?
Kaan Özcan
Eskişehir sokaklarında gördüğümüz en acı manzara!
Ümit Polatbaş
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
