Daha önceki açıklamalarında ise trafik polislerinin maksatlı davrandıklarını vurgulamıştı. Bu şubenin, pasif görev mantığı içerisinde olduğunu; bu yüzden de Eskişehir’deki trafik sıkıntısının Büyükşehirden kaynaklandığı algısının yaratılmak istendiğini vurgulamıştı. Zabıtalara fotoğraf makinesi verdiklerini, nerede trafik kuralına uymayan varsa emniyete bildirdiklerini anlatıp şöyle devam etmişti; Kabahatler Kanunu’na göre ceza yazdık. Bir süre sonra yukarıdan talimat geldi, artık sürücülerin adresini bize vermiyorlar. Bir bakan geldiğinde derhal trafik polisleri görevini alır, trafik su gibi akar. Onlar gittiğinde ise trafik yeniden kaosa dönüşür. Belediyelere yaptırım gücünü devretmedikçe trafik sorununu çözmek mümkün değil…
Yazılarımı takip eden okurlarımız iyi bilirler. Eskişehir Emniyet Müdürlüğünün birçok birimindeki çalışmaların başarılı olduğunu vurgularım. Hele ki uyuşturucu ile mücadele eden birimdeki kardeşlerimi ellerini taşın altına cesurca koydukları için takdir ederim. Lakin trafik polisleri ve bağlı oldukları birimlerle ilgili düşüncelerim hiç de iyimser boyutta değil. Çünkü kimi zaman çileye dönüşen trafik belamızın çözümünü samimi biçimde isteseler, çok daha farklı olurdu Eskişehir biliyorum. Ana caddelerde küstahça ikişerli park yapıp trafiğin akışını tıkayan, kural ihlalinde ve gürültü kirliğinde hayâ tanımayan, merkez dışındaki köy(mahalle)ve ilçe yollarında Azrailliğe soyunan magandalardan arınmamız adına ne yapıyorlar gerçekten bizzat soruyorum kendilerine. Trafik şubesindeki tüm müdür amir ve memurlara tek tek soruyorum kardeşim! İşi ya da görevi samimi yapmak ayrı, yapıyor gibi olmak çok farklıdır. Eğer biz Eskişehirliler sizlere karşı kötü niyetli isek, Emniyetin bir başka bölümündeki polisleri neden alkışlayıp baş tacı ediyoruz da sizlere kimi zaman siteler yolluyoruz un nedenini hiç merak etmiyor musunuz?
Başımdan üç gün önce geçen bir olayı anlatayım da gelin hep beraber insanca tahlilini yapalım bu sitemin. 32 yaşındaki dünya güzeli oğlumun amansız hastalığı ile yıllardır mücadele etmekteyiz. Acilen Eskişehir Devlet Hastanesine gittik ve aracımı herkes gibi hastanenin önündeki ana caddenin uygun bir yerine park ettim. Aracımda ESTV logosunun altında acil durumlarda arasınlar diye cep telefonum da yazılıdır. Çıktığımda aracımın yerinde yeller esiyordu. 26 A 4173 plakalı görevlilere sorduğumda kendilerinden önceki motosikletli polisin çektirmiş olabileceğini söylediler. Eğer art niyet olmasa en azından beni telefonla uyarıp çekmemi söyleyebilirdi her kimse bu görevli. Tamam, böyle bir mecburiyeti yok ki diyenlere o zaman şunu sorarlar. Neden çektirici ile cehennemin dibine yaka paça taşınıyor aracım. Yazarsın cezamı bedelini öderim öyle değil mi? Orası hastane beyler, pastane değil! Yani gönül eğlendirdiğimiz, keyfine takıldığımız yer değil. Oraya acılı insanlar, çilekeş insanlar olarak zorunlu gidenlerdeniz. Canı yanan bu insanlara göstermediğiniz bu hoşgörüyü, kentin ortasında şeyinin sevdasına ikili üçlü park ederek trafiği çileye dönüştüren sonradan görmelere gösterme büyüklüğünü yapıyorsunuz ama? Kural tanımazlara gösteriyorsunuz ama? Sizlere çok ama çok ihtiyaç duyduğumuz durum ve konumlarda gözlerimiz siz muhteremleri delicesine arıyor aramasına da, aradığımızla da kalıyoruz biliyor musunuz? Benimle aynı durumda olan bir bayan sürücü iki gözü iki çeşme “arabamı neden çektirdiniz, ben şimdi yatalak babamı nasıl götüreceğim” diye feryat ederken agresif tavırlarınızla kadıncağızı paylamak ne kolay değil mi? Peki bu tavrınızın herkese, ama herkese aynı ve eşit olduğunu söyleyebilir misiniz? Yani bakanlara, milletvekiline de, valiye de, tanıdıklarınıza da! Hatırlarsanız milletvekiline ceza yazmadığınız ama aynı olaydan ötürü vatandaşa ceza yazdığınız için bir yiğit hâkim, bu ayrıcalıkla ilgili vatandaş lehine karar vermişti. Peki üzülmüş müydünüz neden çifte standart davranıyoruz diye, ne dersiniz?
OZANCA
Merhaba arkadaş, neredesin bilmiyorum
Sesimi duyar mısın, zannetmiyorum
Ama bugün sana çok ihtiyacım var…
Merhaba arkadaş, gecenin kör karanlığında
Sessizliğim çığlık olmuş beni boğarken
Sesini duymaya çok ihtiyacım var…
Gözlerime bakıp boş ver demene
Omzuma vurup bir yudum teselli vermene
Çok ihtiyacım var…
Merhaba arkadaş
Çok güçsüz hissediyorum kendimi
Dokunsalar ağlayacağım sanki
Gözyaşlarımı silecek ellerine, çok ihtiyacım var
Merhaba arkadaş
Cenk ediyorum kaderimle
Nükleer bombalar değil kılıç kalkanla
Kalkanı tutacak takatim yok
Güçsüzlüğüme güç olmana çok ihtiyacım var
Hiçbir şey yapma sadece dur karşımda
Yanımda olduğunu bilsem yeter bana
Çıkmasam bile sabaha
Son nefesimde burada olmana çok ihtiyacım var…
Ufuk AZBAY
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
