Trafik polislerinin başka işi kalmadı mı?

Şinasi Kula yazdı

3 Nisan 2015 00:01
A
a
Gün geçtikçe, Eskişehir’de beş yıldır yaşadıkça; Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’e hak vermeye başladım. İlk yıllarımda trafik polislerine, müdürlerine eleştiri bombardımanını giydirdiğinde onlar adına yüreğim burkulurdu. “Yahu bunlar da sonuçta devlet memuru, amirleri var müdürleri var! Yani emir kulları sonuçta” diyerek daha insaflı olmamız gerektiğini söylerdim. Sayın Büyükerşen geçtiğimiz aylarda ne demişti anımsayalım isterseniz. Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’de trafik polisine görev yaptırmanın mümkün olmadığını belirterek, “Belediyelere yaptırım gücünü devretmedikçe trafik sorununu çözmek mümkün değil dedi.”

Daha önceki açıklamalarında ise trafik polislerinin maksatlı davrandıklarını vurgulamıştı. Bu şubenin, pasif görev mantığı içerisinde olduğunu; bu yüzden de Eskişehir’deki trafik sıkıntısının Büyükşehirden kaynaklandığı algısının yaratılmak istendiğini vurgulamıştı. Zabıtalara fotoğraf makinesi verdiklerini, nerede trafik kuralına uymayan varsa emniyete bildirdiklerini anlatıp şöyle devam etmişti; Kabahatler Kanunu’na göre ceza yazdık. Bir süre sonra yukarıdan talimat geldi, artık sürücülerin adresini bize vermiyorlar. Bir bakan geldiğinde derhal trafik polisleri görevini alır, trafik su gibi akar. Onlar gittiğinde ise trafik yeniden kaosa dönüşür. Belediyelere yaptırım gücünü devretmedikçe trafik sorununu çözmek mümkün değil…

Yazılarımı takip eden okurlarımız iyi bilirler. Eskişehir Emniyet Müdürlüğünün birçok birimindeki çalışmaların başarılı olduğunu vurgularım. Hele ki uyuşturucu ile mücadele eden birimdeki kardeşlerimi ellerini taşın altına cesurca koydukları için takdir ederim. Lakin trafik polisleri ve bağlı oldukları birimlerle ilgili düşüncelerim hiç de iyimser boyutta değil. Çünkü kimi zaman çileye dönüşen trafik belamızın çözümünü samimi biçimde isteseler, çok daha farklı olurdu Eskişehir biliyorum. Ana caddelerde küstahça ikişerli park yapıp trafiğin akışını tıkayan, kural ihlalinde ve gürültü kirliğinde hayâ tanımayan, merkez dışındaki köy(mahalle)ve ilçe yollarında Azrailliğe soyunan magandalardan arınmamız adına ne yapıyorlar gerçekten bizzat soruyorum kendilerine. Trafik şubesindeki tüm müdür amir ve memurlara tek tek soruyorum kardeşim! İşi ya da görevi samimi yapmak ayrı, yapıyor gibi olmak çok farklıdır. Eğer biz Eskişehirliler sizlere karşı kötü niyetli isek, Emniyetin bir başka bölümündeki polisleri neden alkışlayıp baş tacı ediyoruz da sizlere kimi zaman siteler yolluyoruz un nedenini hiç merak etmiyor musunuz?

Başımdan üç gün önce geçen bir olayı anlatayım da gelin hep beraber insanca tahlilini yapalım bu sitemin. 32 yaşındaki dünya güzeli oğlumun amansız hastalığı ile yıllardır mücadele etmekteyiz. Acilen Eskişehir Devlet Hastanesine gittik ve aracımı herkes gibi hastanenin önündeki ana caddenin uygun bir yerine park ettim. Aracımda ESTV logosunun altında acil durumlarda arasınlar diye cep telefonum da yazılıdır. Çıktığımda aracımın yerinde yeller esiyordu. 26 A 4173 plakalı görevlilere sorduğumda kendilerinden önceki motosikletli polisin çektirmiş olabileceğini söylediler. Eğer art niyet olmasa en azından beni telefonla uyarıp çekmemi söyleyebilirdi her kimse bu görevli. Tamam, böyle bir mecburiyeti yok ki diyenlere o zaman şunu sorarlar. Neden çektirici ile cehennemin dibine yaka paça taşınıyor aracım. Yazarsın cezamı bedelini öderim öyle değil mi? Orası hastane beyler, pastane değil! Yani gönül eğlendirdiğimiz, keyfine takıldığımız yer değil. Oraya acılı insanlar, çilekeş insanlar olarak zorunlu gidenlerdeniz. Canı yanan bu insanlara göstermediğiniz bu hoşgörüyü, kentin ortasında şeyinin sevdasına ikili üçlü park ederek trafiği çileye dönüştüren sonradan görmelere gösterme büyüklüğünü yapıyorsunuz ama? Kural tanımazlara gösteriyorsunuz ama? Sizlere çok ama çok ihtiyaç duyduğumuz durum ve konumlarda gözlerimiz siz muhteremleri delicesine arıyor aramasına da, aradığımızla da kalıyoruz biliyor musunuz? Benimle aynı durumda olan bir bayan sürücü iki gözü iki çeşme “arabamı neden çektirdiniz, ben şimdi yatalak babamı nasıl götüreceğim” diye feryat ederken agresif tavırlarınızla kadıncağızı paylamak ne kolay değil mi? Peki bu tavrınızın herkese, ama herkese aynı ve eşit olduğunu söyleyebilir misiniz? Yani bakanlara, milletvekiline de, valiye de, tanıdıklarınıza da! Hatırlarsanız milletvekiline ceza yazmadığınız ama aynı olaydan ötürü vatandaşa ceza yazdığınız için bir yiğit hâkim, bu ayrıcalıkla ilgili vatandaş lehine karar vermişti. Peki üzülmüş müydünüz neden çifte standart davranıyoruz diye, ne dersiniz?

 

OZANCA

Merhaba arkadaş, neredesin bilmiyorum

Sesimi duyar mısın, zannetmiyorum

Ama bugün sana çok ihtiyacım var…

Merhaba arkadaş, gecenin kör karanlığında

Sessizliğim çığlık olmuş beni boğarken

Sesini duymaya çok ihtiyacım var…

Gözlerime bakıp boş ver demene

Omzuma vurup bir yudum teselli vermene

Çok ihtiyacım var…

Merhaba arkadaş

Çok güçsüz hissediyorum kendimi

Dokunsalar ağlayacağım sanki

Gözyaşlarımı silecek ellerine, çok ihtiyacım var

Merhaba arkadaş

Cenk ediyorum kaderimle

Nükleer bombalar değil kılıç kalkanla

Kalkanı tutacak takatim yok

Güçsüzlüğüme güç olmana çok ihtiyacım var

Hiçbir şey yapma sadece dur karşımda

Yanımda olduğunu bilsem yeter bana

Çıkmasam bile sabaha

Son nefesimde burada olmana çok ihtiyacım var…

                                                Ufuk AZBAY

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi