YAZIYORUM
TOPRAĞIN ÇOCUKLARI
Yapımcılığını Erkan Can ve Tamer Çiçek'in üstlendiği, yönetmenliğini Ali Adnan Özgür'ün yaptığı, senaryosunu Dilşah Özdinç'in yazdığı güzel bir filmin adıdır “Toprağın Çocukları”…
Çingenelerin sıtma yaydıkları bahanesi ile Köy Enstitüsü yakınlarında kurulan çingene kampına saldırı düzenlenir. Çoğu katledilen Çingenelerden Karika ve ninesi Melek kaçmaya çalışırlar. Tam yakalanacaklarken enstitü öğrencisi Cevher tarafından kurtarılır ve enstitüde saklanırlar. Hikâyenin geçtiği dönem olan 1945 yılı enstitülerin üzerindeki baskının iyice arttığı bir dönemdir. Bir bahane ile okulu basan Jandarma Komutanı Necip, enstitünün müdürü Kemal Hoca'yı tutuklar ve mahkemeye sevk eder. Olaylar bu istikamette gelişirken anlatmak istenen konu olan KÖY ENSTİTÜLERİNİN akıbeti güzelce özetlenir… Hani dünyanın baş belası Amerika’nın Marshall yardımları ile birlikte ülkemize sülük gibi yapıştığını savunuruz. Ama doğru olan bir gerçek var ki o da İnönü döneminde başlamıştır bu gelişmeler. Oktay Sinanoğlu’nun açıklamalarında da örneklerle yansıtılmıştır. İkinci dünya savaşına ülke olarak girmediğimizin başarısı İsmet İnönü’ye teslim edilir. Ama bu süreçte Mustafa Kemal’in çizdiği rotadan yani Cumhuriyet Devrimlerinden tavizler başlamıştır. Bunun en büyük kanıtı da, Cumhuriyeti bir kanaviçe gibi dokuyan Köy Enstitüleri üzerindeki baskılardır. Devrimci ya da solcu yazarçizerler üzerindeki baskılardır. Kısacası eğer Köy Enstitülerinin kapanması adına tavizlerin verilmesi İnönü döneminin bir gerçeğidir. Bu gerçek sonunda, verilen tavizler sonunda 2013 gerçeğinin tanıklığını yapmaktayız. Zaten aracın rotu(motorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek sırasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk)işlevini göremez olsun yeter! Uçuruma doğru yuvarlanmanız da an meselesidir…
UZAKTAN GAZEL
SABAHATTİN ALİ
Yalnızca ülkemizde değil, yurt dışında da dikkatleri üzerinde toplamış bir yazardı. Bir gün Hasanoğlan Köy Enstitüsünü ziyarete gider. Öğrenciler Sabahattin Ali’yi ısrarla dinlemek isterler. Sabahattin Ali onlara “Rüzgâr” şiiri başta olmak üzere başka şiirlerini de okur. Öğrencilerden birisi bir şiirinde geçen “Zaman zaman mağlup olsam bile betime/ İnsan olmak dokunuyor haysiyetime” dizelerini anımsatarak “Hocam insan olmak haysiyetinize dokunuyor mu?” deyince, o hemen: “Bakın bir açıklama yapma gereği duyuyorum burada. Ellerinizle yükselttiğiniz yapıları, diktiğiniz ağaçları gördük yetiştirdiğiniz bağı, açık hava tiyatronuzu, çalışmalarınızı gördük. Bambaşka bir hava esiyor Hasanoğlan’da. Kişi kendini, dünyasını yeniliyor, mutluluk duyuyor… O dizeyi şöyle düzeltmek istiyorum sizin önünüzde ‘Gayrı insan olmak dokunmuyor haysiyetime.’” Gençler Sabahattin Ali’yi çok seviyor ve bu da fincancı katırlarını ürkütüyor tabii.
OZANCA
Geçmiyor günler
Burda çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp uçmuyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor.
Avluda volta vururum
Kâh düşünür otururum
Türlü hayaller görürüm
Geçmiyor günler geçmiyor.
Dışarıda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor.
Gönülde eski sevdalar
Gözümde dereler bağlar
Aynadan hayalin ağlar
Geçmiyor günler geçmiyor.
Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı
Bütün dertlerin en gücü
Geçmiyor günler geçmiyor
Sabahattin Ali