Tecavüzcü bir toplum muyuz?

Şinasi Kula yazdı

4 Nisan 2016 09:00
A
a
Çorum’da bir çocuğa yedi yaşında başlıyor tecavüzler. Babası, amcası ve ağabeyi tarafından beş yıl sürüyor ve çocuk babadan hamile kalıyor. Baba diyor ki: “Ben eşimle ilişkiye girdiğimde spremlerimi karımın kıyafetine silerdim o da sağa sola atardı. Kızım giymiştir onları, kesin oradan hamile kaldı.”
Amca diyor ki: “Zorla değil kendi isteğiyle ilişkiye girdik. Hatta sürtünme diyelim.” Sonra ifadesini değiştiriyor ve biz aileden suçu bir kişinin üstlenmesine karar verdiğimiz için ben öyle dedim. Yoksa ben bir şey yapmadım diyor…
Ağabeyi diyor ki; “Ben zaten o zamanlar Çorum’da değildim ayrıca psikolojik tedavi görüyorum…”
Ensar Vakfı ile ilişkili skandal haber sonrasında yurdun dört bir yanındaki halı altına süpürülen iğrençlikler gün yüzüne çıktı. Gün geçmiyor ki ensest ilişki, pedofili kurbanları ile ilgili haber duymayalım! Karaman Valisi bu vakfı bilmem tanımam dese de fotoğrafları çıkıyor bildiğine dair!
Kocaeli Rehabilitasyon Merkezi’nde gündüz gözü ile çığlıklar atan kızların haberi bomba gibi düşüyor gündeme. Ama o da ne? Tek bir devlet yetkilisi çıkıp da şunlar oldu bunlar oldu diye tek bir açıklama yapmıyor!
Cinsel tacize uğrayan on beş yaşındaki Rüya, cezaevindeki sapığın gönderdiği mektup sonrası intihar ediyor. O küçücük Rüya için Antalya’da adli tıp kurumunun “ruh sağlığı bozulmamıştır” raporundan on gün sonra yaşamına son veren cinsel istismar mağduru anlayacağınız!
Peki, Beratcan adında on yaşında ecelsiz bu dünyaya veda eden masumu unuttunuz mu? Annesi ile ilişkiye giren ve bu ilişkimizi gördü diye acımasızca bir erkek çocuğunu katleden o caniye Beratcan ne diye hitap ediyormuş biliyor muydunuz; Beratcan katiline kanka diyormuş!
Bunlar sadece geçtiğimiz hafta içerisinde tanık olduğumuz toplumsal şizofreni örneklerinden birkaçı idi. Peki biz ne yapıyoruz efendim? Hamdüsenalar olsun istikrar içerisinde dizileri seyrediyoruz. On şehit haberinin geldiği gün dahil izdivaç programlarının dakikasını kaçırmıyoruz. Pavyon TV’lerde kıç sallayan insan görünümündeki ucubeleri izleyip es e mes çekip orgazm oluyoruz.
Ama duyarlı ailelerin hakkını da vereyim durun!
Televizyonlarda öpüşme sahneleri olduğu an çocuklarımıza seslenip; “bakma gııız yüzünü başka tarafa çevir” diyerek hayati önlemlerimizi almaktan da geri kalmıyoruz! Ha bir de Mart ayında çiftleşen Allah’ın masum sokak kedi-köpeklerini taşlayarak çirkin (!) görüntü vermelerine engel oluyoruz…
Gurur duyuyorum ülkemin asil insanları ile gurur…
 
 
SİZİN SESİNİZ
 
Milli Eğitim Müdürlüğü neden istesin ki?
 
Sevgili Buse işini severek yapan bir kızımız, mesai arkadaşımız. Gelen mektupları, telefonla bırakılan notları, emanetleri dikkatli bir biçimde tanzim eder ve emanet sahiplerine mutlaka ulaştırır. İşini severek yaptığı için de doğal olarak başarılıdır yaptığı işte. Gerek il dışı, gerek il içinden sıkça arayan okurlarım ya da izleyenlerimle aramızda güzel bir iletişim oluşturur. Yine dün böyle bir telefon bağlantısı olduğunu görüşmek isteyip istemediğimi sorduğunda tabii ki diyerek hemen bağlamasını rica ettim. İsmini vermek istemeyen bir okurum bir sıkıntısını paylaşmak istiyordu. Şunu da samimi düşüncem olarak paylaşmak isterim. Aslında insanlarımızın isim vermekten çekinmemeleri gereğine inanıyorum. Haklı konumundaki her insanın bu cesareti mutlaka göstermesi gereğine inanıyorum. Bizler (medya mensupları) zaten asla ve asla isim zikretmeyiz istenmediği sürece. Gizlilik bizler için namustur kısacası…
Konu şu…
Sayın veli Tepebaşı bölgesinde ikamet ediyor ve Tayfur Bayar Anadolu Lisesi ile ilgili bir konuyu köşemde yazmamı istiyor. O okulda okuyan çocuğu, anne-babaya ait özel bilgilerin okuldan istediğini söylüyor ebeveynlerine. Neden istiyorlar sorusuna Milli Eğitim Şube Müdürlüğü’nden öyle istenmiş diyor çocuğu. Okul idaresine telefon açıp sorduğunu iddia eden okurum bu yanıttan tatmin olmadığını söyleyerek; “hocam fişleme mi yapılıyoruz” diyerek soruyu bana yöneltti. Kendisini şu sözlerimle ikna etmeye çalıştım önce; ben de 25 yıllık öğretmenlik yaptım. Öğrenci velileri ile anında iletişim kurmak için telefon, e-posta gibi adresler mutlaka olmalı elimizde dedim. Lakin ikna olmadı ve bu istenen bilgilerin özel bilgiler olduğu konusunda ısrar etti. “Hocam fişleme mi yapılıyoruz” sorusunun yanıtını tabii ki verecek mercii ben değilim. Bunun yanıtını Milli Eğitim Müdürü ya da emrindekiler verecektir sanırım!
 
 
OZANCA
 
Doktor bana İzmir yaz...
 
Doktor ben iyi değilim
Bana iki tertip İzmir yaz
Yüreğim darda bozgundayım
Tütünüm acı tütmekteyim
Çatalkaya'nın dumanı gibi
Bak benzim külbeyaz
 
Doktor binsem bu gece bir trene
İnerim İzmir'e gün ışırken
Seçerim denize en yakın masayı
Martılara gemilere "günaydın" derim
İskele kahvesinin tavşankanı çay
Ve Yahudi böreğiyle kahvaltı ederim
Sonra kalkar yürürüm keyfimce
Dönerim Gümrük önünden
Hisarönü, Havra Sokağı, Tilkilik
Gezerim dolaşırım aylak avare
Mavi ülkesinde ilk gençliğimin
Agora, Ayavukla, Basmane
 
Derken sökün eder anılarım
Doktor gör bak nasıl özlemişlerdir beni
Ve nerden duymuşlarsa geldiğimi
Sarışıp koklaşır hasret gideririz
Ah başımın üstünde dönen akça martılar
Geldiğimi anılarıma siz mi müjdelediniz
Gülme doktor, anıların da canı var
Ve anılar hayatın ziynetleridir
Eski gümüş kemerler elmas küpeler gibi
Aşklarım anılarım ve İzmir
Ya has bir ipek gömlektir benim için
Ya da bir taş plak şimdi
Doktor bana iki tertip İzmir yaz… Dinçer Sümer
1000
icon
Yılmaz Demir Özçelik 4 Nisan 2016 10:34

DÜNYA NÜFUSU ARTIYOR ANCAK İNSAN SAYISI AZALIYOR. Tecavüz Suçu işleyenler İDAM edilmelidir. Pislikler VATAN Topraklarından Temizlenmelidir. Ayağa KALK ve HAYKIR Ey Duyarlı İNSANOĞLU, Nerdesin Ey İnsanoğlu. Hassasiyetiniz için çok teşekkür ediyorum Şinasi Hocam

0 4 Cevap Yaz
Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi