Tapu müdürlükleri de özelleştirilsin!

Şinasi Kula yazdı

17 Eylül 2015 00:26
A
a

Yazımın başlığını okur okumaz sinkaflı bir selam gönderdiğinizi hisseder gibiyim. “Hadi be oradan, bu kadar da zırvalanmaz kardeşim” diyenlerinizi tek tek görüyorum merak etmeyin. Ama hele bir durun bakalım! Şener Şen ile İlyas Salman’ın filminde olduğu gibi “hele bi sorun” bakalım neden bu başlığı attım…

Aylardır bu kriz piyasasında satılığa çıkardığımız evimizi satamadık iyi mi? Tam dört ay sonra gurbetçi diye tanımladığımız Belçika’da yaşam süren bir çifte nasipmiş. Dört beş günlüğüne izinli geldiler sırf evi almak üzere. Takipçiye de verdik ki iş uzun sürmesin, gençlerin izin alıp geldiklerine değsin istedik. Ama bekle ki sıra gelsin!

Bir mumdur

İki mumdur

Üç mumdur

Dört mumdur on dört mumdur…

Sonunda takipçiden beklediğimiz haber geldi. Geldi gelmesine de resmi daireden tarafımıza geleceği söylenen SMS bir türlü gelmedi. Tapu Müdürlüğünün önünde beklemek üzere telaşla yola koyulduk gurbetçi kardeşlerimizle. Onlar panik, biz onlardan da panik. Gençlere Türkiye’deki ortamın güvenilir olmadığı bilgileri yüklenmiş ebeveynler tarafından. Onlar da deneyimsizliğin verdiği panik ile iyiden iyiye güvenlerini yitirmişler haklı olarak. Hani benim Eskişehir’deki konumumu görmeseler, hakkımızda kısa zamanda bir bilgi sahibi olmasalar panikleri daha da artacak. Çünkü banka kredisi ile aldığımız 2+1 evimizin bankadan öncelikle ipoteği kalkması gerekiyormuş ve bu çocuklar senet sepet istemeden; salt bize güvendikleri için onu ödediler öncelikle…

Tapu dairesinin adı Tepebaşı Tapu Müdürlüğü ama ne ironiktir ki yeri Odunpazarı bölgesinde! Sanayi diye tanımladığımız bölgenin içerisinde ara ki bulasın. Oto tamircilerin daracık sokaklarda yolları iyice daralttığı, yolların çukurlarla dolu olduğu rallicilik oyunundan sonra hasbel kader görebiliyorsunuz binayı. Tabelasında, Tapu ve Kadastro Müdürlüğü 17.(Roma rakamı ile yazılı)bölge müdürlüğü yazan binaya sevinçle daldık dört kişi. Ama mahşer yeri gibi kalabalığı görünce bön bön baktık birbirimize tabii. Şoku atlattıktan sonra Naylon brandalardan yapılmış çadır gölgeliklerin altına attık kendimizi. Çünkü çevrede sıramızı beklerken zaman geçirecek bir tek mekân yok başka! Büyük para girdisinin olduğu bir devlet dairesine işi düşüp gelenler adeta cezalandırılmak üzere yapılmış sanki. Bir ara AKP milletvekili aday adayı Yetkin Tetik ile göz göze geldik. Sanırım o daha önce geldiği için sıra beklemeden işini bitirmek üzere içeri girdi ve halletti. Bize söylenen saati bir buçuk saat aşmıştık. Yani, size saat 13.30 da SMS gelecek dedikleri saati çok aşmıştık, saat 15.00 i geçiyordu. Takipçi genç telefonla bizi arayarak içeri girmemizi söylediğinde 15.30 sıraları idi. Ne ilginçtir ki bize(evimizi alanın da bizim de)yani telefonlarımıza ileti gelmemişti. O halde sıramızın geldiğini takipçiden öğrendik. Yani o an oraya gelmemiş olsak ne yapardık bilemiyorum!

Bu SMS çilesinin sorumlusu kesinlikle Tepebaşı tapu Müdürlüğü değil önce bunu açıklayalım. Ne akla hizmet ise merkezi sistemden yani Ankara’dan yapılıyor bu sıralama, yani oradakiler düzenliyorlar. Şunu da belirtelim, böyle uygunsuz bir bölgeye bu önemli binayı layık görenler yine Tepebaşı Tapu Müdürlüğündekiler değil kesinlikle. Müdüründen hizmetlisine dek oradakilerin kusur yok bu yanlış ve anlamsız tercihte. Gördüğümüz kadarı ile bir elin parmakları kadar az bir memur kadrosu ile canhıraş çalışıyor yazık oradaki görevliler. Personel sayısının azlığını sorgulamak gerekiyor öncelikle biz Eskişehirlilerin. Geçtiğimiz aylarda su basmışmış, falan olmuşmuş filan olmuşmuş gibi konuşmaları dinledik bizim gibi bekleyen insanlardan…

Sayın Valimiz bu binaya hiç gitti mi bilemem. Oradaki işleyiş hakkında bilgilendirildi mi bilemem. Ama merkezi işleyişteki beceriksizliğin faturasını hem orada bir avuç sayı ile özverili biçimde görev yapan memurlar, hem de biz halk ödüyoruz. Durum böyle olunca da şaka ile karışık bu yazı başlığı atmak durumunda kalıyoruz; Tapu Müdürlükleri de özelleştirilsin!

 

Vergi dairesinden vatandaşa şaka!

Mağdur vatandaşımız Fehmi Nalbant. Kendisi bir zaman Sarıcakaya Belediye başkanlığı görevini de yürütmüş. Fehmi beye geçtiğimiz günlerde “Vergi dairesi başkanlığı mal müdürlüğü” başlıklı matbu bir kâğıtla bildirim gelir. Eşi Ümit Nalbant’ın devlete borçlu olduğu bu borcun(577 lira 69 kuruş)ivedilikle ödenmesi gerektiği yazıyor tabii. Konu da şu; Mayıslar köyü muhtarı Eser Ünal rahmete kavuştuktan üç gün sonra kredi kartından para çekiliyor. Ümit hanım da rahmetlinin kız kardeşi olduğu için, onun izini sürüp faturayı hiç günahı olmadığı halde kendisine kesiyorlar. Hâlbuki rahmetlinin oğlu “ben çektim” bu parayı diyor açık ve net. Biz anlamayız türünden ilgisizlikle çatır çatır Ümit hanımdan talep ediyorlar. Günler sonra bir de usulsüzlük cezası adı altında 17 liralık bir ceza daha gelince suçu günahı olmayan kadın panikatak krizine giriyor. Halkını bu enli sevmeyen bir devlet tanımlamasını kesinlikle kullanmayacağım. Ama şunu demek hakkımdır; DEVLET BABA SEV BİZİ BE!

 

OZANCA

Neden bizi hor görürsün

Suçumuz ne devlet baba

Arkanı dönüp yürürsün

Suçumuz ne devlet baba… Metin GÜRBÜZ

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi