Adam gezerken, yolda ineğini sağan bir köylüye saatin kaç olduğunu sormuş.
Köylü ineğin memesini şöyle bir kaldırıp yanıt ermiş:
“Beşi çeyrek geçiyor”
Adam şaşkın.
Biraz daha dolaştıktan sonra gelip yine saati sormuş.
Köylü yine ineğin memesini kaldırıp yanıt vermiş:
“Altıya on sekiz var”
Saati soran meraktan patlama noktasına gelip sormuş:
“Kuzum söyler misin? İneğin memesine bakarak saati nasıl bu kadar doğru tahmin ediyorsun?”
“Ne tahmini beyim” demiş adam:
“İneğin memesini kaldırdım mı, karşıdan kasabanın saat kulesi görünüyor.”
--//--
Seçim tarihi yaklaştıkça,“
Siyasi partilerde heyecan artmaya başladı.
Özellikle Eskişehir’de milletvekili tahminleri geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yapılıyor:
“AKP iki, CHP iki, MHP bir.”
Kalan bir milletvekili içinse:
“İbreler AKP ile CHP arasında gidip geliyor.”
--//--
Dün yazdım.
AKP’nin kontenjan adayı Emine Nur Günay diyor ki:
“Üç yetmez dört milletvekilini de biz çıkaracağız.”
CHP’li Cemal Okan Yüksel ise daha başka yorum yapıyor:
“Yaptığımız anketler var. Üçüncü milletvekili CHP’nin olacak.”
Bu konuyu daha fazla irdelemek isteniyorum.
Kaybedeceğiz diyen yok.
Demem o ki:
“Üçüncü milletvekilliğini sandık belli edecek.”
--//--
Önceki gün CHP’nin ikinci sıra adayı Utku Çakırözer ile konuştuk.
Şunu belirteyim.
Çakırözer Eskişehir’de sevilmeye başladı.
Siyasi görüşü ayrı olan Eskişehirliler bile kendisine saygı ve sevgi gösteriyorlar.
Yani Utku arkadaş “kontenjan aday” gibi yadırganmıyor.
Kendisine bunu hatırlattığımda gülerek, “bu sevgiye layık olmaya çalışacağım” dedi.
Şunu belirtmekte yarar var.
“Utku Çakırözer’e duyulan bu sevgi, Cemal Okan Yüksel’e yarayacak.”
Prof. Dr. Gaye Usluer’i anlatmaya gerek yok.
Gaye hanım Eskişehirlinin gözünde her geçen gün büyüyor.
Sevilip sayılıyor.
--//--
AKP’le CHP arasındaki politik yorum:
“Varıp Emine Nur Günay ile Cemal Okan Yüksel arasına sıkışıp kalıyor.”
AKP’den şimdiye kadar etkili bir çıkış duyulmadı.
CHP konuşuyor:
AKP ardından açıklama yapıyor.
Özellikle üçüncü milletvekilliği konusundaki yorumlar çok farklı.
Bakalım bu farklı yoruma “sandık” nasıl yanıt verecek?
---------------------------------------------------------------------------
Günlerin Getirdiği
--Ataç’ın geniş politikası--
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç “dur durak bilmeden” çalışıyor. Önceki gün bir grup vatandaşla Çanakkale’ye giden Ataç, ardından Eskişehir’e dönüp gene işlerin başına geçti. Ataç vatandaşlarla konuşuyor. Mahalleleri dolaşıp, sakinlerle buluşuyor. Yetmiyor yeni doğan bebekleri ziyaret eden Ataç, “onlara hoş geldin bebek” diyor. Annelerinin ve babalarının sevincini paylaşıyor. Tepebaşı Belediyesinin şehri sarıp sarmalayan belde evleri, Başkan Ataç’ın gözünde çok değer kazanıyor. Kursiyerleri boş zamanlarında ziyaret eden Ataç diyormuş ki, “bu çalışmalardan çok keyif alıyorum. Gittiğimde onlarla konuşurken yorgunluğumu unutuyorum”
Ataç çalışanı ve çalışmayı seven bir kişi. Tepebaşı’nda sistem bu doğru üzerine kurulmuş. Bunun için de başkan Ataç diyormuş ki, “Çalışan insan işini severse yorulmaz. Benim ekibim de böyle. Yaptıkları işleri angarya olarak değil, halka hizmet olarak gördükleri için zevk alıyorlar..” İşte bunun için Tepebaşı’nın yüzü gülüyor. Kolay gelsin diyoruz sayın Ataç ve çalışma arkadaşlarına.
--AKP’nin ağır toplarıydılar--
Seçim havasına girildi. Ama meydanda görülenler hep aynı isimler. Dündar Ünlü konuşuyor sadece. Biraz da Ertuğrul Dindar ile Volkan Doğan’ı duyuyoruz. Önceki gün bir mini sohbette Ahmet Yapıcı, Osman Yüksel, Vahap Ata, Zihni Çalışkan, Mustafa Birsen, İ. Haşim Ateş, Gülay Güneş, Pınar Turhanoğlu, Ayşe Fert Dökmeci, Orhan Durmuş, Murat Canözer, Fikret Dönmez ve İbrahim Poyraz’ın kulakları çınlatılarak, “AKP içinde bu isimlerin ayrı bir yeri vardı. Acaba şimdilerde neden sesleri çıkmıyor?” diye soruldu. İlginç gerçekten. Adlarını hatırlamaya çalıştığımız bu insanlar “politikasız duramazlar da.” Soralım dedik. Kimileri halen belediye meclis üyesi, kimileri milletvekili aday adayı, kimileri parti yönetiminde görevli olan bu isimlerin, bir dostumuzun söylediği gibi, “Yerleri mi dar geliyor, yoksa yenleri mi?” Bunun için mi politika dışına itildiler?