Susmuştun, sıran geldi!

Şinasi Kula yazdı

2 Aralık 2015 00:14
A
a
Öyle ya…

İster ‘ilahi adalet’ de, istersen ‘doğanın kanunu’!

İki kere ikinin dört etmesi gibi net bir sonuçtur.

Tarih denen aksakallı bilgeye danıştığında, sana yüzlerce örnek sunuverir bu konu ile ilgili inan. Bir muamma da değildir zira bu sonuç, birazcık aklı, birazcık vicdanı ve birazcık öngörüsü olan her insanoğlu insanın tahmin edebileceği bir sonuçtur.

Ne demişler?

“Susma, sustukça sıra sana gelecek”

Yeni bir slogan da değil bu son üç beş yılda hayata geçen.

Yüz yıllar öncesinden dünya denilen yaşlı kürenin her coğrafyasında bizzat yaşanmış acı deneyimler sonrasında damıtılmış sözlerden sadece biridir bu deyim. İstersen o yaşanmış örneklerden birini hemen anımsatayım sana. Senin de çok iyi bildiğine inandığım bir hikâyeciktir aslında bu…

Martin Niemöller adını belki unutmuşsundur ama başına gelenler unutulacak gibi değildir. Bu zat, Alman ilahiyatçı, Alman Protestan Kilisesi'nin Nazilerle işbirliği yapmasına muhalefet eden kilisenin (Bekennende Kirche) yöneticisi ve Dünya Kiliseler Konseyi (bugünkü Dünya Ekümenik Kiliseler Konseyi) Başkanı. Önceleri Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi seçmeni olan Niemöller, daha sonra kiliseler arası kavgalarda kendisini geliştirerek nasyonal sosyalizm karşıtı bir direnişçi olur. 1938-1945 yılları arası tutuklanarak Sachsenhausen ve Dachau toplama kamplarına gönderilir. Tüm dünya tarafından kendisinin tanınmasına sebep olan açıklaması da şöyledir…

“Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı…”

Bununla ilgili biz Türklerin de çok anlamlı hikâyecikleri vardır. Ki bunlardan en tanınmış olanını da sen biliyorsundur aslında. Ormandaki aslanlar öküz sürüsüne dalıp bir türlü istedikleri ganimeti alamazlar. Öküzler arasında öylesine güzel bir örgütlenme ya da dayanışma vardır ki olası değildir onları çözüp de bir bir yem etmek. Bir gün aslanlardan biri bir hinlik düşünür ve sürü başına gidip, “biz aslında sizi rahatsız etmek istemiyoruz ama şu sarı öküz çok dikkatimizi çekiyor; onu verirseniz siz de kurtulursunuz, biz de rahatlarız” der. Sürünün önde gelenleri toplanıp sürünün menfaatleri adına sarı öküzü kurban etme kararı alırlar. Tabii kısa bir süre sonra benzer bir bahaneyle kapılarına dayanıp başka bir kurban isteyene kadar… “Sürünün menfaatleri adına” kurban vermede öyle bir noktaya gelinmiş ki, sürü küçülmüş ve sonunda aslanlara tamamen yem olmuşlar. O son anda, aslanlara sürekli kurban vererek kurtulacağını zanneden sürü liderleri, biz bu savaşı ne zaman kaybettik sorusuna cevap aramış. Ve bu savaşı “sarı öküzü verdikleri gün” kaybettiklerini anlamışlar…

Bir de fıkra vardır bu konuyu pekiştirecek, onu da anlatayım da biraz neşelen dostum!

Zengin bir ağa, malikânesinin önünden bağıra çağıra satış yaparak geçen seyyar satıcılardan rahatsız olur ve sokağın başına yasak levhasını diktirir. Fakat buna aldırış etmeyen seyyar satıcılar inadına giderek artış gösterir. Ağa azmanlarına emir vererek “ilk tuttuğunuz seyyar satıcıyı yakalayın, ne satıyorsa hepsini zorla tıkın” der. Yaka paça yakalanan erik satıcısı neye uğradığını anlayamaz ve panikle bu işi yapan irikıyım azmanlara sorar yahu kardeşim ne yapıyorsunuz siz diyerek. Azman başı, “ağa emir verdi yakaladığımız tüm seyyar satıcıların sebze ve meyvelerini zorla tıkacağız” diye yanıtlar. Bunun üzerine erikçi gülme krizine girip dakikalarca, gözlerinden yaşlar gelinceye dek kahkahayı patlatır. ‘Bre manyak, böylesi anda neyine gülersin’ diye soran azman başına nefes nefese şöyle der; “nasıl gülmeyeyim ağabey, benim ardımdan gelen de karpuz satıcısıydı…”

Nereye varacağımı sen de biliyorsun hey dostum!

Sadece şu son on yıllık sürece dön de bir bak!

Ülkende yüzlerce insan durduk yere hapislere kondu mu?

Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat, Ay Işığı benim sadece şu an aklıma geliveren isimlendirmeler. Bunun gibi onlarca başlık altında gazeteciler, subaylar, iş adamları, öğrenciler yıllarını demir parmaklıklar ardında geçirdi mi? İçlerinden dayanamayıp intihar edenler, hastalıklarına yenilip ecelsiz ölenler oldu mu? İtibarı yerle bir edilmiş nice insan hak etmediği bir yaşam tarzı ile baş başa bırakıldı mı? Çoluk çocuğu telafisi olanaksız yaralar aldılar mı bu insanların da üstelik? Peki, Can Dündar ve onun gibiler ne yapmakla meşguldüler o zor yıllarda? Neler yazıp neler çizerek kendisine inanmış kitlelere yanlış bir yol haritası çizdiler? O mağdurlardan hangi birisinin ziyaretine gittiler? Boş verin o mağdurları, meslektaşlarından hangi birisinin o kara günlerinde yanındaydı? Ters gelmiş o ailelerinin yüreklerine su serpen iki kelam ederek dayanma gücü mü verdi onlara? ‘Oh olsun’ demedi suçsuz yere özgürlüklerinden olanlar için lakin ‘yazık oldu da’ demedi öyle değil mi? Neden Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Nedim Şık, Deniz Yıldırım gibi düzmece delillerle hayatları karartılmış gazeteciler şu an Can Dündar’ın yanında değiller? Bunlar da canı yanmış gazeteciler öyle değil mi? Peki neden hiç birisi Can ve Erdem’in yanında değil sormadınız mı kendilerine bir kez olsun?

Ben deyivereyim sana hey dostum!

Sen susmayı yeğlemiştin işte o zamanlar!

Ve ilahi adaletin tecellisidir bu yaşananlar da.

Ya da bir doğa kanunu da diyebilirsin.

Susmuştun, sıran geldi!

Acıda-kahırda-kavgada-savaşta ve kısacası güzelliklere ermek adına ödenen bedellerde ne kadar samimisin hiç gönül aynanda kendine bakabildin mi hey dostum! ‘Neden iki yüz kişiyi geçemedik böylesi bir anda’ diye hiç sorguladın mı bu nedenleri? Hatta kendini ‘ne kadar samimiyim?’ diye sorguladın mı hiç? Zira o yıllarda bu ağır bedeli ödeyenlere “Ulusalcılar” yaftasını yapıştırıp hak etmişlerdir imasını yapan da sen ve senin gibiler değil miydiniz?

Hey dostum, ses versene adamım!

 

OZANCA

Çocuktum, ufacıktım

Top oynadım acıktım

Ve hala da açım!

Açım, açsın, aç

Açız, açsınız, açlar…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi