Prof.Dr. Alper Çabuk

Sürdüremiyoruz, yönetemiyoruz…

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

31 Ağustos 2015 00:00
A
a
Geçen haftaki yazımda gelişen ülke ekonomilerini önemli tehlike bekliyor konusunu aktarmaya çalışmıştım. Daha gazetenin mürekkebi kurumadan Kara Pazartesi’ye uyandık. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin'de geçen hafta açıklanan verilere göre fabrika aktiviteleri Ağustos ayında son 6.5 yılın en hızlı daralmasını göstererek, ülke ekonomisinin sert bir yavaşlama gösterebileceğini işaret etti. Çin’den gelen devaluasyon açıklamaları piyasalarda kur savaşlarının başlayacağının sinyali olarak algılandı. Çin’den gelen bu verilerin etkisiyle geçen hafta Pazartesi günü kelimenin tam anlamıyla Kara Pazartesi’ye dönüştü ve piyasalarda büyümeye yönelik endişe yarattı. Bu verinin etkisiyle borsalarda endeksler 2007'den bu yana yaşanan en büyük günlük düşüşü gördü ve yüzde ona yakın değer kaybetti. Asya borsalarındaki bu düşüş, tüm dünyada borsaları etkiledi. Emtia fiyatlarındaki düşüş sürdü, petrolün varil fiyatı 40 doların altına indi.

Ülkemizde dolar yükselişini sürdürdü. Euro tarihi zirve yaptı. Tüm bu gelişmelerin geçen haftaki yazımda belirttiğim Türkiye gibi gelişen piyasa ekonomilerine etkileri oldukça sert olacak. Küresel piyasalarda yatırımcılar güvenli liman arayışı içine girme eğilimine girecekler ve Asya borsalarında yaşanan sert satış baskıları Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda satışları da tetikleyecek. Zira birkaç gün içinde gelişen piyasalardan fon çıkışları 2 milyar dolara yaklaştı. Dünya borsalarındaki kayıplar trilyonlarca dolara ulaştı.  Bir yanda çevre sorunlarına bağlı giderek artan açlık, kuraklık, susuzluk, doğal afetlere maruziyet riski, diğer yanda sürdüremediğimiz dünyada egemen ekonomik yaklaşımlarımızla artmakta olan işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik.

Sürdüremiyoruz… Kesinlikle sürdüremiyoruz ve Dünyamızı yönetemiyoruz. Bu, bu şekilde çok da sürmeyecek zaten.  Çok daha fazla insan giderek artan doğal afetlerden, çevre sorunlarından, açlıktan, kuraklıktan, işsizlikten, yine giderek artacak ekonomik krizlerden etkilenecek. Ya yaklaşımlarımızı değiştireceğiz, ya da artan enerji, gıda ve su talepleri, yaşanması zorlaşan bölgelerde bölgesel çatışmaları daha da artıracak. Kendi elimizle kendimizin ipini çekiyoruz. Hala aynı yolda ısrarla devam etmeye çabalıyoruz. Ne pahasına olursa olsun egemen olma, sahip olma hırsımız, bir bataklık gibi bizi biraz daha içine çekiyor.

Gerek yok, gerek… Bir kere olsun, anla… Kalkınmak için kırmaya dökmeye, yok etmeye gerek yok…

Geçtiğimiz Pazartesi gününü ülkemizi daha da karartan bir başka gelişme, Karadeniz’de yaşanan aşırı yağışlara bağlı ortaya çıkan sel ve heyelan neticesinde, yaşanan önemli miktardaki can ve mal kaybıydı şüphesiz. Diyeceksiniz ki, doğal afet, semavi olay, buna ne yapılabilir ki… Konu seller olunca yapılması gereken şey basitti aslında. Hep söylediğim gibi, doğaya rağmen değil, doğayla uyum içinde geliştirmek yerleşim yerlerimizi. Çok zor değil görmek ve anlamak, öyle çok fazla ileri teknoloji de gerektirmiyor bu. Doğru yer seçimi ile doğru yerde yapılan yerleşimler, ne afetlerden etkilenir, ne de çevreyi tehdit eder. Denklem bu kadar basit. Doğru yer seçimi. Egolarını, hakim olma, daha fazlasına sahip olma egosunu bir tarafa bırakıp, doğaya, onun özelliklerine bakmak yeterli anlamak için… Afetler güzel doğa olayları, olacaklar, olmak zorundalar… Çünkü afetler olmazsa, gezegenimizde yaşam da olmaz. Yeter ki, sen meydan okumaya kalkma, ben daha güçlüyüm, yaparsam olur kibrine kapılma… Ondan sonra depremler, seller sadece güzel doğa olayları olarak yaşanır zaten…

İyi haftalar…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi