ŞU BİZİM YIKILASI GELENEKLERİMİZ!

YAZIYORUM   ŞU BİZİM YIKILASI GELENEKLERİMİZ!   Gelenek; Bir toplumda, bir toplulukta e

9 Kasım 2012 00:00
A
a
YAZIYORUM
 
ŞU BİZİM YIKILASI GELENEKLERİMİZ!
 
Gelenek; Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon…
Görenek; Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet…
Birbirlerine yakın bu iki sözcük bizim gibi ülkelerde(üçüncü dünya, gelişmekte olan ya da adını ne koyarsanız)hayatımızın her saniyesinde yüz yüze geldiğimiz toplumsal gerçeklerdir. Farkında mısınız, gelenek ve göreneklerden şu son yıllarda hep olumsuz, gerici-yoz ve bireyci olanları daha ön plana çıkarılmıştır. Mardin’de Yeşilay Derneği başkan yardımcısı geleneklere sığınarak üniversiteli gençlerin Mardin’e ahlaksızlık getirdiğini iddiasında bulunması yeni bir olaydır. Molla kıyafetli tiplemelerin İzmir’in Kordon boyunda yan yana oturan çiftlere akılları sıra fetvası vermeleri yeni bir olaydır. Ama bir de yüz yıllardır adeta toplumun yarası diyebileceğimiz sözde geleneklerimiz vardır. Töre cinayetleri gibi, berdel gibi, kan davası gibi baş belası gelenekler vardır. Allah’ın mazlumu gepgenç bir kıza en yakın akrabası tecavüz eder, bedelini de yine bu mazlum öder. Bir de bu mazlumun ya ağabeyi ya da küçük erkek kardeşi yıllarını hapishanelerde geçirir töre uğruna. Daha başka gelenekleri de sıralamak mümkündür. Örneğin gelin arabası ile gecenin bir yarısı düğün salonundan dönen görgüsüzlerin “zort zort” diyerek kornolarını çalarak evlerine gitmesi gibi! Haydi, sünnet çocukları için yapılan konvoy ve gürültü kirliliğini mazlumca görüp karşılayalım. O minik delikanlı pipisinin korkusunu biraz unutsun diyerek korna seslerini ve trafik keşmekeşini sineye çekebiliriz de kocaman insanların “evlendik” diyerek gecenin yarısında ötmelerine ne denir? Neyin, hangi olacak haberin çığlık çığlığa paylaşılmasıdır bu? Son bir gelenekten daha bahsedeyim izninizle. Ayranı yok içmeye, ama atla gider çeşmeye sözünün başkahramanı bu toplumun bir geleneğini daha anımsatayım. Silah geleneğimiz vardır bir de. “At, avrat, silah” tutkunu yağız milletimin vazgeçemediği bir alışkanlıktır silah. O silah ki hemen her evde, her belde takılıdır erkekliğin gereği olarak! Düğünde sallarız, bayramda sallarız, kızınca sallarız, sevinince sallarız, maç bitiminde, rakı içiminde, içki muhabbetlerinin s..mında velhasıl her an her yerde sallarız silahımızı havaya. Hiç olmazsa evimizin duvarında asmak üzere bir av tüfeğimiz vardır gelenekler gereği. Ve o av tüfeği hiç ummadığımız bir günde en sevdiğimiz yavrumuzu elimizden alır. Av tüfeğini oyuncak gibi oynadığı sırada aniden ateş alır tüfek ve kanlar içerisinde yere yığılır körpe kuzumuz. Ve gelenek en sevdiğimiz parçamızı koparır gider bizden alay edercesine…
 
DIŞARDAN GAZEL
 
EŞŞEK İÇERSE ZIRLAR!
Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir İl temsilcisi Hasan Atak anlattı başından geçen bir olayı. Şehrin göbeği sayılan bir bölgede yolun tam ortasında park etmiş bir özel aracı geçememişler. Trafik tıkandı ve dörtlüleri yakıp işini görmeye giden bu hanzo nihayet teşrif eder aracının başına. Söylen kitleyi görünce basar narayı; ulen ben zaten belamı arıyom, kaşınan varsa gelsin kaşıyayım… Ben de bu yontulmamış keresteye Necip Mirkelamoğlu’nun bir şiirini armağan etmek istedim ozanca bölümünde. Eskişehir’de bu yüz karalarında ne yazık ki oldukça fazla var…
 
OZANCA
 
RAKINAME
İçmesini bilene
Zevki sefadır rakı
İçmeyi bilmeyene
Cevri cefadır rakı
Bir münasip miktarı
Muhabbet anahtarı
Kaçırırsan kantarı
Cana ezadır rakı
Eşşek içince zırlar
Köpek içerse hırlar
Kedi içse tırmalar
İnsanlaradır rakı
Mirkelamoğlu der ki,
Had bilmezsen eğer ki,
Öyle rüsva eder ki,
Başa beladır rakı
Necip Mirkelamoğlu
 
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi