Şu an Anıtkabir'deyim…

Şinasi Kula yazdı

15 Ekim 2015 00:00
A
a
Evet, siz değerli okurlarımız bu köşe yazımı okurken ben de şu sıralar Ankara’da Anıtkabir’deyim. Atamızın huzuruna çıkmak üzere sabahın erken saatlerinde yola koyuldum. Her türlü olumsuz görüntülere rağmen, umut kıran kafatasçı ortaçağ özlemcilerine rağmen doğruluğuna inandığım bir eylemi hayata geçirmek üzere yola çıktım her zaman yaptığım gibi…

Ülkemin göbeğinde, başkentinde, sözüm ona istihbarat anlamında en üst noktada korunan kentinde geçtiğimiz Cumartesi sabahı Cumhuriyet tarihimizin en büyük terör eylemi yaşandı. Katliam gibiydi adeta ve resmi rakamlarla 97 can gitti. Üzülenler kadar sevinenler de oldu garip ülkemde, “oh olsun” diyecek kadar insanlıktan uzak ucubeler ve bu ucubelerin yanlış yolda olduğunu söyleyemeyecek kadar kafası karmakarışık olanlar yığınla maalesef…

Ve en son utanç da Konya’da milli maç öncesinde yaşandı. Ankara tren garındaki vahşette yaşamlarını yitirenler için yapılan saygı duruşunda ıslıklarla sözüm ona protesto gösterisinde bulunan binlerce zevat utanç abidesi olarak tarihe geçtiler…

Şu an Anıtkabir’deyim…

Her olumsuzluğa, her lüzumsuzluğa rağmen Atamın huzurundayım şu an. 43 yıllık dostum Hıdır Yıldız ile aslanlı yoldan yürüyerek dimdik huzuruna çıktık ulu önderimizin. Kuvai Milliye şapkalarımızı da taktık tıpkı 93 yıl olduğu gibi.

Kürt asıllı Hıdır Yıldız ile Türk asıllı Şinasi Kula…

Yani Türkiye Cumhuriyetinin iki başı dik yurttaşı.

Yani iki kan kardeş.

Yani kırk üç yıllık dost.

Yani çocuklarına isimlerini vermiş iki gençlik arkadaşı.

Yani Çanakkale’de omuz omuza yatan dedelerimiz gibi.

Omuz omuza selam duruyoruz Mustafa Kemal’e…

Gözyaşlarımız bizim kontrolümüzde değil.

Sanmayın ki ağlıyoruz!

Ülkeyi bu hale düşürenler boğulsun diye bu gözyaşlarımız.

Başka kan akmasın diye.

Yangın yerindeki ateş sönsün diye.

Hani ormandaki yangına gagası ile su taşıyan onurlu serçesinin hikâyesinde olduğu gibi aynen...

Karanlığa seyirci kalmamak için, torunlarımıza kalacak karanlık günler adına onlardan ah almamak için, beddua almamak için. Ve hatta bizlere başı dik-bağımsız bir ülkede yaşama şansı vermek adına genç yaşta toprağa sarmalanmış on binlerce şehidimize karşı utanç duymamak için.

Şu an Anıtkabir’deyiz kardeşimle etle tırnak misali…

Dünyanın jandarmalığına soyunmuş Katil Amerika’ya.

Onun BOP adı altındaki senaryosunu, bu kutsal topraklarda

hayata geçirmek üzere görevlendirilmiş taşeronlara.

Ve bunlara alet olan kin kusan kafatasçılara rağmen umutlarımızı asla yitirmediğimizi haykırmak üzere huzurundayız Atamızın.

“Sen-ben yok, biz varız” şiarının en onurlu örneğini göstermek adına buradayız. Çünkü bunun aksi bir yaşam biçiminde en yakın örnek burnumuzun dibinde, Ortadoğu coğrafyasında yaşanıyor. “Tekbir” nidaları ile gözlerini kan ve kin bürümüşler, insanlıktan kopmuşlar birbirlerinin gırtlaklarını kesmeye devam ediyorlar. Keserken de o karşı çıktıkları teknolojinin en son model kameraları ile görüntüleri dünyaya yayınlıyorlar. Din adı altında ile kandırılmaya, kandırmaya devam ediyorlar gün gibi aşikâr işte…

Laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin atisi için.

Misakı Milli sınırları ile çizilmiş bu anlamlı yapının sonsuza dek bölünüp parçalanmaması için.

Ortaçağ özlemi çeken, padişah özlemcilerinin hayal gördüklerini kanıtlamak için huzurundayız Mustafa Kemal Atatürk’ün.

Kardeşi kardeşe düşüremeyeceksiniz!

Ortadoğu’daki Araplar gibi uyutamayacaksınız!

Yalanlarla, talanlarla göz boyayamayacaksınız!

92 yıl öncesinden başlayan o kininizi kusamayacaksınız.

Çünkü özenle büyüttüğünüz yeşil yılan kendi kendinizi sokacak!

Ve hatta sonunu anlayan akreplerin sonu gibi olacak akıbetiniz.

Başkasına gerek kalmayacak, kendi kin zehriniz yetecek sonunuza…

Şu an Anıtkabir’deyiz…

Ahmet Ataç adında bir Cumhuriyet delikanlısı, binlerce Eskişehirli ile omuz omuza oluk oluk insan seli oluşturmuşlar. Onlar da teminat vermeye gelmiş Atalarına, Anıtkabir’e. Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza dek yaşatılacağı teminatını sloganlarla haykırıyorlar tek yürek olup. Tek ağız olup “Atatürk’te Birleştik” diyorlar avazları çıktığınca. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’a, onun yanındaki binlerce aydınlık yüzlü insana dokunmak için, aralarına karışıp millet olmanın hazzını yaşamak için, “Bağımsız Türkiye” sloganını haykırmak için…

Bayram yerindeyiz sanki.

Tıpkı çocukluğumuzdaki o coşkulu bayramı kutluyoruz.

Yaşasın laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi