STK, sendika ve partilere çağrımdır…

Şinasi Kula yazdı

9 Mayıs 2016 09:00
A
a
Bu güzel kentte binin üzerinde dernek var.
Gerek işlevini sürdüren, gerek tabela derneği olarak yeri yurdu bile belli olmayanına dek bin küsur dernekten söz ediyorum.
Kanarya seveninden, at yetiştirici derneğine…
Çocukları destekleme derneğinden, okul koruma derneklerine…
Fakülte mezunlarından, hemşeri derneklerine…
Ahlakımızı koruyanlardan, cami koruma derneklerine…
Gençlik derneklerinden, spor kulübü derneklerine…
Lyons’undan, Rotari’sine; Birliğinden, dirliğine, diyanetine…
Gazetecisinden, lider derneklerine…
İş adamından, işçi derneklerine…
Berberinden, kuaför derneklerine…
Cumhuriyet kadınından ev kadınına…
Bunlar ilk etapta sıralayabildiklerim, siz aklınıza geleni ekleyin saygın okurlar. Bir de sendikalar var peşinden eklenmesi gereken. Yandaşından Candaşına, Ademinden Bademine…
Devrimcisinden karşı devrimcisine, Cumhuriyetçisine…
Merak etmeyin partiler azınlıkta. STK’lar gibi ekle babam ekle örneklemesi olmayacak! Mecliste muhalefet olarak söz edilen ama bu muhalefet görevini sadece kendi parti içi işleyişte hayata geçiren muhalefet partileri… On dört yıldır iktidar olan AKP’nin her seçimde basamak basamak yükselmesini sağlayan muhalefet partileri! Yerlerinden olacağını bilerek, kongreye gitmekten korkan ve milliyetçiliği Allah’ın izni ile kimselere bırakmayan tabanına muhalif partilerden söz ediyorum. Atatürk’ün partisiyiz diyerek, Atatürk’ün esamisinin bırakılmadığı aslan sosyal demokratlardan söz ediyorum. Hani saraydan gelen açıklamalara yanıt vermekten öte, halka mini minnacık bile umut olmayı başaramamış Cumhuriyet neferlerinden! Kısacası tüm STK, Sendika ve Partilere Çağrımdır…
Bakınız bu ülkede bu kadarı da olmaz dediğiniz her şey istisnasız biçimde gerçekleşti. Yüzlerce vahim örnek verebilirim bu hususta. Bunun önemi kalmadı artık, biz geldiğimiz noktaya bakarak önerilerimizi sunalım sadece…
Cumhuriyet değerleri günbegün eksiltilirken sadece seyrederek suça ortak olan tüm unsurların yapması gerekenleri konuşalım. Eğer karanlığa seyirci kalmak büyük bir suç ise, eğer bu seyirci kalanlardan tarih bir gün hesap soruyor ise yapmamız gereken yurttaşlık görevlerimizi anımsatalım…
Gerek dini, gerek ulusal bayramlar bir milleti millet yapan çok önemli dayanışma; birlik beraberlik günleridir. Milleti ruhsuzluktan arındıran özel günlerdir. Bu bayramların unutturulması, milletin nezdinde değersiz kılınması her şeyden önce yurdumuzda gözü olan (gözü çıkası) şer güçlerin oyunlarındandır. Bir kez daha vurguluyorum; gerek dini gerek ulusal bayramlarımızın içini boşaltarak anlamsızlaştıran herkes bu vatanı sevdiğini söylemesin bizlere!
Enayi yerine koyduğunu sanmasın kardeşim!
Bayramları unutturan her kişi ya da erk gerek Allah gerek millet karşısında bu günahlarının özeleştirisini yapmak ve özür dilemek durumunda kalacaktır. Milleti millet yapan harçların her zerresini yok etmek amaçlı tüm refleksler vatan hainliğinden başka bir şey değildir bunu bilmeli vebal altındakiler…
Bayramların heyecanını yitirmiş kısımları ile ilgili revizyonlar yapıp katkıda bulunmak farklı. Çok basit bir örnekleme ile katkı sunayım. Bir öğretmen olarak bayramları sıradanlaştıran kutlama biçimlerine her daim tepki duydum. Öğrencilerimizi Haymana Beygiri gibi yağmurda-karda ya da güneş altında bayıltana dek yapılan bezdirici türlere hep karşı çıktım bir beden eğitimi öğretmeni olarak. Haydi, böylesi durumları daha verimli kılmak adına yapılan değişikliklere eyvallah! Lakin ben bu bayramların kasıtlı olarak unutturulması ve yok edilmesinden söz ediyorum…
Yazı başlığımda seslendiğim her kurum kuruluş ve kişiler çocukları veya torunlarının yüzlerine bakabilsin diye yapıyorum bu çağrımı. Bir ilki başararak tarihin akışını değiştirebileceğine inanan tüm namuslu insanlara sesleniyorum. Toplum önderlerine sesleniyorum. Parti, sendika, dernek liderlerine sesleniyorum tüm kalbimle.
Gelin bu önemli ve anlamlı bayramımızda bir ilki başaralım. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma-Gençlik ve Spor Bayramı’nda bir olmazı başaralım. Devletin-okulların bünyesindeki protokol kutlamalarının dışında bir bayram kutlaması gerçekleştirerek maneviyatını yitirmek üzere olan bu millete kendi bayramını kutlatalım. Ele ele gönül gönüle kardeş kardeşe birlik ve beraberliğin mükemmel bir örneklemesini sağlayarak umut olalım insanlara. Eskişehirliler olarak Anadolu’nun incisi bir kent olarak ülkemizi tüm karamsar kitlelerinin yüreğine bir güneş gibi açalım. Namuslu insanlar için hiç de zor değil bunu başarmak, bu hazzı Eskişehirlilere yaşatmak. Ve Eskişehir’den doğacak güneşin ışıklarını Türkiye’ye yaymak. İnanın herkes ama herkes bir şeylerin olmasını bekliyor, öncü bekliyor, umut bekliyor.
Bu insanca çağrım içerisinde iktidar partisine oy verip şu sıralar meçhule gidiş karşısında kaygı duyan namuslu vatandaşlarımız da dâhildir. Kimseleri ayırmıyorum lütfen inanın. Bugün değilse ne zaman ey güzel insanlar ne olur söyler misiniz ne zaman?
Başka TÜRKİYE yok!
 
 
 
OZANCA
 
Ya Rabbi tadına bütün milletin,
Varacağı bayramlara eriştir
Milletinin yarasını devletin,
Saracağı bayramlara eriştir
 
Ya Rabbi halimiz ayandır sana,
Tahammül kalmadı dökülen kana,
Savaşın kavganın, terörün sona
Ereceği bayramlara eriştir.
 
Ben desem devletin gücüne gider,
Bunlar ne av yapar ne koyun güder,
Hepimizi başta gerçek bir lider
Göreceği bayramlara eriştir… Ozan Arif
1000
icon
murat canbek 9 Mayıs 2016 13:24

güzel yazmışsın kalemine sağlık.ATATÜRK ümümüzü unutturmak isteyenlere karşı birleşelim.fakat pkk nın oyununa gelmeyelim.doğuda kardeşlerimizi şehit eden batıda halay çeken hainlerle yola çıkmayalım.enaz erdoğan kadar stk lar da suçlu.

0 4 Cevap Yaz
Nebil Köken 9 Mayıs 2016 09:46

..."Bugün değilse ne zaman ey güzel insanlar ne olur söyler misiniz ne zaman? Başka TÜRKİYE yok! " Diyerek nokta koyduğunuz yazınızın her satırında yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Yüreğinize, kaleminize sağlık sayın Şinasi Kula. Gerçekten de yaşanacak başka bir Türkiye yok. Bu "son kale"'ye el-birliği ile sahip çıkmaktan başka bir şansımız' da yok.

0 4 Cevap Yaz
Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi