YAZIYORUM
Osman Cemoğlu önderliğindeki anarşist gurubunun diğer ikilisi de Ahmet Deniz Canoruç ve Aytaç Ersoy. Dün tam sayfa KULÜP ARANIYOR manşeti atmışlar. Altına da küçük ilanlar sayfamızın flu biçimdeki tam sayfa görüntüsünü kondurmuşlar. İlanda aynen şu yazıyor; Henri Bienvenu, Kamerunlu! Forvet oyuncusu 26 yaşında… Fenerbahçe’de oynadığı dönemde “kupa gol kralı” apoleti var! Gol atamasa da, 90 dakika boyunca bir tek olumlu iş yapmasa da, onu her şeyiyle kabullenecek, net pozisyonları harcamasına göz yumabilecek, taraftar ıslıklasa dahi ilk 11 e şans verebilecek bir kulüp aranıyor… Not: Pazarlık payı vardır...”
Gırgırsa gırgır, ironi is ironi verilen mesajın yerine ulaşmasıdır önemli olan. Takıntı boyutunda olmasa da 3F gerçeğine inananlardanım. Ama yaşamakta olduğum, ait olduğum kentin futbol takımı da dâhil her etkinlikte başarılı olmamızı isterim. Bu vesile ile ESES maçlarına senede iki kez de olsa giderim. Eskişehirspor’un sevilen yöneticisi sevgili Mehmet Arı gelecek yılın ilk kombine biletini bana satacaklarına söz verdi. Yani seneye daha da yakından takip edeceğim güzel şehrimin futbol takımını. Mesajın yerine ulaşması konusuna devam edeyim bu minik açıklamadan sonra. Futbol artık dünyada devasa bir sektör, her şey para üzerine dönüyor ne yazık ki! Akılımızın alamayacağı paralarla transferler gerçekleştiriliyor. Teknik adamların ayda 250 bin ile 1 milyon lira aylık aldığı yazılıp çiziliyor. İşte tüm bu inanılmaz rakamlara karşın transfer edilen futbolcular beklenenlerin onda birini bile vermeden bir yıl sonra satılacaklar listesine konuveriyor. Bir resmi maçta dahi başarı gösteremeyenlerin sayısı bir hayli fazladır. İyi de kimler aracı oluyor bu tür futbolcuların alınmasında? Mr. Managerler bu çarkıfeleğin tam neresindeler? Gariban futbol taraftarının cebinden tırtıklanan bu paralarla milyon liralar bahşedilen bazı asilzadelerin yıl boyunca “çiftlik boğası” misali yan gelip yapmasının, hak etmediği paraları cukkalayıp götürmesinin herhangi bir karşı yaptırımı yok mudur? Bunlara aracı olanlara “gel bakalım buraya” diyerek sezon sonunda iki soru sorulacak bir mekanizma yok mudur? Altyapı masalları ile gününü geçiren, çevresini avutan anlayışı mahkûm edecek yiğit yöneticiler ne zaman varlığını gösterecekler gayrı? “Her maçta en az iki Eskişehirli evladımızı izlemek istiyoruz arkadaş” diye çığlık atacak bilinçli taraftar yok mudur bu ülkede? Bakalım benim bu çığlımı spor servisimizin anarşistleri ne zaman duyacaklar!
DIŞA RDAN GAZEL
Polatlı’dan Cevat Oğuz diyor ki!
Cevat Oğuz uzun yıllar yaşadığım Polatlı’dan bir kardeşimdir. Kızı kısmet olursa iki hafta sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesinden mezun olacak. Dün akşam saatlerinde telefonla arayarak heyecanlı bir biçimde sohbete daldı. “Abi, Yılmaz Büyükerşen gerçekten de adaylığı kabul edecek mi? Valla kabul ederse bir başkasının işini zora sokar. Çünkü bu adamda ne tılsım var bilmem Türkiye genelinde çok sempati duyan var kendisine. Geçenlerde kızımı ziyarete geldiğimde …Otelinden çıkıp sabah çorbası içmek üzere yürümeye başladım. Bir de ne göreyim karşımda o erken saatlerde Yılmaz Hoca! Hocam günaydın diyerek kendimi tanıttım ve bir MHP’li olarak seni seviyorum dedim, gülümsedi. Bir başına sokaklarda gezebilen, insanlara güvenen yanı öylesine hoşuma gitti ki!” Cevat kızının diploma töreni için iki hafta sonra Eskişehir’e geleceğini belirterek şöyle noktaladı sözlerini; “Valla abi aklınız varsa ikna edin böyle bir başkandan olmayın. Boş verin Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, ne fark edecek ki?”
OZANCA
Futbol
Her kime sorarsam hali, hatırı,
Sohbeti futboldan açıp gidiyor.
Konuşmuyom diye toptan ötürü,
Usulca yanımda kaçıp gidiyor.
Dedem de kapıldı topun şerrine,
Bizim kaptan diyor, hafız birine,
Giydi kramponu meşin yerine,
Namazda secdeye uçup gidiyor.
Fenerli çıkınca dünürcü başı,
Suya düştü bizim dünürlük işi,
Tutuyormuş meğer kız Beşiktaş'ı,
Kocayı kulüpten seçip gidiyor.
Günlerce önceden alındı bilet,
Deplasman maçına gidecek velet,
Karneyi sorarsan tam bir rezalet,
Sınıfını zar zor geçip gidiyor.
Cimbomlu bant takıp beyaz saçına,
Götürdük ninemi kupa maçına,
Futbolun sevdası düştü içine,
Her hafta stada kaçıp gidiyor.
Gel de, serserinin kızma haline,
Bilemiş satırı sokmuş beline,
Su dökemez değme kasap eline,
Irakip takımı biçip gidiyor.
Doğunca nur topu gibi bir uşak,
Koydular adını Benjamin Toşak,
Futbolcu vesselam şu bizim kuşak,
Şampiyonluk andı içip gidiyor.
Maçtan sonra çıkmam, ben, balkonuma,
Kaçırdım korkudan geçen donuma,
Kastı var galiba tatlı canıma,
Etrafa kurşunu saçıp gidiyor.
Hele bakın dostlar şunun tipine,
Göbek dönmüş, büyük aygaz tüpüne,
Değmeden ayağı futbol topuna,
Rasim, bu dünyadan göçüp gidiyor.
Rasim Köroğlu
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
