YAZIYORUM
Bu sizlere ithafen yazdığım kaçıncı yazım sayısını bilmiyorum. Bildiğim tek gerçek hiçbir yazıma daha yanıt veremediniz. Bunun nedenini ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. Haklıyım ve Türkiye Cumhuriyeti tarihini birçoğunuzdan iyi biliyorum. Ne yazık ki partinin yönetici konumundaki birçoğunuz, parti ideolojisinden bihabersiniz. “Biz Atatürk’ün partisiyiz” benzeri klişe laflarınızla oy istemekten öte hiçbir şey yapmadınız. Zaten hiçbir şey yapmadığınız için de, tek başınıza iktidara geldiğinizi 58 yıllık hayatımda göremedim. “Biz statükocu değiliz” demeniz, Kılıçdaroğlu ile her şey değişti demeniz hayatın gerçeğini değiştirmez. Size ilk sorum bu olsun o zaman Kılıçdaroğlu ile ne değişti? Parti içi seçim sisteminiz mi değişti? Sezgin Tanrıkulu başta olmak üzere şaibeli isimler yönetime getirilerek, Hüseyin Aygün gibi Mustafa Kemal’i diktatör ya da Dersim canisi gösterenlere kucak açılarak mı, Atatürk’ün partisinden milletvekili seçilip de çekirge misali AKP saflarına sıçrayarak ikbal sağlayanlara olanak verildiği için mi değişti CHP? Gezi Direnişi adı altında Türkiye’ye dalda dalga yayılan, özgürlüğün simgesi haline gelmiş gençlere “yeter artık durdurun bu eylemleri” diyerek mi değişti yoksa? Direniştekilere ikram ettiği iki bisküvi ve meyve suyunun hesabını verirken bile ecel terleri döken yöneticileri sayesinde mi değişti? Recep Tayyip Erdoğan’ın belirlediği gündemin peşine takılıp laf yetiştirmekten öte hiçbir kitlesel öncülük edemeyen Kemal Bey ile ne değişti bunu yanıtlayınız. İki kişiden kaçı gösterdiğiniz cesaret ve yiğit önderliğinizden etkilenip saflarınıza geçti? Ülkesinin ve Cumhuriyetin geleceği adına doğruları görüp pişmanlık duydu?
Dönelim geçmişinize. Yani iktidardayken halktan gıdım gıdım koparak “statükocu” damgasını yediğiniz sürece. Hangi gerekçeniz, kanununuz Türk parası üzerinden Atatürk resmini kaldırarak kendi resminizi yerleştirmenizi haklı gösterir? Dahası ve daha önemlisi Nazım Hikmet başta olmak üzere birçok aydının hapishanelerle tanışması, Sabahattin Ali gibi aydınların hazin sonunun hazırlanması, Eğitim Enstitülerinin yobaz zihniyet karşısında giderek etkisizleştirilmeye başlanmasının hangi dönemde olduğunu bana öğretebilir misiniz? “Manda ve himaye kabul edilemez” diyen Mustafa Kemal ülküsüne ilk ihanetin hangi yıllara tekâmül ettiğini, NATO ile flört döneminin başlangıcını ban öğretebilir misiniz? Atatürk’ün yaşama veda ettiği gün, hatta ondan aylarca ötesi Mustafa Kemal’in yanında olmayan ve suikast korkusu tüm bedenini sarmış kişinin adını mertçe tüm kamuoyuna açıklar mısınız? Deniz Baykal ile Recep Tayyip Erdoğan’ın baş başa neler konuştuğunu ve anlaştığını, nasıl AKP milletvekili seçilip başbakan olduğunu Zülfü Livaneli’nin, Yaşar Nuri Öztürk’ün anlatımları ile tüm kamuoyuna duyurur musunuz? Bunlar sadece bazılarıdır bilesiniz. Bu bazıların yanıtını bile verip Cumhuriyet Tarihine ve bu halka bir özeleştiri yapmadan iktidar olunacağın hayali “darı ambarı” hayalidir beyler bayanlar. Türkiye’nin meselesi kim hangi ilden, hangi ilçeden belediye başkan adayı olacak meselesi değildir, kandırmayın kendinizi. Mesele Cumhuriyet ve İstiklal meselesidir, gerisini teferruat sayarız bizler. Bu bilince erdiğinizde haber verin ki bağrımıza basalım. Yoksa anca gidersiniz…
UZAKTAN GAZEL
İsmail Nacar’ın açıklamasından bir alıntı sunuyorum: “Gezi Parkı protestolarıyla masum bir şekilde başlayan gösterilerin ardından Türkiye için yine kaos senaryoları gündeme gelmiş durumda. Bunu kamuoyunu, gelişmeleri izleyen deneyimli biri olarak görüyorum. 5 Haziran 1993 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yer alan demecimde ‘Aziz Nesin için ölüm fermanı çıkarıldığını’ söylemiştim. Yaklaşık iki ay sonra 2 Temmuz’da Sivas’ta yaşanan olayları herkes hatırlar. Şimdi Mehmet Ali Alabora için aynı fermanı çıkardılar. Bu yönde duyumlarım, tespitlerim var. Gezi Parkı protestolarında simge haline gelmiş durumda. Kendisine karşı bir girişim var. Nerede ne zaman uygulamaya kalkarlar bilmiyorum. Türkiye’yi yeniden kaosa sürüklemek istiyorlar. Bunun kamuoyuna açıklanması gerek.”
Bu gepegenç evladımız, yobaz kiralık katillerce katledilecek mi yani! Bizler de buna kader mi diyeceğiz şimdi?
OZANCA
Ben bir öğretmenim Anadolu’da
Mustafa Kemal’in yolunda
Çiçeklerim var binlerce renk
Polatlı’da İzmir’de Bolu’da
Her sabah benim yolumu bekler
Sevgi ile parlayan gözler.
Öğrencilerim, kır çiçeklerim
Hepinizin gözlerinden öperim…
Şinasi KULA
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
