Bir köşede ders çalışan oğlu babasına sormuş:
“Baba elektrik nedir?”
“Şey” demiş babası:
“Her gün kullandığımız bir şey ama bende bilmiyorum oğlum” Oğlu ders çalışmaya devam ederken tekrar seslenmiş:
“Baba..”
“Gene ne var oğlum”
Oğlu sormuş:
“Gök gürültüsü nedir baba?”
Babası gene mırıldanmış:
“Şey oğlum vallahi ben de bilmiyorum”
Çocuk çalışmaya devam ederken tekrar seslenmiş:
“Baba..”
Baba sormuş:
“Ne var oğlum? Bir şey mi soracaktın?”
“Hiç” demiş oğlu
“Nasıl olsa bilemiyorsun?”
Babası ısrar etmiş:
“Söyle.. Öyle pısırıklık istemem oğlum. Ne istersen sor. Ben hayatta bütün öğrendiklerimi sora sora öğrendim”
---//--
Seçim tarihi yaklaştıkça, politikada yorumlar da artıyor.
Şimdilik adaylar yanlarına aldıkları birkaç kişiyle dolaşıyorlar.
Kimisi il merkezinde.
Kimisi ilçelerde nabız yokluyor.
Hedef üç milletvekili.
AKP ile CHP’nin bu konuda amansız bir yarışa girecekleri kesin.
Evdeki, pazarlık çarşıya uyar mı belli değil.
Geçtiğimiz seçimlerdeki rakamlar ortada.
İşte geçen seçimde alınan oylar.
AKP: 222 bin254.
CHP: 179 bin o72.
MHP: 73 bin 609.
AKP ile CHP arasındaki ortalama kırk bin oy farkı nasıl kapanır?
CHP artı kırk bin fazla oyu nasıl alır?
Dün bu konuyu bilen bir kaç kişiye sordum ve dedim ki:
“Bu hesap nasıl tutar? CHP üçüncü milletvekilliğini nasıl kazanır?”
Belki inanmayacaksınız ama sorduğum kişiler şöyle yanıt verdiler:
“Çok zor bir hesap.”
--//--
Her ne kadar “oynanan oyunun adı politika olsa da.”
Zor bir hesap.
Aynı konuya ilişkin sorduğum bir soruya bir başka okurum ise:
“Yerel seçimde nasıl kapanmışsa bu seçimde de kapanabilir” yorumunu yaptı.
Gerçekten çok önemli bir konu.
Geçen seçimde 222 bin oy alarak üç milletvekili çıkaran iktidar partisi AKP, bu oranı artan oylarla birlikte yükseltir mi?
Ana muhalefet CHP ilan edeceği “topyekün” savaşla atağa geçip, iktidarın gidişini durdurur mu?
Zor bir soru.
Ama çözümü yok değil.
Bunun yanıtını demokrasinin tecellisi dediğimiz sandıkta vatandaş verecek.
------------------------------------------------------------------------------
Günlerin getirdiği
--Yitikler kime çalışır?—
Önceki gün mini bir sohbette, AKP’den milletvekili aday adayı olup da, ilk altıya giremeyenler konuşulurken, söz dönüp dolaştı “Birlik Vakfına geldi.” Vakfın halen Başkanlığını yapan Murat Canözer’in son günlerde politikadan çekildiğini belirten birisi, dedi ki, “Vakıf ile Salih Koca’nın ilişkisini bilmeyen yok. Aynı şekilde Murat Mercan da vakıfta sayılan ve sevilen bir isim. Salih Koca ile Canözer arasından su sızmadığını bilmeyen yok. Aynı şekilde AKP’ye geçip, milletvekili aday adayı olan İbrahim Atıcı da vakıfçılardandır. Böyle olunca AKP içinde Birlik Vakfı’nın ağırlığı inkar edilmez.” Bu yorumu dinleyenlerden biri aynen şöyle konuştu, “Murat Canözer politikadan çekildi. Ama bunun anlamı politika yapmıyor demek değildir. Canözer’in politikada hatırı her zaman sayılır. Canözer’in hatırı Salih Koca’da da vardır. İbrahim Atıcı’da da. Mercan’da da vardır.” Evet Birlik Vakfı aktif politikaya dahil olmuyor belki ama izlerini silkmek mümkün değil. Atılan her adımda Birlik’i konuşuluyor çünkü.
---İkinciler tamam. Sıra üçlerde—
AKP’den Emine Nur Günay. CHP’den Cemal Okan Yüksel. Milletvekili seçimlerinde ikisinin de yeri listede üçüncü. İçinde bulunduğumuz günlerde AKP’nin adayı ile CHP’nin adayı arasında bir yarış var. AKP “üçüncü milletvekilinin biz çıkartacağız” derken. CHP “neden üçüncü aday bizim olmasın” yarışını başlatmış durumda. Politik gözlemcilerse bu yarış için insiyatifin vatandaşın elinde olduğunu yorumlayarak, “Adaylar meydana çıkacak. Vatandaş kendilerini dinleyip kararını verecek” diyorlar. AKP’nin üçüncü sıra adayı Genel Merkez tarafından Eskişehir’e gönderilen Emine Nur Günay. Yani güçlü bir isim. Dahası oy olayı da lehine. CHP’nin adayı Cemal Okan Yüksel’in arkasında hemşehri desteği, dahası açıktan olmasa bile politik yorumculara göre Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen olayı da var. Evet AKP ve CHP’de ikinciler tamam. Sıra üçüncülerde. Bakalım sandıktan kim çıkacak?