Şölen Gibi Sahur…

Şölen Gibi Sahur…

8 Temmuz 2014 09:52
A
a
Öncelikle belirteyim bir haberin başlığıdır bu başlık. Hani görenler de şu kanıya kapılmasınlar; “Şinasi de modaya uydu, birilerine şirin görünmek adına dinden imandan yazılarla gündeme gelmek istiyor…” Altmışına merdiven dayamış bir garip Orhan Veli olarak bireysel beklentilerim hiç kalmadı yeminler olsun bu böyle biline. “Şölen gibi sahur” haberinin kaynağı komşumuz Bursa’dan. Bursa’nın bir mahallesinde gençler mükemmel bir gurup oluşturmuşlar. Balkan ezgilerinin icra edildiği bir tarz ile müzik yaparak sahurda mahalleyi geziyorlarmış. Düşünsenize folklorik giysiler eşliğinde akordeon, klarnet, keman, ritimlerden oluşan kalabalık gurup koca mahalleyi güzelim müzik eşliğinde sahura kaldırıyorlar. Öncelikle o gurubun liderini, emek verenlerini ve onlara destek verenleri canı gönülden kutlamak istiyorum. Gelelim Eskişehir’de sahur akşamlarına. Burnumuzun dibinde yaşanan güzel bir örnek var. Oradan feyz almak ne ayıp, ne de yanlış. Biz sadece davulcularımızı tek tip giyindirip işiniz rast gelsin dedik. Haydi bu yıl geç kalındı ama bunun senesi var. Önümüzdeki yıllarda tüm mahallelerde müzik guruplarını teşvik ederek bu işi canlandırsak olmaz mı? Hem yüzlerce müzisyen memnun olsun, hem mahalleli her sahurda müzik ziyafeti ile ruhunu doyursun. Türk müziği, Balkan müziği, Çerkez müziği, Tatar müziği, Kürtçe müzik, Laz müziği akılınıza ne gelirse yöresel kıyafetlerle sunulsun. Oruç tutamasam da her sahurda onların yollarını gözleyerek hoş bir ramazan ayı yaşamak isterim. Çok uzun yıllar üç tansiyon hapı kullanan birinin ramazan bayramını kutlamak gibi bir hakkı olmayabilir. Lakin sahur gecelerinde böylesi müzik gurupları sayesinde ruhumuzu dingin tutmak gibi bir hakkımın olacağına inanmaktayım…

DIŞARDAN GAZEL
Dostların seni çok özlüyor Vedat Tutkun!

Sessiz sedasız aramızdan çekip gittin mülayim insan. Ne bir nazın, ne bir niyazın olmadı bile. Afranı tafranı sevgili Ayten gördü mü bilemem. Ama daha bir kez bile sinirlendiğini, sesinin tonunu yükselttiğini anımsamıyorum. Eviniz en sakin halinde en az üç dört hayvan barınırdı. Zalim insanoğlu tarafından kanadı kırılmış, yaralanmış, eziyet edilmiş ne kadar mağdur hayvan varsa mutlak ilk tedavi yeri evinizdi. Asla yüksünmezdiniz karı koca o masum meleklere bakmaktan. İş yerindeki bahçende de en az bir o kadar daha mağdur hayvana bakardın bilirim. Daha kırkın dahi çıkmadı dost! İçimizdeki yaran o denli taze iken bir fotoğrafın geçti elime. Ne kadar güzel köpek yavrusu varsa etrafına sere serpe yatmış, uyuyorsunuz hep birlikte. Koynunda Gümüş var, hani daha hala senin yolunu gözleyen “Vedat gelecek” diyerek kapının arkasında yolunu gözleyen kızın. Arka ayakları olmayan ama nice insanım diyenden daha duyarlı vefalı bir kalbe sahip o mazlum köpeğin… Bir Ayten bekliyor seni, bir de her daim iyilik ettiğin patilerin. Kuşların da bekliyor Vedat…

OZANCA

İnsanım Ben

Bir damla balım ben
Bin çiçek var içimde,
Bin bir emek, bir o kadar da renk
Küçük bir şişede hayat benim
Denize göre damla,
Damlaya göre denizim ben
Kafeste bülbülüm ben
Mutluyum uçmasam da,
Ötebilmek yeter bana, nice mutluluklar var iken
Bir gül dalındayım
Tomurcuk ben, açan ben, solan da ben
Her mevsimde bir başka ben
Sayısız tanelerden biriyim çölde
Bir tek sevgim büyük çölden,
Sevgi ben, seven ben, sevilen ben
İşte bu sevgi, işte bu sevmek
İnsanı insan eden,
Seni başka, anayı başka, kardeşi, eli âlemi sevmek başka
Her sevgi aynıdır sanki
Her biri diğerine benzer insan yüzü misali,
Gerçekte hepsi bir başka
Gülen, ağlayan, sevinen, üzülen...
Yaşayan bir yudum su, bir avuç toprak
Bir de hava sebep,
İnsanım ben, Ya sen?
 
Mehmet Ali Çetin
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi