Hiç unutmuyorum 26 Aralık 2010 tarihini. O gün Eskişehir’in aydınlık yüzü ES TV ekranlarından “Kent Ozanı” programımla merhaba demiştim siz hemşehrilerime. Bir de bunlara Günaydın Eskişehir ve Sabah Kahvesi programlarımı ekleyince haftanın her günü program yapmaktayım fasılasız. Eskişehirli dostlarımın beni tanımasındaki en büyük vesile bu sihirli camdır işte. Şaka maka üç yıldır kesintisiz süren köşe yazılarımla da Anadolu Gazetesi sayesinde de yabana atılmayacak okuyucu kitlemiz oluştu. Daral geldiği anlarda sokaklara atarım kendimi. Kentin tanınmış insanları ile bire bir röportajlar tarzım değil, çok mutlu etmez beni böylesi. Sokaklardır yüreğimi serinleten, iç sıkıntımı hafifleten. İnsanlarla dokunuruz karşılıklı birbirimize, söyleşiriz. Tanıyıp da hakkımda düşüncelerini paylaşmak isteyenlerle hasbıhal ederiz dakikalarca ayaküstü. Söylemlerimi cesur bulup da başıma bir iş geleceğinden kaygılanan merhametli yüreklerin(annelerin) duasını sıkça alırım. Kimi zaman da tramvaya inip otogar yapıp dönerim soluklanmak adına.
Yazdıklarımdan sanılmasın ki Tüm Eskişehirliler seviyor beni, asla bunu demek istemedim. Öyle ki öfke ile bakıp da öfkesini yüzüme söyleyemeyenleri de hissederim. Karşılıklı içten içe “aşkımızı” söyleyerek geçişiriz bazen de birileri ile. Hatta sormuşluğumda olmuştur yanına gidip “bir derdin mi var” diye bazılarına, bu yazımı tesadüfen de olsa okuyorlarsa bilir onlar kendilerini…
İşte yine soluklanmak üzere Hamamyolu, Doktorlar, 2 Eylül, Adalar turu attım geçenlerde. Emekli Türkçe öğretmeni Veysel Hocamla tanıştım. Hayvanlarla ilgili söylemlerim ve yazdıklarımla ilgili teşekkür ile ödüllendirdi beni. İyi ki rüzgârgülü değilsin, eşim de ben de dik duruşunu seviyoruz diye onore etti. Değerli hocamın da kendisi gibi öğretmen olan oğlunu(Sosyal Bilgiler) ne yazık ki öğretmenliğe başlatmamış haktan adalette bahsedenler! Benim güzel gencim ekmek parasını asıl mesleğinden kazanamamanın hüznünü yaşamaktaymış. Azime Hanım ve yanındaki iki bayan arkadaşı da gülen gözlerle “emeklilerin açlıktan öldüğünü” yazmamı ve söylememi istediler. Sabah programlarını bıraktın, boşluğa düştük kardeşim diye sitem etti sevgili Kudret ablamız. Has Hamamın karşısındaki Çarşı Camisinin hemen dibinde tartıcılık yapan(Fikret ağabeyi idi affetsin ismini yanlış anımsıyor isem)78 yaşında olduğunu öğrendiğim büyüğüm müthiş bir duygu seline sürükledi beni. Emekli olduğu günden bu yana hiç boş durmamış, yan gelip yatmamış. Daima çalışmayı tercih etmiş değerli büyüğümüz. Belleği öylesine sağlıklı, kendini öylesine düzgün tarif eden biri ki etkilenmemek olası değil. “Seni her sabah yengenle beraber izleriz Karaoğlan” dedi yüzüme. ES TV ile gurur duyuyoruz, kimselerin yandaşlığını yapmıyor, güçlünün borazanı olmuyor dedi. Gün boyu tartısının başında görebilir, kendisine sorabilirsiniz sözlerimin doğruluğunu saygın okurlarımız…
Yalnızlık hissi karabasanlar gibi ne zaman bu yüreğimi sarsa, sokaklara atarım kendimi işte bu yüzden. En doğru reyting ölçüm aleti sokaklardır çünkü. Ve ödüllerin en hakikisini, en anlamlısını, körlerden sağırlardan arınmışını HALK verir size…
Volkan Doğan’ın gözünden kaçmış!
AKP Odunpazarı İlçe Başkanı Volkan Doğan, “Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlardır” sözlerini kınayıp, Kurt’a “İktidarda kim vardı” diye sormuş. Elbette ki haklı o zamanlar iktidarda DYP-SHP koalisyonu vardı. Süleyman Demirel bu koalisyonda başbakan, Erdal İnönü de başbakan yardımcısı idi. Kendime balık hafızalı dedirtmemek için belleğimi zinde tutmaya çaba gösterenlerdenim. Hiç unutmam Erdal İnönü bu ülkenin en önemli etkin ve yetkin kişileri arasındaydı. Uğur Mumcu’nun karanlık beyinli yobazlarca katillerce katledilmesinin akabinde “katilleri yakalamak bizim şeref borcumuzdur” demişti. Aynı zat, 33 aydın yakılırken yine devletin en önemli görevinde idi. Helikoptere atlayıp yarım saat içinde henüz büyümeden olay yerine gidemeyecek kadar basiretsizlik örneği vermişti. Kentin valisini, emniyetini, askeri birliklerini seyircilikten arındırmak ve müdahil etmek adına elinden geleni yapmamıştı. Demem şu işin bu yanını es geçenler, görmezden gelenler de tarihi yanıltamazlar, bizleri aptal yerine koyamazlar…
Ama bir gerçeğin altını gelin birlikte çizelim şimdi. “Madımak katillerini unutacağımızı mı sandınız” başlıklı köşe yazımda yüzlerce isim sundum. Bu isimler Madımak’ta can yakanların savunuculuğunu yaptılar avukat kimliği altında. Ve zaman aşımına dek oyalandı adalet(!).Ve bu isimlerin büyük bir çoğunluğunun bir iktidar partisinde etkin ve yetkin görevlerde olmasını masum tesadüflere bağlamak ne derece inandırıcıdır? Her türlü katliamı protesto ettiğini beyan eden Volkan Doğan kardeşim sanırım bu sorumun yanıtını da bana verecektir…
OZANCA
Üç öğünde kuru yavan aşımız
Yoksulluktan kurtulmuyor başımız
Dört mevsim içinde geçer kışımız
Bizim buralara yaz kar eylemez…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy