Kimse merak etmesin, bu önemli ayda ve böylesi önemli bir günde hiç kimselere hakaret etmek gibi bir niyetim yok. Hiç kimseleri incitmek gibi bir niyetim yok. Bir konuyu işlemek üzere sadece ilginizi çekeceğine inandığım bir başlık attım sadece! Toplum olarak küfüre meyilliyiz malum. Erkek, kadın, çoluk çocuk her an hazırız sinkaflı cümlelere. Hani annemizin hatırını soran küfürler ilk tercihimiz olsa da, entelektüel ağızlı küfürleri tercih edenimiz de oldukça fazladır. Bir de hayvanların ismi ile başlayan küfürlerimiz vardır. Eşeğin oğlu, hayvanın oğlu, köpek, öküz, deve gibi sıralamalarla süsleriz cümlemizi. Karşımızdakinin yüzüne ya da ardından hakaret ederken “köpeeek” diye avazımız çıktığınca bağırdığımız çok anlar vardır. Hiç düşündünüz mü, Allah için samimi biçimde düşündünüz mü hiç köpekler nasıl varlıklardır? Bakın size başımdan geçen, hem de dün başımdan geçen bir anıyı paylaşayım izninizle…
Eşimi her sabah iş yerine bırakıp Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi kapısından dönerek iş yerime yönelirim. Yine öyle yapıp kampus çıkışı kırmızı ışıkta beklemeye başladım. Karşı kaldırımdan golden ırkı bir köpeğin havlamaya başladığını ve bana doğru(arabama)hamle yaptığını gördüm. Onun kaldırımdan bana doğru ani hareketlenmesi üzerine frenlerine basan araçlar durdular. Yeşil ışık bana yandığı anda koşarak arabamın önüne gelen golden, ön patileri ile aracımın ön kaputuna ayaklarını uzattı. Şiddetle havlayıp, inilti biçiminde çığlıklar atıyordu. Çok şaşkın vaziyetteydim ve aklımdan yüzlerce soru geçiyordu. Dörtlüleri yakıp camı açtığımda aracın önünden koşarak açtığım cama daldı adeta. Yüzümü yalamaya başladı soluk soluğa. Eminim o anı onlarca insan gördü ve tanıklık etti. Ama bir kimsenin de telefona bu görüntüleri kayıt etmemesi çok büyük bir talihsizlikti. Hemen aracımdan inerek arka kapıyı açtım ve adeta uçarcasına arka koltuğa dalış yaptı. Peki bu golden neyin nesidir diyorsunuz biliyorum! Bu mazlum pati geçtiğimiz ramazan ayında gazete ve televizyon binamızın önünde bulduğumuz ve adını RAMÇO koyduğumuz bir köpekti. Aylarca bahçemizde mutlu biçimde yaşarken açık unutulan kapımızdan çıkıp giden bu Allah’ın mazlumu beni ve arabamı tanımıştı. Ve yine bir ramazan ayında, hem de kadir gecesi çıkagelmişti. Olayı anlattığım her mesai arkadaşım, tüyleri diken diken olurcasına dinlediler. Soner Yüksel ile koşarak AVM’den tüm eksiklerini alıp oğlumuzun gelişini kutladık. Onur Çırak, Alican Temizarabacı ağabeyleri şampuanla bir güzel yıkadılar onu. Şimdi emin ellerde, sevenleri ile beraber artık Ramço. Yazımın başında da belirttim, hani her kızdığımızda en basitinden “köpek” diyerek küfür ederiz ya kızdığımız kişiye! O köpekteki vefanın, kadir bilmenin ne kadarına sahibiz insan olarak hiç düşündünüz mü saygın okurlarımız?
DIŞARDAN GAZEL
Adı: Hasan Hüseyin Boyut…
Eskişehir H Tipi kapalı Cezaevi D5 Koğuşundan faks göndermiş kardeşim bana. Diyor ki; “Selamun Aleyküm Sevgili Şinasi Abiciğim. Yapmış olduğunuz “Sabah Kahvesi” programını devamlı izliyoruz. Geçen hafta yapmış olduğunuz Murat Diri ve Erkan Koca kardeşlerimle beraber uyuşturucu konusunda çok güzel bir program yaptınız. Biz zaten gelen kardeşlerimizi görüyoruz. Bir sürü olaylara karışıyorlar ve sabah hatırlamadıklarını söylüyorlar. Eğer ki sizin gibi abimiz sayesinde bu konular daha çok işlenirse gençler bu illetten kurtulur. Cezaevleri de bir oranda boşalır. İnşallah bu konuların üzerine siz, emniyet ve jandarma da düşerse bütün gençlerimiz kurtulur. Sizlere çok teşekkür ediyoruz, ağzınıza yüreğinize sağlık…
Sevgili Hasan Hüseyin, adına kurban olduğum kardeşim. Öncelikle bu faksın beni inanılmaz mutlu etti. Gazetemdeki tüm arkadaşlarıma okuttum ve dedim ki benim hayatımın en güzel ödülleridir işte bunlar. Körlerin sağırların birbirlerini ağırlayıp ver gülüm al gülüm oynadıkları bir alemde, yalnız olmadığımı kanıtlayarak her daim varlığını hissettiren senin gibi duyarlı kardeşlerimin bana verdiği en anlamlı ödüllerdir bunlar! Üzerinde “görüldü” yazan 765 nolu bu faksı hatırlarım arasında saklayacağım. Bu faksı yollamana izin veren hapishane yetkilisi kardeşlerime sonsuz sevgi ve selamlarımı da ileterek sana tüm toplumun önünde söz veriyorum. Allah bana ömür verdiği sürece, yazmak ve konuşmak özgürlüklerim çalınmadığı sürece şuna inan değerli kardeşim. Gençliğimi zehirleyen, uyuşturan ve uyutan her türlü gücün karşısında dimdik duracağım. O yüreği beş para etmez onursuz uyuşturucu baronları ile savaşacağım. Korkarsam da en az onlar kadar alçak olayım hasan Hüseyin kardeşim. Ben gücümü Mustafa Kemal’in aydınlık yolundan, Uğur Mumcu’nun omurgalı duruşundan alırım. Ben gücümü bazen anlaşılmasam da mazlum halkımdan alırım. Ben gücümü sizden alırım… Sen de tez zaman o duvarların ardından özgürlüğüne, sevdiklerine kavuşur ve yeni bir sayfa açarsın yaşantında. Senin ve senin gibi duyarlı, memleketini seven oradaki tüm kardeşlerimin gözlerinizden öperim…