Cumhuriyetin ilanından önce Osmanlı’da kültürün, medeniyetin kısaca aydınlanmanın yapı taşı kabul edilen “sanayi-i nefise” ye yani güzel sanatlara pek sıcak bakılmazdı…
Bu nedenle heykel, resim, tiyatro gibi sanat dalları gerekli gelişimi gösterememiş, bir anlamda üvey evlat muamelesi görmüştü…
Hele ki kadının adının olmadığı o yıllarda tiyatro, kanto, şarkı, dans gibi sahne gösterileri Müslüman kadınlarca uygunsuz görüldüğünden Osmanlı tebaasının Rum, Ermeni ve Yahudi kadınlarınca icra edilmişti…
Cumhuriyet in kazanımlarıyla birlikte yüzyılların baskısını üzerinden atan kadınlarımız hemen her alanda seslerini duyurmaya başladı…
Bu arada sahne gösterilerinde de boy göstermeye başlayan kadınlar arasında oryantal dans giderek yaygın hale geldi…
Özel giysileriyle, çalan müziğin ritmine uygun raks ederek yeteneklerini sergileyen ve geçmişte çengi ya da rakkase denilen bu kadınlara daha sonra dansöz denilmeye başlandı…
60’lı yıllardan itibaren “ Hülya Babuş, Ayşe Nana, Türkan Şamil, Nejla Ateş, İnci Birol, Özcan Tekgül, Aysel Tanju, Zennube, ” gibi dansözler, bu sanat dalında öne çıkan ilk isimler oldu…
Artık en çok kıvıran, en iyi dansöz olarak kabul ediliyor, bunlar gece yaşamının da yıldızları olarak görülüyordu. Bu kıvırtmalar yalnızca sahnelerde değil zamanla sosyal, siyasi ve içtimai yaşamımızın her alanında da sıkça görülür oldu. Ve dansözlük, kıvırtmakta hüner sahibi olan bu kişiler için en güzel yakıştırma haline geldi…
Hatta bir dönem Afyon milletvekilliği yapan Kubilay Uygun’un her hafta parti değiştirmesi nedeniyle adı “Dansöz Kubi” ye çıkmıştı…
Ve şu günlerde; Cumhuriyet’in faziletlerinden en çok yararlanan kadınlarımızdan birisi, o kutsal çatı altında görev yapan ve Cumhuriyet’i korumaya yemin etmiş bir milletvekili olduğunu unutarak “600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” sözleriyle gündeme damgasını vurdu. Kendisinin de bir Cumhuriyet ürünü olduğunu hiçe sayarak söylediği bu sözler, yani “Cumhuriyet’in artık sona erdiği” mesajı bu ülkede kişisel ikbal ve çıkarların, ülke çıkarlarının ne kadar önüne geçtiğini bir kere daha açıkça gösterdi…
Bu tür pervasız çıkışlar giderek vaka-i adiye den sayılmaya başlasa da TBMM gibi kutsal bir çatı altında görev yapan bu Cumhuriyet hanımefendisinin siyasi kıvırtması toplumda büyük infial uyandırdı. Ülkenin her tarafından yükselen yüz binlerce tepkiyi özetleyen mesaj da fazla gecikmedi. Cumhuriyeti iliklerine kadar yaşayan, İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal şöyle diyordu; “Cumhuriyeti reklam sananlar, kendilerinin bir KAMERA ŞAKASI olduğunu çok geçmeden anlayacaklardır…”
İşte; Cumhuriyet’in iki kadın figürü… Bir tarafta “Hülya Babuş”, diğer tarafta “Tülay Babuşçu”… İlkini tanıyan sanırım pek yok. İkincisini ise bir haftada herkes tanıdı… Görüyorsunuz, şöhret olmak (!) ikbal kapılarının açılması artık hiçte zor değil dostlar…
OZANCA
Her haliyle bitecek o gece
Yerini bırakacak, güne gündüze
Ağaçlar yemyeşil rengi besbelli
Yaşıyorum hala bu yeni günle… N.Fazıl KISAKÜREK
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy