Sivrihisar Belediyesi, Yenice Mahallesi’nde, Zaimağa Konağı’nın arkasında yer alan Kamil Zaim Kurday Konağı için kapsamlı çalışmalar başlatıldı. Uzun süredir metruk ve harabe durumda olan konak, Sivrihisar’ın eşsiz tarihi ve kültürel mirasının önemli örneklerinden biriydi. Ancak – maalesef – bakımsızlıktan dolayı ilçenin hizmetine katılamamıştı.
Sivrihisar Belediyesi, Yenice Mahallesi’nde, Zaimağa Konağı’nın arkasında yer alan Kamil Zaim Kurday Konağı için kapsamlı çalışmalar başlatıldı. Uzun süredir metruk ve harabe durumda olan konak, Sivrihisar’ın eşsiz tarihi ve kültürel mirasının önemli örneklerinden biriydi. Ancak – maalesef – bakımsızlıktan dolayı ilçenin hizmetine katılamamıştı.
Bizim ülkemiz o kadar büyük bir tarihi mirasın içinde ki. Ancak bizler denizin içinde olup, suyun farkında olmayan balıklar gibiyiz. Müthiş kültürel değerlerimizin farkında değiliz. O yüzden de tarihimize sahip çıkamıyoruz.
Ancak Sivrihisar ilçemizde durum farklı. Burada genç ve çalışkan Belediye Başkanı Hâbil Dökmeci, farkını ortaya koyuyor. Daha önce ilçenin kaderine terk edilmiş pek çok tarihi değerine sahip çıkan Dökmeci. Bu projede de farkını ortaya koydu. Kendisini tebrik ederiz.
Gübrenin bile sahtesini ürettik
Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Jandarmasının, Sivrihisar civarında bir kamyonu çevirerek, yaklaşık 28 ton ağırlığında sahte gübreyi ele geçirdiğini öğrendim. Maşallah sahtekarlık konusunda memleketimiz, son derece başarılı. Ancak ben – kırk yıl düşünsem – gübrenin sahtesinin yapılabileceğine ihtimal vermezdim.
Uzmanlar 28 tonluk gübrenin piyasa değerinin yaklaşık 4 buçuk milyon lira olduğunu söylüyor. Mermer ocaklarından çıkartılan beyaz mermer tozlarını alan sahtekarlar, bunları, beyaz gübreye benzettikten sonra bir güzel paketleyip, çiftçimize el altından satıyorlarmış.
Çiftçimizin dolandırıcılara vereceği toplam 4 buçuk milyon lirayı geçtim, tarlaya mermer tozu atmanın yaratacağı zararın ne kadar korkunç olduğu ayrı bir mesele.
Biz millet olarak dolandırıcılığa ayırdığımız yaratıcılığı, hayırlı işlere harcasaydık, şu anda Mars’a bile gitmiştik. Allah hepimizi ıslah etsin.
Bu kez “bindirim” değil indirim
Amerika – İran savaşında ateşkes sağlanmasıyla birlikte, petrol fiyatları da gerilemeye başladı. Son olarak motorine 12 lira 88 kuruş, benzine de 1 lira 5 kuruş indirim geldi. Elbette bu fiyatların piyasaları hemen etkilemesi beklenemez. Ancak böyle giderse piyasaların biraz rahatlayacağını tahmin ediyoruz.
Gerçi Türkiye’nin 40 günlük savaştan önce de durumu içler acısıydı. Ancak savaş ve artan fiyatlar durumumuzu daha da kötüleştirmişti.
Öte yandan “Yaşasın savaş bitti” diye de hemen sevinemiyoruz. Çünkü ortada üç tarafın bulunduğu bir savaş var. Bir tarafta ciddi bir ülke olan İran…
İran devletinin verdiği sözlere güvenebiliriz. Ancak öbür tarafta palyaço kadar ciddiye alınacak bir ruh hastası bulunuyor. Kafasını turuncuya boyayan Donald Trump’a ne kadar güvenebiliriz ki? Son olarak ortada bir de soykırımcı Netenyahu hükumeti bulunuyor. Onlara zaten hiç kimse güvenmiyor.
Netice itibarıyla savaş bittiği için mutluyuz, ama her an başlayabileceğini bildiğimiz için de gerginiz.
Dilenci sömürüsünün son örneği
Odunpazarı bölgesinde denetleme yapan zabıta ekipleri, küçücük ve engelli bir çocuğumuzu dilendiren iki suç makinesi kadını yakaladı. Yapılan incelemede o kadar çok para çıktı ki, zabıta ekipleri söz konusu parayı saya saya bitiremedi. Toplam 19 bin 500 lira yakalayan ekipler parayı sayarken yoruldu.
Şimdi 19 bin 500 lira demek, 500 lira eksiğiyle bir emekli maaşı demek. üstelik dilendirilen çocuğun elde ettiği bu para yalnızca 1 günlük hasılat.
Şimdi burada konunun iki boyutu var.
Birincisi geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın suça sürüklenmesi. Bu konuda Eskişehir Valiliğinin öteden beri yoğun çalışma yaptığını biliyoruz. Nitekim Eskişehir bu hususta ciddi yol kat etti. Ancak Türkiye genelinde “dilendirilen çocuk” sorunu olduğu gibi devam ediyor.
Meselenin ikinci boyutu ise, millet olarak dolandırılmaya çok müsait olmamız. “Dolandırıcının üzerinden servet çıktı” tarzındaki haberleri yıllardır yapıyoruz. Artık Türk Milletinin dolandırıcılığın bir meslek olduğunu öğrenmesi gerekmez miydi?
Küçük ama güzel bir dokunuş
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, “Bi’Fikirle Eskişehir” projesi kapsamında vatandaşların önerileriyle şekillenen çalışmaları hayata geçirmeye başladı. 2026 Eskişehir Yılı çerçevesinde başlatılan ilk proje ise Porsuk Çayı ve köprülerde gerçekleştiriliyor. Buna göre Porsuk üzerindeki köprülere, küçük ve renkli aydınlatma ışıkları eklendi.
Öncelikle bu fikri aklına getiren vatandaşımız her kimse, ona teşekkür ederiz. İkinci olarak Büyükşehir Belediyesi’ne de bu fikri hayata geçirdiği için tebriklerimizi iletiriz. Küçük ama çok güzel bir dokunuş yapmışlar. Bu arada üçüncü olarak ve küçük bir eleştirimizi de not edelim
“Bi’ Fikir” demek, “Bir fikir” demek değildir. Eski Türkçede “Bi” olumsuzluk ekidir ve dolayısıyla “Bi’ Fikir” demek “Fikirsiz” anlamına gelir. Ekmeğini Türkçeden kazanan birisi olarak hatırlatmak istedim.
Tarihte Bu Hafta
Anzavur isyanını unutmayalım
Bundan tam 105 yıl önce, Osmanlı hükûmeti ve İngilizler tarafından desteklenen Ahmet Anzavur isyanlarının elebaşı Anzavur Ahmet Paşa, Bursa Karacabey’de girdiği silahlı çatışmada öldürüldü. Böylece tam iki kez gerçekleşen Anzavur isyanları da tam olarak bastırılmış oldu.
Ahmet Anzavur, eski bir Osmanlı subayıydı ve özellikle Balıkesir, Biga, Gönen, Manyas ve çevresinde etkili oldu.
İsyanlar 1919–1920 yıllarında ortaya çıktı. Amaç, Anadolu’da başlayan milli direnişi zayıflatmak ve İstanbul Hükümeti’nin otoritesini korumaktı. Anzavur, halkın dini ve geleneksel duygularını kullanarak destek toplamaya çalıştı. Bu hareketler, TBMM’nin otoritesini kurmasını zorlaştırdı. İsyanlar, Kuva-yı Milliye birlikleri tarafından bastırıldı.
Özellikle Çerkes Ethem ve kuvvetleri, bu isyanların bastırılmasında etkili oldu.
Ahmet Anzavur isyanları, Kurtuluş Savaşı sırasında iç tehditlerin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Yani Milli Mücadele sadece dış düşmanlara karşı değil, iç isyanlara karşı da verilmiştir.
Bunları neden unutmamalıyız. Çünkü ne zaman dış düşmanlar ülkemize saldıracak olsa, mutlaka iç karışıklıklar çıkartacaklardır. Şimdi size 10 puanlık uzman sorusu yönelteyim. Acaba emperyalistler ülkemize saldıracak olsa, o birilerinin öve öve bitiremedikleri “Abdullah
Öcalan Paşa”ları nerede konumlanır? Türk Milletinin yanında mı yoksa İsrail – Amerika gibi emperyalistlerin yanında mı?
Haftanın Sözü
Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar.
— Giordano Bruno