Sivrihisar Cebesi…

Şinasi Kula yazdı

8 Nisan 2015 00:04
A
a
“Sivrihisarlı bir kız alıyorsan, o cebeyi alacaksın. Hatta bir tane değil, iki tane alacaksın. Yanında da incili küpesi illa ki olacak…” Sivrihisar gerçeğini bu cümle ile anlatıp altını net bir biçimde çiziyorlar anlayacağınız. 1800 yılının başından bu yana 200 yıllık bir tarihçesi varmış Sivrihisar Cebesinin. Ne yazık ki bu işi yapacak ustaların da yok denecek kadar az oluşu bir gerçek. Yani ustalar da bu mücevher kadar değerli anlaşılacağı üzere. Eskişehir’imizde bu işi yapanlardan biri de Metin Altay isimli ustamız. Miraç, Hasan, Hüseyin adlı üç oğlu ile bu işi sürdürüyor. Üç oğluna da el veriyor ki bu güzel zanaat unutulmasın. İnanın bunları önceden bilmiyordum, ES TV’de her gün yayınlanan bir program sayesinde bilgi sahibi oldum. Önce sizi bu programı yapan kişi hakkında minicik bilgilendireyim izninizle…

Köy köy, ilçe ilçe gezen; yıllardır gezmediği köy kalmayan; Eskişehir’deki göremediğiniz güzellikleri ekranlara taşıyan tam bir atom karınca kendisi. Şahsına has eğlenceli sunumu ile “Köşe Bucak Hikâyeler” adlı programın yapım ve sunucusundan, Tevfik Eriş’ten bahsediyorum. Eskişehirlinin Tevfik Hoca diye seslendiği, lakin hocalığının nereden geldiğini dahi kendisine sormadığım kader arkadaşım. Kader arkadaşım diyorum çünkü koskoca beş yıl süresince aynı çatı altında olduğum insan o. Yetmişini aşan bu delikanlı aslında medya içerisindeki nice gençlere, gencim diyenlere güzel bir örnek. Mesleğine duyduğu aşktan aldığı güç ile yolların tozunu attırdığına her sabah tanık olan yegâne kişiyim. Dükkânı ilk açanlar diye tanımlama vardır ya, işte bu tanımlamaya uygun biçimde ilk merhabalaşıp “hayırlı işler” diyeniz birbirimize…

Biliyor musunuz, aynı çatı altında yüzlerce insan çoğu zaman birbirinin farkında bile olmaz. Yaşam telaşı mı dersiniz, medyada görev yapmanın güçlüğü mü dersiniz bilemem. Çoğu insan birbirine sadece bakar, bakar bakmasına da göremez! Niteliğiniz, verdiğiniz emek, hayata bıraktığınız izin derinliği ya da hafifliğini sorgulanmaz. Herkesin gözü önünde olmanızı sağlayan programlarınızdan ötürü “laylay lom” yaptığınızı düşünecek kadar sığ bir dünyanın insanı zaten kendi varlığının bilincinde dahi olamayacağı için sizi hiç göremez! Dedim ya bakmakla görmek arasındaki incelik, aslında koca bir yürektir…

Geçtiğimiz Pazar sabahı ezan sesi ile uyandığımda ölümü düşündüm bir süre. Ölüm düşüncesi ürpertir insanı doğal olarak ama aslında sonsuzluğa kavuşmamın, yaratana kavuşmanın hoş bir finalidir. Ölüm sonrası uğurlanma biçimimi tahayyül ettim bir süre. Dostlarımın, canım dediklerimin, beni gerçekten seven insanların benim yokluğumdan ötürü içlerindeki yangını düşündüm. Ama bir de güncel yaşam içerisinde zerre sevgi beslemeyen, ne yaparsanız yapın olumsuz düşüncelerinden arınamayan ikiyüzlü birilerinin de cenazemde boy gösterebilme olasılığını düşündüm. İşte o an daha çok kaygılanıp hüzünlendim. Rabbim dedim kendi kendime; bana bir şans versen o an da kafamı tabuttan uzatıp “defolup gidin ulan madrabazlar” diye narayı basıp, akıllarını alsam…

Şuraya varacağım saygın okurlarımız. Yaşam denilen bu kısa film süreci içerisinde sevdiklerimizin yüzüne “seni seviyorum” diyecek yürek kaçımızda vardır acaba? Yaptıklarınızı takdir edecek, yüreklendirecek, sizi paylaşacak kaç kişi vardır etrafınızda?

İşte bu yoğun duygular içerisinde yaptığı işe aşkla bağlı olan bir delikanlının yüzüne “emeklerine sağlık, ben senin farkındayım” demek geldi içimden…

 

ADD Bildirgesi

Hakan Ali Küren, Polatlı’dan sevdiğim bir kardeşimdir. 28.03.2015 tarihinde Ankara’da gerçekleşen Atatürkçü Düşünce Derneği danışma toplantısının sonuç açıklamasını yollamış tarafıma. “Derneğimiz kurulduğu 1989 yılından bugüne kadar çalışmalarını; Atatürk’ün 6 ilkesi temelinde, antiemperyalist, tam bağımsızlıktan yana, üniter yapı ve ulus devlet anlayışına ve parlamenter sisteme bağlılıkla sürdürmüştür. Bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla yoluna devam edecektir. Bu amaçla aşağıdaki tespitleri kamuoyu ile paylaşmaya karar vermiştir” sözleri ile başlayan açıklama özet olarak şöyle sonlanıyor…

Vatanın bütünlüğünden yana olan tüm cumhuriyetçi güçlerin, 7 Haziran genel seçimlerinde aralarındaki her türlü önyargı ve ayrılıkları bir yana bırakarak, ülkemizi kaosa götürecek olan gerici, bölücü ittifaka karşı güç birliği oluşturmaları “ittifak” yapmalarını bir zorunluluk olarak görmekteyiz. Bu aşamada elini taşın altına sokmayanlar, Lozan yerine Sevr’e giden yolun taşlarını döşemeye hizmet edenler, seçim sonrası süreçte doğacak olumsuzların da sorumlusu olacaklardır. Uyarıyoruz, biz bu ittifak için varız. Siz de var mısınız?

 

OZANCA

Uyur idik uyardılar

Diriye saydılar bizi

Koyun olduk, ses anladık

Sürüye saydılar bizi

              Halimizi hal eyledik

              Yolumuzu yol eyledik

              Her çiçekten bal eyledik

              Arıya saydılar bizi

Pir sultan'ım haydar şunda

Çok keramet var insanda

O cihanda, bu cihanda

Ali’ye saydılar bizi…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi