Şimdi kavga değil, bir olma zamanı

20 Ağustos 2016 09:00
A
a
Perşembe günkü köşe yazımı okuyan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu telefon etti…
“Sadi Bey ben Metin Feyzioğlu” dedi…
Şaşırdım doğrusu…
Yazımı yazarken Sayın Feyzioğlu’nun beni arayacağı hiç aklıma gelmedi…
Daha doğrusu 40 gün 40 gece geçse aklımdan geçmez…
Dün Eskişehir Barosu Başkanı Rıza Öztekin’e telefon ettim…
“Rıza Başkan, dünkü yazımı okuması için Sayın Metin Feyzioğlu’na siz mi tavsiye ettiniz? Bana telefon ederek yazımdaki ifadelerimden dolayı teşekkür etti” dedim…
Rıza Başkan,”Hayır ben bilgilendirmedim. Sana telefon ettiğinden de senden öğreniyorum” dedi…
Türkiye Barolar Birliğinin basın bürosu çok iyi çalışıyor diye düşünüyorum…
Demek ki, her gün Metin Feyzioğlu ile ilgili çıkan tüm haber ve köşe yazılarını internette tarama yaparak buluyorlar…
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun teşekkür ettiği yazımdan çok küçük bir satır koyuyorum…
O yazımı okumamış olanlar da bilgilenmiş olurlar…
“TEBRİKLER FEVZİOĞLU’NA”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu tabiri caiz ise kanlı bıçaklı gibiydiler…
15 Temmuz akşamına kadar bir birlerine söylediklerini bırakmadılar…
Önceki gün TV’lerde izledim…
İllerdeki baro başkanları ile birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret ederek, darbe kalkışması gecesi tavrını açıkça koymasından dolayı kutladı ve ,”açıklamalarınızı duyunca içimiz ferahladı. Zatiliniz bu darbe girişiminin püskürtülmesinde çok önemli görev yapmıştır. ‘Kalkışmanın taktik hedefi Cumhurbaşkanımız, stratejik hedefi Cumhuriyetimizidir' demiştik. Türkiye muhtemel bir iç savaşın eşiğinden düşmüştür. Ancak tehlike geçmemiştir” dedi…
Kendisini bu dik duruşu ve 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de kişilerin bir birleriyle yaklaşması, yakınlaşmasına, hafızadaki silerek bundan böyle birlik-beraberlik içerisinde yakınlaşmaya katkı sağladığı için de bir Türk vatandaşı olarak teşekkür ve tebrik ediyorum…
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Metin Feyzioğlu’nun arasındaki “kesinlikle erimez” denilen buzlar bu şekilde eridi…
Bu yakınlaşmadan, sıcaklıktan, samimiyetten kim kazançlı çıktı?
Elbette ki Türkiye ve Türk halkı…
Görüşmeden sonra Feyzioğlu, gazetecilere bakın ne demiş:
“Güzel müjdeli bir haberi sizinle paylaşmaya iznim var. Can da atıyorum. Türkiye bir Yenikapı mitinginin mutluluğunu yaşadıktan sonra ayrı bir adli yıl açılışları olmasın diye düşündük".
Ben 15 Temmuz akşamı yaşanan “Darbe Kalkışması”nın hala bir oyun olduğunu düşünenlere, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 79 ilin Baro Başkanları ile birlikte yaptığı ziyarette söylediklerini tekrar tekrar okumalarını öneriyorum…
Gelelim Sayın Feyzioğlu’nun telefonda bana neler söylediklerine:
“Sadi Bey yazınızı okudum. Teşekkür ederim güzel ifadelerinizden dolayı. Bugün kişilerin bir birleriyle olan husumetlerinden dolayı uzak kalınacak gün değil. 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi sadece cumhurbaşkanına, başbakana karşı yapılmadı. Eğer başarılı olsalardı hepimiz bugün kim bilir nerede olacaktık. Demokrasi ve milli irade askıya alınacak, belki de Türkiye Cumhuriyet’i devletinin adı değişecekti. Doğuda birkaç günden beri karakolların önünde patlayan bombalar şehirlerdeki binaların, evlerin üzerinde de patlayacaktı. PKK terör örgütü ile FETÖ’cular Türkiye’yi bölüp parçalayacaktı. Türkiye kaç bölgeye ayrılacaktı. Cumhurbaşkanı ile aramızdaki kırgınlık veya benim koyduğum mesafe şahsi değil. Bu memleketin selameti içindi. 15 Temmuz gecesi yaşananları görünce ve ardından tüm siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin, tüm etnik gruba mensup kişilerin vatan-millet uğruna bir birleriyle kenetlenirken, birlik-beraberlik mesajları verirken biz durup seyredecek miydik? Olması gerekeni yaptık. Sayın cumhurbaşkanı da söyledi. Bende söylüyorum. Tehlike henüz geçmedi. Bunun için 15 Temmuz öncesinden daha çok birlik beraberliğe ihtiyacımız var. Birliğimizi koruyabilirsek hiçbir güç bizi bölemez. Şimdi kavga değil, bir olma zamanı.”
Kendisini yazımda cumhurbaşkanı ile aralarındaki buzların erimesine sebep olduklarından dolayı teşekkür etmiştim…
Aynı teşekkürü bir kez telefonda yaptım…
 
*-******
 
“Pişmiş Toprak” ve “Pişmiş Seramik”
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın başlattığı ve geçen yıl 9’ncusu düzenlenen Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu, pişmiş toprakta Eskişehir’in adını ve önemi çok güzel duyurulmasına vesile oldu…
Bugün Türkiye’de ‘Pişmiş Toprak’ denilince ilk akla gelen şehirlerin başında geliyor Eskişehir…
Başkan Ataç, geçen yılki ‘Pişmiş Toprak Sempozyumu’nun açılışında ifade ettiği şu sözler hala hafızamda:
“Pişmiş toprağın bir bellek ve kimlik olduğunu defalarca sizlere aktardım. Niye bellek, niye kimlik? Biliyorsunuz bu sektör 1927’de artık yerel üretime başlamasıyla farklı bir noktaya geliyor. Eskişehir adına tarihe de baktığınızda 3 önemli lokomotif sektörden bir tanesidir.”
Her ne kadar son yıllarda pişmiş toprak üretimi yapan fabrikaların sayısı azalmış olsa da bugün hala Eskişehir’de tuğla-kiremit üretiminde önemli bir yere sahip…
Pişmiş Toprak Sempozyumundan sonra Odunpazarı Belediyesi de pişmiş toprağın bir benzerini yapmaya başladı…
İlki geçen yıl yapılan “Uluslararası Eskişehir Odunpazarı Seramik Pişirim Teknikleri Çalıştayı”nın bu yıl ikincisi başladı…
Her ne kadar seramik Eskişehir’e biraz uzaksa, daha çok komşu ilimiz Kütahya haşır neşir olsa da, Eskişehir’de son yıllarda Eskişehir’de de özellikle İnönü ilçesindeki fabrikalar ev ve işyerlerinde kullanılan fayans üretirken, kent merkezinde kurulan küçük atölyelerde de ev dekorasyonlarında kullanılan seramik ürünler ön plana çıkmaya başladı…
Özellikle tarihi Odunpazarı Bölgesindeki çarşılardaki dükkanlarda farklı farklı seramikten ev yapılma ev dekorasyon ürünlerini görüyoruz…
Odunpazarı Belediyesi tarafından 2’ncisi düzenlenen "Uluslarası Eskişehir Odunpazarı Seramik Pişirim Teknikleri Çalıştayı" Şehrin Ateşi sloganı ile başladı. 
Odunpazarı'nda başlayan çalıştaya 4'ü uluslararası, 18'i yerli olmak üzere toplamda 22 sanatçı katılıyor. Sanatçılar tarafından çalıştayda Raku, Obvara, Naked Raku, Saggar, Lüster ve Mısır Pastası gibi pişirim teknikleri uygulanıyor…
Tepebaşı Belediyesi Pişmiş Toprak Sempozyum alanı için bugün faaliyette olmayan eski kiremit ve tuğla fabrikasını seçmişti…
Odunpazarı Belediyesi de “Seramik Pişirim Teknikleri Çalıştayı için tarihi Odunpazarı Evlerinin olduğu Malhatun Sokağı seçmesi de anlamlı…
Gerek Pişmiş Toprak Sempozyumu gerekse Odunpazarı Seramik Pişirim Teknikleri Çalıştayı sayesinde Eskişehirliler özellikle pişmiş toprağın ne olduğunu bilmeyen çocuklar ve gençler “pişmiş toprakla” buluşturuldular…
Şehir içerisindeki tuğla ve kiremit fabrikalarının kalkmasıyla tuğla-kiremit’in nasıl yapıldığını bilmeyen çocuklar ve gençler pişmiş toprağı öğrendi…
Her ne kadar pişmiş toprak kadar Eskişehir’de pek meşhur olmasa da, yine çocuklar ve gençler evlerinde kullandıkları süs seramik ürünlerinin nasıl imal edildiğini bizzat çıplak gözle gördüler…
Bu nedenle pişmiş toprağın önemi bir kez daha anlatılmış oluyor…
 
*-*******
 
 
FIKRA:
 
Sırıtan Ceset
 
Savcı, morgdaki üç ceseti incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu:
- "Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü"
dediler.
İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:
- "Bu neden sırıtıyor?"
- "Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü"
diye açıkladılar.
Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.
- "Bu neden öldü?"
diye sordu savcı.
- "Efendim, buna yıldırım çarptı"
dediler.
- "Peki, neden sırıtıyor?"
- "Fotoğrafını çekiyorlar sanmış :))

Günün Sözü         : Kötülüğün yolu yakındır kolay ulaşılır ona. İyiliğin önüne ise alın teri ve vicdanı koymuştur Tanrı. Eflatun Platon
Dedem diyor ki    : Gözlerin ne kadar güzel olursa olsun edepli bakmasını bilmediği sürece bakışların sadece şeytan için önem arz eder.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi