Sayın Büyükşen’in konuşmalarında vurgu yaptığı önemli konular bununla da bitmedi. Varoşlar doğdu zamanla şehirlerin uzak bölgelerinde. Kimse fark etmedi buradaki halk yığınlarını. Hiç birimiz hissetmedik onları, yalnızlıkları ile baş başa bıraktık. Fizik kuralıdır, fizikte boşluk kabul edilmez. Sizin dolduramadığınız boşlukları, yerleri birileri gelir doldurur dedi…
Bu kadarla da kalmadı o samimi söylemleri.
Birbirimizle ideolojik ayrılıklara, anlaşmazlıklara düştük. İdeolojik anlaşmazlık da denemez buna. İşin açıkçası çıkar tartışmalarına düştük, ayrıştık.
Hocam milyonların gözünün içerisine bakarak, hiç de endişe duymaksızın bu sözleri söylerken yüreğimden neleri geçirmedim ki? Üşenmeyip arşivdeki yazılarıma bir zahmet göz gezdiren herkes rahatlıkla görecektir. Bir garip Orhan Veli olarak, minicik bir kalemim ve mikrofonumla ben yıllardır bu söylemleri yılmaksızın, zerre beklentim olmaksızın söylerken neden alınganlık edildi acaba? Alınız, 01 Ocak 2016 Cuma tarihli “Belediyeleri Alacağız” başlıklı köşe yazım. Bu kadar da değil, alınız 18 Aralık 2015 Cuma tarihli “Ataç'çı mısın, Kurt'çu mu” başlıklı köşe yazım. Gidelim mi daha gerilere? Ekmeleddin dayatmasını “tıpış tıpış sandığa gideceksiniz” söylemi ile seçmenlerine dikte eden anlayışı karşısında yazmış olduklarım. Ve on dört milyon insanın bu tepki üzerine sandığa gitmemesi, CHP’ye resmen oy vermemesini de anımsatalım mı?
Peki, benim gibi insanlar bu eleştirileri yaptığında neden ağırına gidiyor söz konusu statükocuların? Neden sadece övgü yazılarımız hoşlarına gidiyor da eleştirdiğimiz zamanlarda “onun da burnu kalktı” yakıştırması eşliğinde tukaka ilan ediliyoruz? Neden “bizi daima takdir etsin, aman ha aman eleştirmesin” gafletine düşülüyor söyler misiniz? Oysaki “Şiddetle özeleştiriye ihtiyacımız var” diyen milyonlarca insanın sevdiği bir isim, yani Yılmaz Büyükerşen başka bir partiden değil ki! Ve bu tarihi sözleri söylediği televizyon kanalı hangi partinin dünya görüşleri doğrultusunda? Hiç çekinmeden bu doğruları söylemesi yanlış mı şimdi? Kafasını kuma sokup mevcut durumun amigoluğunu yapanlar gibi davranmadığı için ayıp mı etti, yanlış mı yaptı yani şimdi?
Oysaki kendisini padişah sananları, padişahlığa soyunanları en üst makamdan eleştiren ve kendisini demokrat diye tanıtan insanların; iş kendisine yapılan eleştirilere geldiğinde tahammülsüzlük göstermeleri ne denli dik duruşluktur acaba?
İşte Yılmaz Büyükerşen’in milyonlarca insanın gözüne bakarak yaptığı açıklamalardan sonra insanlar kendisini gönül aynalarında bir kez daha seyretsin(tabii ki var ise). Neler diyor hoca?
“Köylere gitmemişiz o insanlara dokunmamışız bir kere…”
“Varoşlar doğdu zamanla şehirlerin uzak bölgelerinde. Kimse fark etmedi buradaki halk yığınlarını. Hiç birimiz hissetmedik onları, yalnızlıkları ile baş başa bıraktık. Fizik kuralıdır, fizikte boşluk kabul edilmez. Sizin dolduramadığınız boşlukları, yerleri birileri gelir doldurur…”
“Birbirimizle ideolojik ayrılıklara, anlaşmazlıklara düştük. İdeolojik anlaşmazlık da denemez buna. İşin açıkçası çıkar tartışmalarına düştük, ayrıştık…”
Teşekkürler hocam, teşekkürler…
Yıllarca haykırdıklarımın özetini bir gece yarısı herkesin gözlerinin içine bakarak ve çekinmeyerek söylediğiniz için sonsuz teşekkürler…
Zira söylemle eylemin kesişmesi, birbirine denk düşmesi halinde kitleleri inandırabilirsiniz ancak. Öbür türlü; şu an seçim olsa ya da başkanlık için referanduma gidilse en az %50 ile yine bir ders daha alacak malum kişiler. Benden söylemesi…
OZANCA
Bir damla balım ben
Bin çiçek var içimde,
Bin bir emek, bir o kadar da renk
Küçük bir şişede hayat benim
Denize göre damla,
Damlaya göre denizim ben
Kafeste bülbülüm ben
Mutluyum uçmasam da,
Ötebilmek yeter bana,
Nice mutluluklar var iken
Bir gül dalındayım
Tomurcuk ben, açan ben, solan da ben
Her mevsimde bir başka ben
Sayısız tanelerden biriyim çölde
Bir tek sevgim büyük çölden,
Sevgi ben, seven ben, sevilen ben
İşte bu sevgi, işte bu sevmek
İnsanı insan eden,
Seni başka, anayı başka, kardeşi
Eli âlemi sevmek başka
Her sevgi aynıdır sanki
Her biri diğerine benzer insan yüzü misali,
Gerçekte hepsi bir başka
Gülen, ağlayan, sevinen, üzülen...
Yaşayan bir yudum su, bir avuç toprak
Bir de hava sebep,
İnsanım ben, ya sen? Mehmet Ali Çetin
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy