Şiddet her yanımızı süratle sarmalıyor!

Şinasi Kula

21 Ocak 2015 20:26
A
a
Hayatımızın her alanında şiddet var artık. Ölümsüz, cinayetsiz, kazasız, intiharsız günümüz geçmiyor. Televizyondan haberleri izlemek için bile koca bir yürek gerekiyor. Ve sırf haber izlememek adına, hayatın gerçeklerinden kaçmak adına nerede zekâ seviyesi düşük diziler ya da izdivaç programları veya sonradan “gurmelerin” sunduğu yemek programları varsa onları izleyerek uyuşuyoruz…

Televizyon kanallarından evlerimize adeta kan akıyor oluk oluk! Yurdum insanı sosyal patlamanın farkında olmaksızın, adını koymaksızın şiddetin tam göbeğinde buluyor kendini. Baba oğlu, oğul babasını, koca ayrıldığı karısını, cinnet geçiren kadın beşikte uyuyan bebesini koyun boğazlar gibi boğazlıyor. Kadına karşı şiddet son on yılda tavan yatı demiyorum, tavanın tepesini deldi geçti! Hayatın her alanında kökünden sökülen kadın, tabir caiz ise dört duvar arasındaki esaretine geri döndürülüyor. Bakmayın tuzu kuru bir avuç kadına, kadının artık esamesi bile okunmuyor. Anlaşamadığı eşinden boşanmak, sevgi üretemediği beşik kertmesinin evliliğini reddetmek, istemediği ilişkiyi bitirmek ne haddine kadının! Sokak ortasında kevgir gibi delik deşik ediliyor artık. “Bakınız en az cinayetlerin yaşandığı Eskişehir’imize!” Sokaktaki on insandan beşinin belinde silah var, renk renk, desen desen, cins cins. Özel otomobillerin zulasında ya silah, ya ekmek bıçağı, ya döner bıçağı, ya da satır gizlidir. Hele bir sonradan görme hanzo ile yanlışlıkla dalaş bakayım trafikte! Dolma biber gibi oyuversin bir tarafından…

Poposu geride, göğsü önde, kolları pehlivanlar gibi yana açık ve zulasında bıçağı silahıyla kaplan kesilen bu çakma yiğitler “yan baktın” gerekçesi ile delip atıyor karşısındakini. Herkes öfke saçıyor, herkes külhan, herkes en haklı! Belinde ruhsatsız silahla( ya da bıçakla)gezmeyi erkeklik sanan yurdum insanı, hak arama mücadelesinde; ülkesinin bağımsızlığı tehlikeye girdiğinde nedense tavşan kesilir! Aniden yürüyüşü değişir böylesi durumda. Külhan yürüyüşün yerini sümüklü böcek yürüyüşü alır. Tespih böceği misali yusyuvarlak olur çakma külhan! Nefsinin dışında hiçbir gerçekle ilgilenmeyen bu ideolojisiz lümpen, kafasını yere eğerek “ben çorbama bakarım abi” nakaratını tutturur. İş hak savaşına, hukuk savaşına, toplumun menfaatleri doğrultusunda mücadeleye geldi mi; güçsüze uyguladığı hiddetinden şiddetinden eser kalmaz!

Şiddet hayatımızın her alanını sarmalıyor ne yazık ki. İnsanlarımız en yakınlarını böcekler gibi öldürmeye devam ediyor…


Peki, bu silahlar ne olacak?

Evet, değerli okurlarımızdan da bu sorunun yanıtı benden isteniyor. Soruyor bazıları bu silahlardan nasıl arınacağız diyerek. Ekmek gibi, yumurta gibi her yerde satılan ve istediğin an temin edilebilen bu silahlar kimlerin günahı? Silah ya da uyuşturucu baronlarının diye sıradan açıklama yapmayalım ne olur! “Bu saydığımız onursuzlar güruhu para için zaten kendi ailelerini bile satıp, peşkeş çekerler.” Onların Allah’ı kitabı dini imanı zaten o yeşillerdir. Bu silahların her köşede satılmasının asıl suçlusu yasa yapanlardır kardeşim! Düğünlerde, törenlerde, maç kutlamalarında, aşiret karşılamalarında binlerce merminin sıkılmasına seyirci kalan kolluk güçlerindedir kardeşim!

Bu kentte adı çıkmış belli mahalleler vardır doğru mu? Bu mahallelerde belli “şer gurupları”, polisin her türlü samimi girişimlerine karşın karanlık işler çevirmenin alt yapısını oluşturmaya devam ederler. Peki, en başta milletvekillerimiz, valimiz, yerel yöneticilerimiz, kitle örgütleri bir araya gelerek bu şer yuvalarını dağıtmak adına acil önlem alamazlar mı? Olanaksız mıdır bu, belli semtlerin kaderi midir kötü anılmaları? Desenize ki “yahu Şinasi sen ne saçmalıyorsun, adamlar ikbal derdinde, sus be kardeşim !”


OZANCA

Parıltılı sözlerin vurdu milleti

Uçurdun balonları sıra sıra

Şecaatin hırsızlığını arz etti

Türkün bağrında açtın yara…

                           Murat Han

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi