YAZIYORUM
SENİN GİBİ HOCAYA…
Hoca sıfatlı birçok kişi pür dikkat kesildi biliyorum.
Bunun yanı sıra nice öğretmen.
Hatta camii imamlarından da “n’oluyo yahu” diyenleri duyuyorum.
Ortalık karışmadan hemen konuya gireyim o halde…
“Sabah Kahvesi” programında stüdyo konuğum Yusuf Selek.
Tepebaşı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürüdür kendisi.
Görevini layığı ile yerine getiren müdürlerden.
Sokak hayvanlarına, insanoğlu tarafından yapılan ezaları
ve hayvan haklarını konu ediyoruz canlı yayında.
Birçok duyarlı yurttaşımız katıldı telefon konuğu olarak.
Lakin en son katılımcıydı gönüllerin kahramanı.
İsmi Abdülvahit Mermer.
Odunpazarı, Orhangazi Camii İmam hatibi.
Tam on yıldır anlının akıyla görevini sürdürüyor aynı yerde.
Yirmi iki yıl olmuş sokak hayvanlarına sevdalanalı.
Saygıdeğer eşi de kendisi gibi.
Evlerine sığının yaralı bir sokak köpeği, ikisinin de yüreğinde
olağanüstü bir şefkat deryasının oluşmasına vesile olmuş.
Onlarca sokak kedisine zemheri aylarında umut olmuşlar.
Karınlarını doyurup sevgilerini eksik etmemişler.
Değerli hocam canlı yayında dedi ki,
“nedir insanoğlundaki bu kibir, bu merhametsizlik,
hani yaratandan ötürü yaratılan her şeyi sevecektik,
onları öldürme, tekmeleme, tecavüz ve eziyet etme
hakkını nereden almışlar…”
Vaazlarında bu konuya sıkça değindiğini de vurguladı.
Öylesine etkilendim, öylesine duygulandım ki yayında.
“Senin gibi hocaya kurban olurum” demek geldi içimden.
Yüreği merhametli din görevlilerine öylesine ihtiyacı var
ki bu toplumun. Birleştirici, barışçıl ve yüreklere sevgi
ekecek donanımda çok kişiye ihtiyaç var hem de!
Allah’la, cennet-cehennem ile korkutanları çok tanıdık.
Abdülvahit Hocam gibi sevmeyi öğreteceklere hasretiz.
İçimden “senin gibi hocaya kurban olurum” demek geldi.
Kardeş sevgimi sunmaktan başka elimden bir şey gelmedi.
DIŞARDAN GAZEL
BURHAN SAKALLI’NIN SESSİZLİĞİ!
Bu başlıkla iki ay önce yazdığım yazıyı anımsayanlarınız var mı? Gerçekten de hissettiklerimin yanı sıra duyumlarım neticesinde bir şeyler yazmıştım. “Dedikodu” yazılar asla tarzım değildir. Ama edepli bir biçimde Sayın Sakallı’nın sessizliğe gömüldüğünü, bir gönül kırgınlığı içerisinde olduğunu belirtmiştim. Kendileri bir açıklama yaptı geçtiğimiz gün. Böyle bir kırgınlık yok dese de centilmenliği gereği yaptı böylesi açıklamayı. Aslında geçtiğimiz yıl “yandaş” diye adlandırılan bir gazetede aleyhinde yazılanlar sonrasında(külliyede defile) bir şeylerin farkındaydı! Neden, nasıl diye soru soran gazeteci arkadaşlarıma önerimdir. Ta o günlere gidiversinler, soruların yanıtlarını bulurlar. Kanımca Burhan Sakallı’nın adaylıktan çekilmesine en çok sevinen de ailesidir. Çünkü konumu gereği yorgun düştüğüne inanıyorum ben de Sayın Sakallı’nın.
OZANCA
Hz. Mevlana’nın Yedi Öğüdü
Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol
Hoş görürlülükte deniz gibi ol
Ya olduğun gibi görün
Ya göründüğün gibi ol…