Şehrimizi temiz tutalım!

Şinasi Kula yazdı

18 Mayıs 2015 00:06
A
a
Büyükşehir Belediyesi günlerdir süren şikâyetler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamada kısaca şöyle deniyor; “Porsuk kenarını kullanan gençlerin bu alanları kirlettikleri, yiyip içtikleri malzemelerin ambalajlarını ve atıklarını gelişigüzel attıkları belirtilmektedir. Porsuk’a atılan naylon ve plastikler nedeniyle, şehrimizin simgelerinden biri haline gelen gondollar da arızalanmış ve kullanılamaz hale gelmişlerdir. Porsuk kıyısında bulunan çöp kutuları da sayı olarak arttırılmıştır.

Eskişehir Türkiye’nin en çağdaş kentlerinden biridir. Bu tür görüntüler şehrimize kesinlikle yakışmamaktadır. Çöplerin gelişigüzel atılması durumunda zabıta ekiplerimiz gereken cezai işlemleri yapmak zorunda kalacaklardır…”

Çok geç de olsa, baharın gelmesi ile kendini dışarıya attı güzel ülkemin güzel insanları. Bulduğumuz ağaç gölgesi altına, çimenlerin ortasına yan gelip yatıyoruz. Hele Porsuk kenarında, bir de suyun insana verdiği haz içerisinde arkadaşlarımızla zaman geçirmenin tadına doyum olmuyor…

Buraya kadar her şey iyi! Lakin bundan sonrası üçüncü dünya ülkelerindeki görüntüyü andıran manzaralarla dolup taşıyor. Yurdum insanı yediği içtiği ve her türlü kullanıp attığı artıklarını ya olduğu yere bırakıp defolup gidiyor, ya da Porsuk nehrine atarak pisliğini temizlediğini sanıyor. Hani elinden gelse, kapıldığı rehavetin etkisi ile(büyük-küçük-orta ölçekli) çişini de bu alana bırakıp “ne güzel bir gün yaşadım be” diyerek evinin yolunu tutacak…

“Temizlik imandan gelir sözü” biz dâhil tüm İslam ülkelerinin ortak söylemidir. Hesap ortada, görünen ortada, ürün ortadadır saygın okurlarımız. Bu söylem sadece yaldızlı biçimi ile iki dudağın arasından çıkıp gök kubbede erir gider bizim gibi ülkelerde. Yaldızlı laf üretiminde dünya lideri olan yurdum insanı, iş pratiğe geldiğinde hiç de samimi değildir. Ben yaptım olduğu mantığı devreye girdiği için, herkes böylesine güzel ve anlamlı sözleri karşısındaki uygulasın diye söylemiş olur sadece. Söylemi ile eylemi denk düşen kişiye insan(ya da adam)denir, bu genel ve ahlaki bir kuraldır. Dedim ya bizde eylemi ile söyleminin denk düştüğü insan sayısı azınlıkta kalır…

Peki bu durumda yasalar, kurallar devreye girse caydırıcı olmaz mı? Bal gibi olur olmasına da bizim yasaların da uygulamaya girmesi, sürekliliği söz konusu olmuyor işte bakınız. Kurallara uymayanlara anında yaptırım uygulanması hayata geçirilmeli ivedilikle. Gelişmiş ülkeleri örnek verip hedef göstermekteyiz hep. Haydi bakalım o ülkelerde yasayı bizde olduğu gibi bir kerecik delmeye kalkın da, yasa uygulayıcıların da sizi nasıl deldiğini görün! Benim ülkemde ne demişti şişman bir adam boğazda 160 km hızla giderken? “Semracığım bir kere yasayı delmekle bişey olmaz…”

Yine bu ülkede bakanlık yapmış bir zatı muhterem de, “anayasayı paramparça edeceğiz” demişti öyle mi? Bana yöneticini söyle, sana vatandaşını tasvir edeyim. İşte bu kadar!

Özet: Zabıta yetkilileri hiç ayırım yapmaksızın kural ihlali yapan herkese cezai müeyyideyi anında uygulamalıdır. Hem de zerre kadar çekincemede kalmadan!

 

Sizlerden Gelen Yorumlar…

-Selam Şinasi Bey, ben İstanbul Beylikdüzü’nde yaşayan Eskişehirli Yılmaz Baltacı. Yapmış oldunuz yayınlardan dolayı tebrik ederim. Herkes sizin gibi cesur yayın yapsa keşke! Hele ki, kendilerini aydın zanneden korkakların yüzünden ülke bu duruma gelmiştir. Yolun açık olsun kendine iyi bak…

- Firdevs Kaner: Sizin dünya görüşlerinizle benimki farklı ama böyle de olsa cesur yazılar yazdığınızı görüyorum. Bazen kendi dünya görüşünüzdeki parti ve kişileri de çekinmeden hedef aldığınıza tanık oldum. Sıkça tekrarladığınız Büyükerşen sevinize rağmen onu da eleştirdiğiniz yazılarını okudum. Yani kimselerden beklentiniz yok algıladığım bu! Keşke benin dünya görüşlerimde olsaydınız.

-Nermin Togay: Elini taşın altından hiç çekmeyen cesur yürek Şinasi arkadaşım, iyi ki varsın…

-Sen istesen de istemesen de Türkiye İslam devleti olacak, bu arada sesinde kötü…(isimsiz)

-Şinasi Bey bir konu ya değinmek istiyorum. Televizyonlarda et sucuk reklamı yemek programları kaldırılsın. Fakir fukara alamıyor. Ayrıca saçma sapan yemek programları ile insanların fakirliklerini yüzlerine vurmaya ne zamana kadar devam edecekler! Televizyonda görünce çocuklar babalarından istiyorlar, lütfen bu konuya da değinir misiniz? Ekrem Türkdal

- Y. Özçelik: Türk astsubayına kapılarını sonuna kadar açan, sorunlarını Türkiye’ye duyurulmasına emek eden, gerçek bir vatansever ve insana yapılacak saldırıya yeltenecekler daha dünyaya gelmedi. Ola ki geldi, karşılarında bizleri de bulurlar. Avazımız çıktığı kadar insan onurunun dokunulmaz olduğunu haykırırız, dar ederiz dünyayı başlarına. Bunlarla hesabımız var 7 Haziranda! Sırata kadar sürecek bir hesap, sevgiyle kalınız bizim güzel yürekli ailemiz Sayın Şinasi Kula’mız…

-Ümit Harmanlı: Sabahları televizyonda yaptığınız programları genellikle izliyorum. Doğruları çekinmeden söylediğiniz anlarda ben de içimden derin bir oh çekip karamsar ruh halinden çıkıyorum. Yazılarınızı da facebooktaki paylaşımlarınızdan okuyabiliyorum. Televizyondan izlemek daha rahatlatıyor beni. Selamlar…

Not: Dünyanın en güzel duygularından biri de ürettikleriniz sonrasındaki dönüşümlerdir. Bir nevi ödüldür aslında bu dönüşümler. Kimsenin kimseyi kandırmadığı, bilindik ağırlamalardan ve fesatlıklardan arınmış en samimi biçimi ile hem de… Teşekkürler takipçi dostlarımız…

 

OZANCA

Bu dünya başına olsa bile dar

Umudunu kesip olma karamsar

Gün doğmadan neler doğar demişler

Elbette sabahın bir sahibi var…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi